863269c786
mert-bell-yazdi-sezen-aksu

MERT BELL YAZDI: SEZEN AKSU’NUN SON ALBÜMÜ TÜM KARİYERİNE ESASLI BİR SAYGI DURUŞU

GZone müzik editörü Mert Bell, Sezen Aksu’nun geçtiğimiz günlerde çıkan “Biraz Pop Biraz Sezen” albümü hakkında yazdı:

Sezen Aksu’nun yeni albüm hazırlığında olduğu biliniyordu ya, albümün Ocak ayında kulağımıza düşeceğinden ancak geçen ay haberimiz oldu. Ara bu kadar uzun olunca önce birden anlayamadım ama tarih “şu gün çıkıyor” denilecek kadar yaklaştığında, içimdeki şiddetli ve karmaşık duyguların esiri olmaya başladım.

Hayatlarımızın gittikçe daha boktan bir yere dönüştüğü, benim gittikçe daha sinirli ve isyankar (ve üzgün) olduğum dünyamızda şarkıya, filme, kitaba ve sevdiklerime tutunmaktan başka çarem yok. Sezen Aksu, benim için (ve bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen sizin için de) ezelden beridir tutunacak en sağlam ve en şefkatli can yeleği. Dolayısı ile yeni şarkılarını dinleme düşüncesi hem duygularıma hakim olamayıp gireceğim ağlama krizlerinin (iki tanesine çoktan girdim bile) hem de annemi uzun zamandan sonra yeniden görmenin vereceği türden bir mutluluk hissinin kapıda olduğu anlamına geliyordu. “Biraz Pop Biraz Sezen”i ilk kez dinleyip bitirdiğimde ise tüm bunların üstüne albümün nefes kesiciliği karşısındaki dumur halim eklendi.

Bu albümde emeği geçen tüm şarkı yazarları ve aranjörler (hepsinin ismini ilerleyen satırlarda anmaya çalışacağım) 16 şarkının her birinin hakkını ayrı ayrı vererek Aksu’nun müziğini günümüz popuna gayet incelikle ama kasmadan getirmeyi beceriyorlar. Bir yandan da şarkıcının hayranlık verici diskografisinin en şahane dönemlerine selam çakıyorlar.

Açılış şarkısı “İsyancı” aranjörü Erdem Yörük’ün yaylıları harikulade kullandığı usta işi düzenlemesi ile albüme görkemli bir başlangıç yapıyor. Ama bu şarkı esas Aksu’nun tam da en ihtiyaç duyduğum sözleri kulağıma fısıldaması ile beni etkisi altına alıyor: “Baştan ayağa yaraydın yani, kalsaydın da ben saraydım seni”.

Neyse ki tüm isyancılığıma rağmen gitmeye niyetim yok, zaten sıradaki şarkı (“Baba Evi”) çocukluğumuzu geçirdiğimiz ama artık yaşamadığımız o evlerde, şimdilerde yalnızca birkaç gece kaldığımızda bile hissettiğimiz huzuru ve beraberinde düşündüğümüz geçmişi, hortlayan duyguları hem ılık hem de buruk bir şekilde seriveriyor önümüze. Bir ayrılıktan, vedadan bahsediyor Sezen, belki bir dost ya da sevgili, ama annesinin ölümünden sonra İzmir’deki aile evinde yazdığını düşündüğümde “anladım ki çok muhabbet ayrılık getirdi” dizelerindeki avuntusu içimi daha fazla kavuruyor. Yaptığımız hatalar ya da bazen sadece hayatın araya girmesi ile kaybettiğimiz sevdiklerimizin hayaletleri gibi çok cazip ama aynı zamanda çok can acıtıcı bir şarkı bu.

“Adı Bende Saklı”nın puslu güzünden kopup gelen “İsyancı” ve “Baba Evi”nin sonrasında, albümün 20 saniyelik tanıtımlarında beni en çok heyecanlandıran şarkı geliyor: “İhanetten Geri Kalan”. “Baba Evi”nin de aranjesini yapan Okay Barış’ın düzenlediği şarkı albümün en sevilenlerinden biri oldu bile. Bu şarkıda mevsimi ayaza kesen Aksu’nun hedefi gayet belli: aldatan sevgili. Kariyerinin en tesir edici dönemlerinden biri “Git” ve “Geri Dön” arasında geçen Aksu’nun “istemem artık geriye dönme, dönersen bile bu evde sönme” cümlelerini seslendirirken hala aşık bir kadın olduğu gün gibi açık ama maalesef gerçekler de beton kadar sert –ki zaten sonunda dile geliyor: “bir hasrettir, bir intikam ihanetten geri kalan”.

Sezen Aksu’ya ait olmayan ilk şarkı “Hakkımda Konuşmuşsun”, ya ilk 3 şarkının hazırladığı zeminden ya da kendisi başlı başına muazzam bir şarkı olmasından mütevellit bilemiyorum, beni ilk ağlama krizine sokan şarkı oldu. Ayrılıkları, acıları anlatmayı pek sevmeyen benim gibi ketumlara şifa gibi gelen sözleri için yaratıcısı Sibel Algan’ın karşısında saygıyla eğilmek gerek. Aksu da usta Erdem Sökmen ona gitarıyla eşlik ederken hem kırgın hem de metanetli uyarıyor: “Dargınken sevgililer, erken konuşan kaybeder”.

Beşinci sıradaki “Canımsın Sen” tempoyu yükseltirken Aksu nihayet aşka yelken açıyor ve yeni altın çocuk olarak nitelendirebileceğim aranjör Ozan Bayraşa ile albümün en sağlam hitlerinden birine imza atıyorlar. Bayraşa bu aranjede popa tam yerinden elektronik dokunuşlar yaparak, aslında nakaratı çok da kuvvetli olmayan bir şarkıya resmen sınıf atlatıyor. Aksu da kendisine (bilhassa şarkının finaline doğru gelen “Senden önce senden sonra…”lı bölümde) birinci sınıf bir vokal ile eşlik ediyor.

Albümün tek parti şarkısı olan “Manifesto”, Aksu’nun ahretliği Şehrazat’ın eğlenceli bestesi üzerine kendi yazdığı sözlerden (“lol lol hadi kop gel parti parti”nin gullümlüğü bir yana “Yaşasın hayat, budur manifesto”nun karşısında durmak hakikaten çok güç) ve hit yaratıcısı Volga Tamöz’ün “Şarkı Söylemek Lazım” döneminin enerjisini yakalayan tam gaz düzenlemesinden yükselirken milletçe gevşemeye hasret kaldığımız şu günlerde albümün tanıtımı adına çokça çalınacak ve alıp yürüyecektir diye düşünüyorum.

“Nerede bu albümün meyhane şarkısı?” diye soranlara ise cevabı Sibel Algan, albümdeki ikinci şarkısı “Köz” ile veriyor. “Köz”, “Perişanım Şimdi”ye kardeş gelerek bizi “Bahane”nin en demli anına ışınlayıveriyor ve Aksu’nun (Madam Despina’dan sonra belki ama Sıla’dan çok daha önce) meyhanenin esas kadını olduğunu bizlere yeniden hatırlatıyor.

Devamında gelen “Kördüğüm”, Aytuğ Yargıç’ın düzenlemesi ve ortasındaki şiirli bölümü ile albümdeki en klasik Sezen anı olarak karşımıza çıkıyor. (Aksu en dişli dudaklı sesiyle “Lakin hayat fışkırır damarlarımızdan onca şeye rağmen” diye başladığında hipnotize olmamak imkansız tabii.)

Yine Ozan Bayraşa’nın sihriyle hem modern zamanları hem de tuhaf bir şekilde “Bir Çocuk Sevdim”in akıcılığını aynı potada eritmeyi başaran “Ey Benim Çocukluğum” albümün en iyi şarkılarından biri kanımca (20 sene sonra da bu albümden hatırlanacaktır). Aidiyetsizliğin, arada sıkışıp kalmışlığın buhranını anlatan sözleri Aksu’nun ne kadar iyi bir şarkı yazarı olduğunun milyonuncu kanıtı belki.

Ne kadar iyi bir yorumcu olduğunu milyonuncu kanıtı olan şahane “Ben Kedim Yatağım”ı ise ne kadar övsem az. Rob Dougan’a ait kademe kademe açılan büyüleyici bir bestenin üzerinde Aksu’nun sesi ve yorumu kusursuz geliyor kulağa. “Yaz Bitmeden” albümünün muazzam “Oyalanma”sını hatırlatan atmosferi önünde, her ayrılığın ardından yeni bir günün hep geldiğini, hayatın inatla üstümüzden geçtiğini anlatıyor Sezen.

Sıradaki, “Hu Hu”, “Üfle De Söneyim” ve “Koca Kıçlı”dan oluşan albümün rahatlama üçlemesi ise topukluları atıp çıplak ayak yere basmanın hafifliğini yaratıyor resmen. 3 farklı aranjörün (Erdem Yörük, Okay Barış, Ozan Bayraşa) elinden çıkmasına rağmen enteresan şekilde müthiş bir bütünlüğe sahip bu 3 şarkıdan ille de birilerini öne çıkarmam gerekirse ”Yeni ve Yeni Kalanlar”ın bıraktığı yerden başlayıp çok tatlı bir nakaratla coşturan (muhtemelen Hande Yener’in söylemek için can atacağı) “Hu Hu” ve yarattığı müzikal hissiyle Aksu’nun kariyerinin en başlarına (biraz da “Deli Kızın Türküsü”nin şarkılarına) göz kırpan “Koca Kıçlı”yı söyleyebilirim. Bu 3 şarkının bende yarattığı en doğru hisleri ise “Üfle De Söneyim”in sonunda yine Sezen’in ağzından çıkan “oooh!” ifade ediyor sanırım.

Aksu’nun en eski müzikal ortaklarından (“’88” albümündeki “Sarışın”dan beri) Ara Dinkjian ile Tamer Pınarbaşı ve İsmail Lumanovski’den oluşan The Secret Trio’nun 2 yıl önce çıkan harika albümü “Three Of Us”da ilk kez dinlediğimiz ve bu albüme de konulan “Benim Karanlık Yanım” ise Dinkjian’ın müziğine aşina olanlar için tadına doyulmaz bir yolculuk vaat ediyor. Bu iç hesaplaşma şarkısı Dinkjian etkisinin en çok hissedildiği “Deliveren” albümünü (hatta Aksu şarkının bir yerinde “Deliveren”in sözlerini hatırlatırcasına “Melek de şeytan da bende” diyor) ya da “Deniz Yıldızı”nın sükunetli buhranını akla getiriyor.

Söz ve müziği Onur Özdemir’e (kendisini Sakin grubunun solisti ya da “Onurr” olarak biliyor olabilirsiniz) ait “Günaydın Memur Bey” ise albümün kapanışına doğru gelen gizli bir hazine adeta. Tuhaftır, Özdemir bu şarkıyı Aksu’yu hayal ederek yazdığını söylüyor ama yine de sonuç Aksu’nun daha önce söylediği hiçbir şeye benzemiyor. Ozan Bayraşa’nın şarkının asidik sözlerini ense kökümüzde hissettiren, (o çın çın eden piyano ile) tüyler ürperten düzenlemesinin ve yine Özdemir’in vokal desteği ile Aksu bütün kariyerinin en ayrıksı şarkılarından birini yaratıyor. İkilinin “dünya şu naylon torbalarda” diye haykırışı yağmurlu berbat bir günde ıssız bir sokakta hissedebileceğim en korkunç yalnızlık duygularıma eşlik ediyor şimdiden (bu kadar net gözümde canlandırabilmem hayrıma olmasa gerek).

“Işık Doğudan Yükselir”den bir şarkı gibi (ihtişamlı bir orkestrasyonla) başlayıp, Aksu’nun “Düğün ve Cenaze”deki gibi efkarlı efkarlı söylediği “Göç” ise “İsyancı” ile büyük oynayarak başlayan bu albümü aynı şekilde noktalıyor.

“Biraz Pop Biraz Sezen”i dinlemeye başlayalı henüz 3 gün oldu, heyecan ve baş dönmesi ile yazdıklarım bu kadar. Bir kusurum varsa affola. Bu albümün 30.yaşını kutladığım yazımda telafi ederiz.

sezen-aksu

Albümü ITunes üzerinden buraya tıklayarak satın alabilirsiniz. 

 

İlginizi Çekebilir

usher

BİZ BİLE ŞOK! USHER’IN EŞCİNSEL İLİŞKİSİ Mİ OLMUŞ?

Ünlü şarkıcı Usher, geçtiğimiz aylarda Los Angeles’ta üyesi olduğu spa salonunda yaşadığı iddia edilen cinsel ...