863269c786
yasemin mori mertbell

MERT BELL YAZDI: YASEMİN MORİ ESTİRMESİ, BORA UZER DİNDİRMESİ

GZone müzik yazarı Mert Bell, son günlerde dinlediği müzik çalışmalarını yorumladı. İşte bu yazı: 

Son yazıdan bu yana zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım bir yandan ama bir taraftan da bu müzik piyasasının durgun olduğu dönemde elde olanların, geçen seneden tadına doyamadıklarımın zevkine iyice varmaya çalıştım. Ama nihayet iyi albümler 1-2 kucağıma düşmeye başladı.

İlki Yasemin Mori’nin 4.albümü “Estrella”. Mori, ilk albümünden bugüne hayranlıkla (hatta ağzım açık) takip ettiğim biri ve 3.albümü “Finnari Kakaraska”yı, kendisinin de üzerine çıkamayacağına emin olacak kadar çok seviyorum. “Estrella” ise nasıl diyeyim… aslında bir öncekinin üstüne çıkmayı sallayan bir albüm değil, çünkü meselesi bambaşka. Hatta bana sorarsanız genel olarak kariyerinin de bir başka köşesinde duruyor.

Kıpkırmızı kapak görselini ipucu alarak şarkıcının bu seferki şarkılarının aşk ve tutku teması etrafında köklendiğini söylemek mümkün ama bu öyle alıştığımız tarzda bir aşk albümü değil. İşin enteresan tarafı, pop normallerine bakacak olursak Mori’nin ‘standart pop’a en yakın albümü bir yandan. Ama biliyorsunuz kendisinin nasıl canhıraş bir hikaye anlatıcısı olduğunu ve yazdığı sözlerle ne acaip atmosferler yaratabileceğini.

Şimdi o sözler ve sihirli melodiler, popun altın çocuklarından Gürsel Çelik’in aranjelerine teslim etmiş kendini ve ortaya bir “rollercoaster ride” diyebileceğimiz “Estrella” çıkmış.

Bir kere en baştan belirtmek gerek, Çelik albümdeki her şarkıyı tek tek sahnede bir müzikalin şarkıları olarak sunulabilir şekilde düzenlemiş. Açılışı yapan ve albümün atmosferini hazırlayan “Karambol”de Mori tüm dünya dertlerinden sıyrılmış, aşkın deliliğine ve karmaşasına sürükleneceğini müjdeliyor ve diyor ki “kalbim kadar kırmızı bir yumruksun sen”.

Yumruğun inmesi ve içimizin geçmesini bol gerdan kırmalı alaturka “Geçiriverdim İçimi” ile kutladıktan sonra serin bir pop-rock şarkısı gibi başlayıp nakaratında ani bir alaturka dönüşle nanik yapan “Satsuma” ile artık kesin olarak anlıyoruz ki Mori’nin gözünü aşk bürümüş.

Bu zapt edilemeyen aşkın kudurma anı ise çıkış için seçilen ve Eypio’nun da ateşini harladığı “Estirelim mi?” ile gerçekleşiyor.

Albümdeki ilk favorim, efsunların salındığı bir cadı dansına davet eden mambo harikası “Çıngıraklı Dilber”ın ardından ise tempo nihayet düşüyor ve Mori’nin düşük tempolu şarkılarda ne kadar iyi olduğunu bir kez daha ispat eden “Tuzlu Su” başlıyor (şarkıcı burada yine aşkından emin sayıklıyor: “hiçbir şey sensiz olamaz”).

Cem Yılmaz eşlikli “Konyak” ise “Tuzlu Su”nun yarattığı ağırlığı dağıtıyor ama esas başarısı albümün ‘reality check’ yapan ilk şarkısıyken bir yandan civelekliğiyle kahkahalar attırabilmesinde. Alkol bazlı bir gerçeklik ayarı tam da bu albüme yakışır bir tavır zaten ve sıradaki şarkılar da bu ‘ride’ın sonuna geldiğimizin habercileri oluyor.

Korhan Futacı’nın bestesi ile belki de şarkıcının bugüne kadar söylediği en standart pop şarkı olan “Uçan Kedi”nin (Mori bu kez normale dönmek için büyülerden medet umuyor) sonrasında albüm diğer favorim “Macera” ile kapanıyor. Aşkın o sinsi “gül müydün diken miydin, ardımdan güler miydin?” şüphesine rağmen tüm cesaretiyle kendini cevaplıyor şarkıcı “kollarım açık sonuna kadar sana macera”.

Yasemin Mori baş döndürücü maceraların kollarına kendini atadursun Bora Uzer 9 yıl aradan sonra çıkan yeni albümü “Benim Umrumda”da en kolay tabiriyle domestik mutluluğun zirvesine çıktığını ilan ediyor. Bu 9 yıllık sürede evlenip çoluk çocuğa karışan şarkıcının yaptığı müziğe aşına mısınız bilemiyorum ama özetle funk, soul, r&b ve pop karışımı bir tarzı var Uzer’in ve bunu, üstelik Türkçe sözlerle, oldukça başarılı şekilde icra ediyor (aranjör/prodüktör olduğunun da altını çizelim). Onu hiç dinlemediyseniz öncelikle ilk albümü “B1”i dinlemenizi öneririm.

Uzer’in müzik tarzı nedeniyle yurt dışından akla getirdiği bir isim Justin Timberlake ve ne tesadüf ki Timberlake de ‘aile-eş-çocuk ile mutluluk’ odağından çıkan (ve pek de iyi eleştiriler almamakta olan) son albümünü yakın zamanda çıkardı. Timberlake’in albümünü defalarca dinleyip yalnızca 1 şarkıyı sevebilen ben Uzer’in albümünde böyle bir durum olmadığını söyleyebilirim. Evet, “Sıkılmadın mı?” ve “Dam” gibi hareketlimsi şarkılarını dinlerken “B1”in bombastik şarkılarını arıyor kulaklarınız ya da çıkış şarkısı “Bu An” neredeyse reklam filmi kokan bir ev huzuru hissi veriyor ki dinlerken içiniz gıcıklanabiliyor. Ama Uzer’in şarkılarının melodileri gayet sağlam, kat kat açılıyor ve yeniden yeniden dinleme isteği uyandırıyor (“Mezuniyet”, “Düşes”, “Bir Aşkım Var”). Kimi şarkılarda D’angelo’nun soul’unu hatırlatacak kadar sağlam ve kontrollü işler çıkarıyorlar hatta (“Gün Bugün” ve “Nerede O Günler”).

Albümün genel temasından uzaklaşarak gündeme eğildiği “Bazen” dışında bir başarısızlık göremiyorum albümde. Onu telafi etmek içinse Gökhan Türkmen’le dansa davet ettikleri “Yaşa”yi dinleyebilirsiniz. Bora’nın iki albüm arası dönemde çıkardığı nefis şarkılar “Çekingenim” ve “Sevgilim” in de bu albüme bonus olarak eklendiğini söylemek gerek. Nihayetinde bu ülkede bu tip bir müziğin de böyle derli toplu yapılabiliyor olduğunu göstermesi açısında önemli bir adam ve albüm.

Bir diğer önemli adam Mabel Matiz ise bu yıl çıkacak 4.albümü “Maya”nın 2.tahrik unsuru olan “Öyle Kolaysa” ile yine herkesin tüylerini dikmeyi becerdi. Yazın çıkan “Ya Bu İşler Ne”nin maksimalistliğinin ardından bu şarkı (kendi adıma) o kadar beklenmedik bir hamleydi ki hem dinlediğime hayran kaldım hem de bu iki şarkının aynı aranjörün (Sabi Saltıel) elinden çıkmış olmasına şaşırdım. ”Öyle Kolaysa” yürek burkucu bir nostaljik deneyim ve ilk dinlediğimde gözümün önüne önce gerdan kırıp ardından ağlamaya başlayan bir Türkan Şoray geldi, varın gerisini siz düşünün.

Ağlama garantili bir başka şarkı Mavi’nin “geri dönme artık, oldum başka biri” diyerek lafa ve mideye/kalbe doğrudan girdiği “Kaçak”. Bu şarkı da artık gelenekselleşen uçakta ağlama seanslarımdan birine baştan sona eşlik etti sağ olsun, yaratıcısını tebrik ediyorum.

Enteresan ama anlam veremediğim müzik haberleri arasında ise Pamela’nın arabesk şarkılarının 467.coverları ile doldurduğu yeni albümü “Yara” (bu albüm iyi eleştiriler alıyor aslında ama zamanımı harcamayacağım da kesin gibi) ve son 15 yıldır aynı şarkıları bize pişirip pişirip geri sunan Teoman’ın “Koyu Antoloji”si (buna şans verme ihtimalim hiç yok) dikkati çekiyor.

Yabancılar cephesinde ormanlar adamı Justin Timberlake’ten umduğumu bulamadım ama yeni çıkacak albümlerinin habercisi teklileri ile Troye Sivan (“My!My!My!”) ve Kylie Minogue (“Dancing”) gönlümü hoş tuttu.

Lorde, SZA,Lana Del Rey ve Kesha’nın elleri boş dönüp Ed Sheeran ve Bruno Mars’ın ödüle boğulduğu cinsiyetçi Grammy’ler ise diliyorum ki sinema endüstrisinde olduğu gibi müzik endüstrisinde de bir ayaklanmaya neden olur.

Ayrınca Bakın

marlon brando

ÜNLÜ ERKEK OYUNCUNUN EŞİNDEN MARLON BRANDO İLE İLGİLİ EŞCİNSEL İLİŞKİ AÇIKLAMASI

ABD’li efsane komedyen Richard Pyror’un dul eşi Jennifer Lee, 1970’li yıllarda oyuncu Marlon Brando ve eşi Richard ...