MERT BELL YAZDI: ZAMANA YENİLMEYEN ALBÜMLER -2.KISIM

GZone müzik yazarı Mert Bell, Zamana Yenilmeyen Albümler yazısının ikinci bölümüyle karşınızda:

“2000’ler nostaljisi yapmamıza (ve “Yalanın Batsın”ı gözü yaşlı dinlememize) ramak kala” diye başlamıştım yazının ilk bölüme, fact check, hakikaten de Hande Yener yeni şarkıları ile bizi utanç içinde ağlatmaya kararlı gibi görünüyor.

Neyse biz bırakalım Yener’i; ben size bu yıl hiç de fena olmayan bir geri dönüşle bizi memnun eden İzel ve kariyerinin en büyük zıplamasını sağlayan albümü “Bir Küçük Aşk”tan bahsedeyim biraz.

Kabul edelim ki biz Türkçe pop dinleyicileri olarak İzel’i hep sevdik. 30 yıla yaklaşan albümlü kariyeri boyunca; Ercan ve Çelik’in arasındaki utangaç hallerinden zirvesini yaşadığı “Bebek” dönemine ve bugün tüm hayranlarını altında buluşturmayı beceren “Bizim Ağaç”a kadar İzel’e olan aşkımız kararlılığını sürdürdü, sürdürüyor. 

Yazıya konu olan “Bir Küçük Aşk” ise, İzel’in solo kariyerini büyük bir ivmeyle başlatan “Adak” ve 90’ların kıymeti pek bilinmemiş ama karizması bol albümlerinden “Emanet”in ardından gelen bir pop bombardımanıydı adeta.

İkinci albümün ‘bir parça zaman isteyen’ yapısının aksine baştan sona Altan Çetin’in hafızalara ilk dinlemede kazınan nefis pop şarkılarından oluşan bu albüm şarkıcının popun zirvesindeki isimlerden biri olmasını sağlamıştı.

Bugün Kıvanç K.’nın efsane aranjesi sayesinde klasik haline gelmiş dans hiti “Yok Yere”nin videosu bu albümü gün yüzüne çıkarmıştı. Ortalıkta çok fazla dans eden popçu olmamasını fırsat bilen İzel, bu dinamik albüme ve tüm performanslarına dans etme isteğini ve aldığı dans derslerinden edindiklerini de eklemiş, pop müziğimizdeki bu açığı kapatmaya niyetlenmişti.

Bu ilk video ile İzel’in ‘daha seksi, daha dişi’ olarak gözümüze sokulan yeni imajı da kutlanıyordu bir taraftan. İmaj falan hikaye; bu albümü o yazın ve yılın en iyi albümlerinden biri yapan sebep içinde boş şarkı olmamasıydı elbette. Benzer bir yaz coşkusuna sahip “Yelken”in videosu da yaz bitmeden yayınlanmıştı ama albüm esas gollerinden bir diğerini yürek dağlayan düşük tempolu “Galibi Sen” ile atacaktı. İzel’in ipek gibi sesi bu tip şarkılarda her zaman daha etkileyici olmuştur ama aranjör Ozan Çolakoğlu’nun hüzünlü yaylılarla donattığı usta işi düzenlemesinin de hakkını vermek gerek. Çolakoğlu zaten albüm boyunca latin-pop “Unutmak”tan kapanıştaki 90’lar disko-house “Çarşaf”a kadar birinci sınıf işlere imza atmış; Tarkan, Bendeniz ve Deniz Arcak gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla birlikte popun yön verenlerinden olacağının sinyallerini ta o zamanlardan vermişti.

Albümün ikinci yarısını ise bana göre Türkçe popun en iyi şarkılarından dingin “Ya Sus” ve blues etkili “Bir Küçük Aşk” açıyordu. İzel’in en iyi performanslarını da içeren bu iki şarkı birbirinden çok farklı olmasına rağmen yine Ozan Çolakoğlu’nun müzikal görüsü ve Altan Çetin’in aşka aç, dokunaklı sözleri sayesinde, birlikte, acı-tatlı bir yaz anısı gibi kalbe giriveriyordu. “Bir Küçük Aşk”ın zirve anını efsanevi gitarist Yavuz Çetin’in finaldeki solosu ile yaptığını hatırlatmakta da fayda var.

Popun alaturka kanadını sevenlerin de unutulmadığı albüm “Beni Bırak” ile hüzünlendirmeye devam ederken “Elele” ve remikslenerek bir sonraki yılın hitlerinden biri (ve albümün yeniden basılmasına neden) olacak “Dayanamam” ile raks da ettiriyordu. 

Albümün Altan Çetin’e ait olmayan tek şarkısı Gökhan Kırdar imzalı “Dua” ise CD basımına bonus olarak eklenmişti ve İzel tarafından kusursuz yorumlanmış hipnotik bir Gökhan Kırdar deneyimiydi.

Kırdar, yazının konusuna dahil ikinci albüm olan “Masum”a bir köprü vazifesi de görüyordu aynı zamanda.

Popun gelmiş geçmiş en iyi yorumcularından Asya’nın 3.albümü “Masum”un isim şarkısı ve bu albümdeki bir şarkıda daha (“Seve Seve”) Gökhan Kırdar’ın imzası vardı. İki albümde ortak bir diğer isim Kıvanç K. ise yine albümün isim ve çıkış şarkısının düzenlemesini yapmıştı.

Kıvanç K.’nın “Masum” için yaptığı elektronik aranjenin bugün kulağa taptaze geliyor olmasının yanı sıra, Kırdar’ın görkemli bestesine Mete Özgencil’in yazdığı birinci sınıf sözler şarkının 99 yılı için belki de biraz “fazla” olmasına neden olmuştu. Yani şarkıda emeği geçen 4 isim de formunun zirvesindeydi ama Türkçe pop dinleyicisi buna hazır mıydı bundan emin olmak zor. Özgencil – Kırdar ortaklığından doğan ama bu defa Sadun Ersönmez tarafından düzenlenen “Seve Seve” için de aynı şey geçerli. Bir şekilde hem elektronik/atmosferik hem de folklorik olmayı beceren bu harika şarkının açılışındaki “bu sabah uyurken yanında bensizdin rüyalarda, bambaşka bir isim buldum dudaklarında” mısralarını yorumlayan Asya’nın etkileyiciliğine kapılmamak imkansız.

Özgencil’in kelimelerinin değdiği her albüm sihirlidir biliyorsunuz. Burada da bir ayrılığın nedenini kendine bağladığı vakur “Ben Yokum”dan açılışta Asya’nın divalık fermanına imza attığı uyanma çağrısı “Günaydın”a kadar Özgencil’in her kelimesi Asya’nın ağzından çıkan birer mermi işlevi görüyordu. “Günaydın”ın aynı zamanda bestecisi Emre Irmak tarafından yapılan soluksuz aranjesinin güzelliğini de es geçmemek gerek.

Bir Asya albümü söz konusu olduğundan akla mutlaka gelen Nilüfer ise bu kez yalnızca prodüktör sıfatıyla yetinmemişti. Müslüm Gürses’in de yorumlamasıyla birlikte klasik haline gelen ”Olmadı Yar”ın sözlerini yazmış, albümün nadiren hafiflediği anlardan “Hem Sana Hem Bana”nın ise bestesine imza atmıştı şarkıcı. “Olmadı Yar”ın Nikos Karvelas’a ait bestesi dokunaklı ve Nilüfer’in yazdığı sözler şaşılacak seviyede ustalık kokuyordu evet ama şarkıyı yıldızlaştıranın yine Asya’nın mükemmel performansı olduğunu belirtmeliyim; bu hem o kadar kontrollü hem de o kadar içli bir performans ki Müslüm Gürses’in coverının daha popüler hale gelmiş olmasına asla anlam veremeyeceğim (türk dinleyici profili ile ilgili birçok başka şeye anlam veremeyeceğim gibi).

Albümün göz yaşartma potansiyeli tüm bu şarkılarla sınırlı değildi üstelik, Suat Suna’nın yazdığı ve “Olmadı Yar”ın ardından kliplenen “Pişmanım” hala albümün en çok dinlenen şarkılarından biridir. Ama bu konuda benim tercihim, her zaman güvenilir Ümit Sayın’ın elinden çıkma, ne kadar güzel olduğu daha isminden belli  “Gözlerin Hüzün Yeşili” olmuştur. Sayın’ın bestesi, aranjör Sadun Ersönmez’e çok iş çıkarmayacak kadar melodikti ve albümdeki tüm diğer şarkılar gibi Asya’nın harikulade şekilde şakıması için tasarlanmıştı adeta. Bu harika albüme hak ettiği güzellikte bir final yapıyordu bu şarkı.

Albümün o zamanlarda radyoların çok çaldığı hareketli şarkılarından “Canım” ve “Hayat Böyle”de ise Şehrazat ve İskender Paydaş gibi usta isimlerin imzası bulunuyordu.

Asya maalesef ki “Masum”dan sonra çok daha uzun aralıklarla albüm yapmaya başlayacak ve bizi kendinden uzun süreler mahrum bırakacaktı. Yine de bilhassa ilk 3 albümünü başucunuzdan eksik etmeyiniz derim bu muhteşem yorumcunun.

Bu yazı serisine aslında iki albüm daha (Özlem Tekin’in “Laubali”si ve Deniz Seki’nin “Anlattım”ı) ekleyerek bir üçüncü bölüm yapacaktım ama onun yerine kolaya kaçarak her iki şarkıcının kariyerleri ile ilgili yazdığım retrospektif yazıları okumanızı önereceğim ☺

Özlem Tekin için: http://gzone.com.tr/ozlem-tekin-ve-bekleneni-vermeyen-harika-kariyeri/

Deniz Seki için: http://gzone.com.tr/deniz-sekinin-turk-pop-muzigine-kattiklari/

Bir Küçük Aşk’ı dinlemek için: 

Masum’u dinlemek için: