863269c786
mert bell madonna 1998

MERT BELL’DEN MÜZİK LİSTELİ YAZI: BİR ERGENİN EN COOL YILI 98

GZone Müzik Yazarı Mert Bell, 20 yıl öncesine geri döndü ve 1998’de çıkan muhteşem albümleri kaleme aldı ve yazıya eşlik edecek müzik listesini de hazırlamayı da unutmadı. İşte bu “müzikli” yazı:

Geçenlerde yine türlü badireler atlatıp sonunda kendi kendime kaldığım anlardan biriydi. Böyle anlarda Madonna’nın “Substitute For Love”ını dinlemeye bayılırım. Madonna bu şarkıyı o sıralarda hayatının annelikle başlayan yeni sürecine yazdığı için böyle dönemeçlerde insana çok iyi geliyor hakikaten. Sonra bu şarkıyı ilk duyduğum an ne kadar önceydi diye düşünürken aslında bir tür müzikal uyanış yaşadığım ergenlik dönemiydi diye hatırladım.

Tam 20 yıl geçmiş. Aslına bakarsanız ben kendimi hatırladığım ilk andan beri şarkı dinliyor ve söylüyorum ama 13-14 yaşın getirdiği o maceraperestlikler, bir de artık İngilizce’yi sökmüş olmanın verdiği ukalalıkla kendimi yabancı müziğin koynuna atıvermiştim. (Üzgünüm, yıl 98 idi ve ancak o koyuna atılacak cesaretim vardı.)

Ama ne yılmış gerçekten ve ne kadar şanslıymışım. Bu yazıda biraz o şarkılardan ve albümlerden bahsedip sizi de kasetlerin, radyodan şarkı yakalayıp kaydetmenin, bir albümün kartonetine dokunmanın keyfine varıldığı o son yıllardan birine, 98’e götürmek istedim.

98 öncesindeki yıllarda da dinlediğim birkaç şarkıcı, grup vardı tabii. Örneğin Spice Girls, Backstreet Boys ve All Saints o dönemde ‘boyband/girlband’ akımının zirvesini tüm dünya ergenlerinin sevgisiyle yaşarken bir yandan da N’SYNC ve Destiny’s Child gibi yeni yetenekli çocuklara kapı açıyorlarmış. Janet Jackson ve Mariah Carey 97’deki albümleri “Velvet Rope” ve “Butterfly”in ekmeğini yiyormuş. Zaten Carey’nin “My All”u 98’de patlamıştı ve Shania Twain’in “You’re Still The One” ve Celine Dion’un “My Heart Will Go On”u ile birlikte o yılın en çok dinlenen slow hitleri/düğün şarkıları olmuştu. Will Smith’in şarkıcılığının da son hüküm sürdüğü (“Gettin’ Jiggy With It” ve “Miami”) yılmış 98.

Ama esas benim için o yılı bu kadar anlamlı yapan albümlerden bahsetmem gerek. İlki, yukarıda da bahsettiğim “Ray Of Light”. Madonna’nın prodüktör William Orbit’le çalıştığı bu albüm pop müzik adına bir devrim sayılıyor hala ve şarkıcının en deneysel işlerinden biri olmasına rağmen herkesin aşk yaşadığı bir şarkılar bütünü (isim şarkısı, “Frozen”, “The Power Of Good-Bye”, “Nothing Really Matters” yalnızca birkaçı) olarak duruyor.

İkinci albüm bir soul-r&b-hip-hop başyapıtı sayılan “The Miseducation of Lauryn Hill”. Hill’e bir dolu Grammy kazandıran albüm çıkış şarkısı “Doo Wop” ile grubu Fugees’in dağılmasının ardından ne yapacağı merakla beklenen Hill’e bir dolu övgü getirdi. Albüm ise Santana, Mary J.Blige, D’Angelo gibi konukları ve her biri ayrı incelikle yazılmış şarkıları ile (“Ex-Factor”, “Everything Is Everything”, “Lost Ones”…) klasik haline geldi.

O yıl bir de tuhaftır, (elbette ki) solistleri kadın olan alternatif pop-rock gruplarına merak sarmıştım. Shirley Manson’ın grubu Garbage ve Nina Persson’ın grubu The Cardigans bugün hala en sevdiğim albümleri olan “Version 2.0” ve “Gran Turismo” ile imdadıma yetiştiler. Manson’ın öfke dolu kızıl güzelliğiyle söylediği “Push It” ve Persson’ın üstü açık arabada bir meçhule yol aldığı “My Favorite Game” videolarını nasıl unutabilirim? Ya da “Version 2.0”nun en güzel şarkısı “You Look So Fine”ın kalbimi acıya boğuşunu?

Acıya boğmak demişken, acıların kraliçesi Tori Amos da o yıl elektronik müziğe yanaştığı albümü “From The Choirgirl Hotel” ile kalbimi çalmış, kendisinin piano dolu ilk albümlerini ise sonradan sevme şansı bulmuştum. Benzer bir durum “Is This Desire?”ı yayınlayan PJ Harvey için de geçerliydi.

Başta Madonna’nın “Ray Of Light”ı olmak üzere, 98, elektronik müziğin ana akım müziğe çokça karışacağı bir yıldı. Popçuların yanında rockçılar da nasiplerini almıştı: Smashing Pumpkins’in davulcusunun ayrılmasından sonra tamamen elektronik ritimler kullandığı “Ava Adore”, Lenny Kravitz’in bol hit içeren(“I Belong To You”, “Fly Away”) ama ortaya karışık albümü “5” ve Hindistan’a gidip geldikten sonra içindeki hırçın kızı dinginleştiren Alanis Morissette’in “Supposed Former Infatuation Junkie”si bunlara örnek sayılabilir.

Zaten muhteşem albümler olan Air’ın “Moon Safari” ve Massive Attack’in “Mezzanine”inin o yıl tüm dünyaca kabul görmesi elektronik müziğin ne kadar hızla ‘hip’ olacağını gösteriyordu. Bugün Massive Attack’in “Teardrop” ya da Air’in “Sexy Boy”unu en az bir kere dinlememiş bir müzik meraklısı yoktur sanıyorum. Aynı yıl albüm yapan ama benim radarıma takılmayan Tricky, Goldie, Beck ve Morcheeba gibi isimler de cabası.

Dans müziğinde ise çok fazla hit şarkımız vardı (Stardust – “Music Sounds Better With You”, Run DMC vs. Jason Nevins – “It’s Like That”, Mousse T – “Horny”, Faithless – “God Is A Dj”) ama hiçbiri Fatboy Slim’in ilk albümü “You’ve Come A Long Way Baby”si ve Cher’in yıllar sonraki fantastik geri dönüşüne neden olan “Believe” kadar gürültü koparmadı. Fatboy’un “Right Here Right Now” ve “Rockafellar Skank”i ile Cher’in “Believe” ve “Strong Enough”u bugün kültleşmiş durumda.

Tek hit çıkarıp sonradan esamesi okunmayanlar için de bereketli bir yıldı. Düşünün ki Jennifer Paige’in kızgın kumlardan serin sulara sürükleyen “Crush”ı, Meja’nın kulak solucanı “All “Bout The Money”si, Cake marşı “Never There”, Dana International’a Eurovision’ı kazandıran “Diva”, hepimize Fransızca rap yaptırmayı beceren Manau’nun “La Tribu De Dana”sı ve Eagle Eye Cherry’nin “Save Tonight”ı hep bu zamanlarda şarkıcılarına umut olmuş ama devamı maalesef gelememiş.

Hepsini yerine devamını getirip yıllar içinde devleşen bir kişi var ki, o da Britney Spears. “…Baby One More Time” 98’in Ekim ayında yayınlandığı andan itibaren büyük olay koparmıştı, unutmamız ne mümkün.

Zaten dev olanlar kategorisinde ise George Michael ve Mariah Carey birer best of albümü yayınladı (Michael’ın albümündeki yeni şarkı “Outside”ın şarkıcının kariyerindeki seks skandalına gönderme yapan videosu harikuladeydi.) Aretha Franklin ve Whitney Houston ise geri dönüş albümleri ile çok beğenildiler. Houston’ın “My Love Is Your Love”ı hit üstüne hit doluydu (“Heartbreak Hotel”, “It’s Not Right But It’s OK” en büyükleri) ve Mariah Carey ile “Prince of Egypt” filmi için seslendirdikleri “When You Believe”in gazıyla iki diva da harikulade bir yıl geçirdi.

Film şarkıları zaten bambaşka bir olaydı. Aerosmith’in zorla ağlatan “I Don’t Wanna Miss A Thing”i (Armageddon), Goo Goo Dolls’un da zorla ağlatan “Iris”i (City Of Angels), Jamiroquai’ın cızırdayan “Deeper Underground”ı (Godzilla) ve Mono’nun eşsiz “Life In Mono”su (Great Expectations) bu yıl içinde kulaklarımızı şenlendirmiş.

Gloria Estefan (“Oye” ve “Cuba Libre”), Ricky Martin (“La Copa De La Vida”) ve Shakira (“Ojos Asi”) ile Latin gazımı alırken, çılgın ergen ruhumu da The Offspring’in “Pretty Fly”ı, Hole’un “Celebrity Skin”i ve şu anda nedense sesine katlanamadığım Brian Molko’nun grubu Placebo’nun “Every Me Every You”su ile tepinerek yatıştırıyordum. O sıralarda Marilyn Manson’da epey gürültü koparıyordu (“Rock Is Dead”) ama benim için fazla korkutucuydu.

Korkmadığım hatta bilakis dibimin düştüğü adam, canımın içi Robbie Williams ikinci solo albümü “I’ve Been Expecting You” ile yılsonuna yetiştiğinde ise aşırı mutluydum. Çünkü albümde “Strong”, “No Regrets”, “Millenium” ve bana yazdığından emin olduğum “She’s The One” gibi şarkılar vardı.

Bugün hala en az ayda bir kez dinleyip tüm rakiplerime karşı kendimi gaza getirdiğim Brandy ve Monica’nin “The Boy Is Mine”ı, sinir krizine çare şarkılardan Des’ree’nin “Life”ı ve Kanada’nın biricik Bryan Adams’ı ve sporcu spice Mel C’nin beraber şakıdığı “When You’re Gone”ın da 98 şarkısı olduğunu hatırlatıp sizleri Spotify listemle başbaşa bırakıyorum.

 

Ayrınca Bakın

bohemian-rhapsody

İZLE: FREDDIE MERCURY’NİN HAYATINI ANLATAN BOHEMIAN RHAPSODY’NİN FRAGMANI

Bryan Singer’ın yönetmen koltuğuna oturduğu yapım 1960’lı yılların sonunda Londra’da kurulan ve tüm zamanların en ...