MERT BELL YAZDI: TÜRKÇE POP’UN KURAK YAZI: 2019

GZone Müzik yazarı Mert Bell, Türkçe Pop açısından tatsız geçen 2019 yazını bir ara rapor ile yorumladı. İşte bu müzikli yazı:

Türkçe pop şarkıları açısından pek de heyecanlı geçmeyen 2019 yazının ortalarındayken neler oldu, neler bitti bir sıralayalım bakalım:

*Berkay’ın coverlardan oluşan albümünü (“İz”) oldukça beğendim. Aranjörler Bora Uzer ve Çağrı Telkıvıran’ın emeklerinin bundaki katkısı oldukça büyük. Bir arkadaşım “böyle albüm yapacağına, youtube’a canlı performans videosu koysun” demişti; başlangıçta bu yoruma katılmakla birlikte şarkıları tekrar tekrar dinledikçe bu farklı ve üzerinde düşünülmüş (neredeyse bir konsept albümün bütünlüklü sounduna sahip) düzenlemelerin bir albümü hak ettiğine karar verdim. Berkay’ın bir yorumcu olarak fazlaca abartıldığını düşünenler de var. Kendisini yıllardır keyifle dinlememe rağmen buna şiddetle karşı çıkmayacağım. Yalnızca şunu belirteceğim; şarkıcı, sadece Deniz Arcak’ın “Vurur”u ya da Gülhan’ın “”Dokun Bana”sı gibi enteresan (ve harika) şarkıların değil “Deli Et Beni” ve “Kadınım” gibi suyu çıkarılmış şarkıların da hakkını fazlasıyla veriyor ve tamamen kendisi gibi yorumlamayı başarıyor. Benim için bir fetiş şarkı olan Sezen Aksu’nun “Bu Gece”sinin bugüne kadarki utanç kaynağı yorumlarının ardından duyduğum en iyi versiyonuna imza atmış örneğin bu ekip (yine de orijinali ile kıyaslanamaz tabii). Bilhassa 90’lar çocuğu iseniz Berkay’ın albümüne bir kulak verin, hele ki güneye, egeye doğru yola çıkıyorsanız falan. Aşkın Nur Yengi klasiği “Ayrılmam” ile değil ama Ercan Saatçi’nin müthiş kıymeti bilinmemiş “Sayenizde”si ile de açılışı yapın.

*Ozan Doğulu’nun geleneksel ortaya karışık albümlerinin bugüne kadarki en kötüsü “130 BPM Kreşendo” içinden tavsiyelerim Simge’nin “Ne Zamandır”ı (bestecisi Ersay Üner burada Demet Akalın dönemine ait bir şarkı yapmış resmen) ve Ajda Pekkan’ın ona çok yakışan “Yalnızlık FM”i olacak.

*Buna rağmen Ajda Pekkan kendisine yakışmayan Sinan Akçıl şarkısı “Canın Sağ Olsun” ile kendini hatırlatmayı tercih etti bu yaz. Pekkan, 2000’li yıllardaki bu geri dönüşünde Sezen Aksu ve Şehrazat’ın yarattığı şarkı ikliminde kaldığı sürece iyi şarkılar söylüyor. Aksi takdirde bu şarkı gibi son derece vasat ve daha önce söylediği vasat şarkıların kopyaları gibi olan şarkılarla karşımıza çıkıyor maalesef.

*Bir diğer tartışmalı isim Hande Yener her zaman olduğu gibi bir kötü şarkı (“Kuş”) yaptığında ardından hemen dikkatimi dağıtacak başka bir şey yapmayı beceriyor. Bu kez Mete Özgencil’in oyunbaz sözlerine sahip “Krema” ile suçlu zevklerime bir yenisini eklememe neden olan Yener’in ne kadar dinlendiğini düşünmem ise zannediyorum endişe verici. Aslına bakarsanız “Kuş” gibi bir şarkı yaptığı için artık eskisi kadar dinlenmiyor olması normal ya da belki de sevindirici ama Türkiye’de “Krema” gibi bir şarkının altından bu kadar eforsuzca kalkabilecek (ve kendine yakıştırabilecek) başka kimse olmaması da… Ne bileyim ya; Hande Yener kafamı karıştırıyor işte. Siz Ümit Kuzer’in krema gibi yumuşacık ve pürüzsüz düzenlemesine ve Özgencil’in ‘na’lı sözlerine kapılıp gidin bence.

*Derya Uluğ ve Burcu Güneş’in kendilerince farklılaşma denemeleri olan “Ah Zaman” ve “Ufo” isimli şarkılarını beğenmedim, tekrar çalma isteği uyandırmadılar. Bunlara karşılık “Ece Seçkin”in “Hoş Geldin Ayrılığa” sularına kayan yenisi “Geçmiş Zaman”ı kendisine çok yakıştırdım. Hanım hanımcık hallerine tezat kulağa daha agresif gelen bu tavır Seçkin’e ve sesine daha çok yakışıyor bence.

Bir diğer enteresan iş olan Esin İris’in “Dans Edelim Mi?”si de sıcak günlerde serinletici etki yaratan bir şarkı. İris’in Ozan Bozdağ ve Orhan Akın ile kotardığı şarkı, şarkıcıyı bizlere kendisini daha önce duymadığımız bir elektro-pop soundla sunuyor (ve hedefi on ikiden vuruyor).

*Geçtiğimiz ayın en çok dinlenilmesi gereken şarkısı ise biricik Göksel’imizin yeni albüm müjdecisi olduğuna inanmak istediğim yeni şarkısı “Hiç Yok” idi. Uzun zamandır kendisinden ve şarkılarından böylesine farklı ve yüksek bir enerji hissetmemiştim, hatta kendisi de şarkıyı paylaşırken benzer bir heyecan duyduğunu ifade etti. Ozan Çolakoğlu’nun 10 numara disko aranjesi, Göksel’in kariyerinin zirvesinde kendini bir kez daha bulduğunu gösteren yumruk gibi sözleri, aşırı havalı videosu ve bu şarkı ile alakalı her şey asla aklıma gelmeyecek bir soruyu dillendirmeme neden oldu: Göksel bir disko albüm mü yapsa?

*Ufuk Kevser’e yaptırdığı “Öldür Beni” remiksinden çok memnun kalmış olacak ki Güliz Ayla prodüktöre yeni şarkısı “Öyle Sev”i de emanet etmiş. Ayla’nın her tarza rahatlıkla adapte olabilecek bir vokal olduğundan artık emin durumdayız. “Öyle Sev”, hem yaz için uygun hem de şu an avrupa radyolarını işgal etmiş türdeki popa yakın duran, başarılı bir iş olmuş.

*Remikslerden konu açılmışken Ayşe Hatun Önal’ın orijinali kafama ağrılar sokan “Katakulli”sine Doğuş Çabakçor’un yaptığı şahane remiksi dinlemeniz lazım. Kovalayıp durmasak da sağlam remikslerin her zaman hastasıyız, bu da bu yıl duyduğum tek iyi türkçe pop remiksi diyebilirim.

*Son olarak Kalben’in yeni EPsi “Aşk Çeşmesi”nden bahsedelim. Kalben’in yazdığı 3 şarkıyı aranjör Kutsal Kaan Bilgin ile beraber aranje ettiği bu EP, şarkıcının alışık olduğumuz tarzından çok uzakta bir dinleti vaat etmiyor. Örneğin geçen yıl çıkan ve tadına doyamadığım Kuşlar remiksi gibi bir macera yok burada belki ama bilhasa isim şarkısında hafiften Gaye Su Akyol’u anımsatarak yürek kabartmayı beceriyor ikili. Kalben müziğinin en cazip yönünün Kalben’in eşsiz sesi olduğuna inananlardanım. Bu ses ve yorum üçlemenin en tanıdık hislisi, kısa ve net “Çek”i bambaşka bir yere götürebildiği gibi içe dönük sözleriyle favori olması muhtemel “Kalp Hanım”ı finalinde Janis Joplin’in kucağına bırakıveriyor da. Kalben, bir şekilde kendini ilgiyle dinletmenin bir yolunu buluyor nihayetinde. 3 şarkıyı da kapsayan, kısa film hissiyatlı videoyu (“Kız Kulesi’nin Anahtarı”) izlemeyi de unutmayın!