MERT BELL YAZDI: MERHEM Mİ KEZZAP MI?

GZone müizk yazarı Mert Bell, Melike Şahin'in son albümü "Merhem"i kaleme aldı.

Melike Şahin’in sesine onu ilk dinleyişimde hayran olmuştum. Şarkı; “Kederin yüzüme ışık olsun” sözleriyle açılan ve ‘noluyoruz?’ dedirten “Deli Kan” idi. Böyle oyunsuz şarkı söylerken bedenimi sarsabilen biri çıkmıştı nihayet; kederli ve mutluydum aynı anda. İki duygunun birbirine karıştığı, tüylerinizin ürperdiği anlar vardır. Bunu başaran, şarkılarında eforsuz ve ölçülü yorumuyla melodramanın uçurumlarında cirit atan biri Melike Şahin.

O günden beri iletişime geçtiğim her anda şakayla karışık, ilk albümünü bir an önce çıkarması için baskı yaptım ona. Elbette ki baskılarıma aldırmadı; “Deli Kan”ın üzerine, hiçbiri az sonra bahsedeceğim albümde yer almayan 9 müthiş şarkı falan daha çıkardı ve haliyle bu sırada kendisini aşkla takip eden kuduruk bir hayran kitlesi de oluştu.

Bu ağır ağır demlenmiş ilk albüm “Merhem”, nihayet geçtiğimiz hafta kulaklarımıza düştü. Bugüne kadar dinlediğimiz ve farklı prodüktörlerle hazırladığı şarkılardaki çeşitlilik burada da devam ediyor ne mutlu ki. Zaten ortaklıklarını ilk kez dinlediğimiz aranjör Sabi Saltiel’in etkisindeki üç şarkının açılışa konmuş olması bunun müjdecisi. Şahin, “Serim” ile kültleşmiş şarkısı “Tutuşmuş Beraber”e bir selam çakarak girizgahı yapıyor ve Saltiel’in dokunuşu ile canlı performanslardaki halinden bambaşka bir yöne saparak alev alan “Hepsi Geçti” başlıyor. Bu şarkı, Şahin’in yazdığı sözlere hakim ‘yaram derindir ama elbet iyileşecektir’ temasının ve yine kırılgan ama bir şekilde kuyruğu dik tutmayı becerdiği vokalinin en bariz örneklerinden diye düşünüyorum. Mabel Matiz’in kalp parçalayan sözlerine yine Şahin’in merhem tadında yazdığı nakaratı ile hit olması garanti “Nasır” da benzer bir etki yaratıyor. Bu şarkı melodik olarak Matiz’in oyun alanına çok daha yakın ama Şahin şarkıyı o kadar güzel yorumluyor ki insan Mabel Matiz referansını unutuveriyor.

Sıradaki “Gönlüm Durur Orda” içinse oldukça sade bir kayıt alınmış. Bu şarkı neredeyse bir çocuk şarkısı ya da ninninin naifliğine sahip ve Şahin’in şarkılarında zaman zaman hissedebileceğiniz Yeşilçam duygusallığının tavan yaptığı (“Gelsen ya bi’ anda tebessüm avucunda, Kirpiğinde takılmış o yaş canımı aşar”) anlardan biri; dolayısıyla Şahin’in yorumunu öne çıkaran bu haliyle içinizi burkuveriyor.

Albümün çokça sevilen deli divane çıkış şarkısı “Uykumun Boynunu Bükme”ye hayat veren aranjör Uni Brauner Kinrot’a teslim edilen “Samatya’da İlk Rakı” da yine benzer şekilde orta doğu soundu ile rock müzik arasında duruyor. Bu, bağlama ve erkekler korosu eklentisi ile, benim çok düşkün olduğum (ve büyük ihtimalle de doğru tarif edebildiğim) bir tarz değil ama tüm şarkıları rakı masasına yakışabilecek bir albümde isminde rakı geçen tek şarkı için farklı ve doğru bir seçim olduğunu ve dinleyicilerin bu şarkıyı seveceğini düşünüyorum.

“Hakkaten hareketli bir Melike Şahin şarkısı nasıl olurdu ya?” sorusunun mükemmel ötesi cevabı “Öpmem Lazım” ise tam gaz bir gerdan, göbek ve popo sallama şovuna sebep. Hararetli kelimelerini (“Bilse nasıl kaynıyor, içim çiçekle doluyor, cennetimi sererim ona korkmam”) ağzından bal damlarcasına dağıtan Şahin’in vokal performansını ve tüm bu haz düşüne inceden inceden işleyen kemanları birlikte duymak albümün molası oluyor resmen. Yalnızca bu molada dinlenmek yerine kurtlarınızı döküyorsunuz. (Aranjörler Can Güngör ve Emre Malikler’e alkış!)

Albümün kapanışına doğru gelen “Sardunya’nın Kırmızısı” ise Şahin’in dramayı bıraktığında hatta kaçındığında da (“Öyle dursun avucumda halim yok tırmanmaya”) sağlam sonuçlar aldığının bir kanıtı. Bu gösterişsiz ama kuvvetli anların da kıymetli olduğunu, albümlerin ruhunu pekiştirdiğini düşünüyorum. Ancak zaten bu şarkının ardından Şahin, yanına müzisyen ve aranjör Dijf Sanders’i de alarak albümün en nefes kesici şarkılarından biri olan “Hançer”i yorumlamaya başlıyor. “Hançer”, şarkıcının yazdığı (bence) en iyi sözlere sahip olduğundan mıdır (“Yana yakıla düşüyorum uykuya, tam dalacakken gelme izinsiz, rüyamda bir el belli belirsiz, aynı tarifsiz buruk his”) yoksa şarkıyı bir hançer gibi kesen nefis enstrüman kullanımından mıdır bilmiyorum kalbimi çok hızlı attırıyor her dinlediğimde.

Kapanışı yapan “BEDELİNİ ÖDEDİM” ise aranjör Elif Dikeç’in hünerlerini gösterdiği; sinsi alt tonları ile karanlık bir 90’lar türk filminin müziğini hatırlatan enteresan bir şarkı. Şahin’in kendini neredeyse bir antikahraman olarak konumlandırdığı sözleri ile soğuk bir duvara toslamış gibi (“Bulamadım ilacı sende, merhem elimdeymiş”) bitiriyor bu şarkı albümü ve favorilerimden biri de oluyor.

““Merhem” tamamı yaralarınıza iyi gelecek, sizi sarıp şefkatle kucaklayacak şarkılardan oluşuyor” demiyorum tabii ama Melike Şahin de şarkılarında hasarı atlatmanın içimize bakıp yüzleşmekten geçtiğini anlatıp duruyor. Birileri, bir şeyler bizi büküyor ama kendimiz doğrulup kalkıyoruz. İşte o kısım yakacak mı; evet biraz yakacak ama hepsi geçecek, yangınlar sönecek. Bu sebepten; şu anda kesinlikle doğru adrestesiniz.

https://track.adform.net/C/?bn=47497305 1x1 pixel counter :