MERT BELL’DEN MÜZİKLİ KARANTİNA TAVSİYELERİ

GZone müzik yazarı Mert Bell, karantina döneminiz için size müzikli tavsiyeler verdiği yazısıyla sizlerle.

“Son yazımın üstünden bir aydan fazla zaman geçmiş” diye başlayacaktım yazıya ama fark ettim ki daha o kadar olmamış. Evde kalmayı tercih ederek ya da zorunda bırakılarak geçirdiğimiz bu sürede beynimiz biraz yandı elbette. Umarım siz çok ağır hasar almadan bu süreci geçirmenin yollarını bulmuşsunuzdur. Benim emin olduğum bir şey; müziğin iyi geldiği. Size biraz yardımcı olmaya çalışayım bakalım:

Evrencan Gündüz’ün yeni EPsi “Sabah Şarkıları/Şekerli” ile başlayalım. Gündüz’ün farklı şeker dozlarında yayınladığı EP’lerden oluşan bu seride favorim bu şarkılar oldu açıkçası. Bunda çoğunlukla minimal bir yaklaşıma sahip Gündüz’ün şarkılarına tam dozunda bir ışıltı katmayı başaran prodüktör Flytones’un da katkısı büyük. Rahatlıkla bir radyo jingle’ı olabilecek “Morning Coffee”, umutsuzca romantik ve tatlı “Korkuyorum”, Duygu Soylu ile söylenen ‘baby-making anthem’ “Yanımda Olmanı” ve serin bir kapanış yapan enstrümantal “Dark Blue” ile tamamlanan dört şarkı da sabahınızı ve tüm gününüzü keyiflendirecek şarkılar olmuş.

Gündüz’ün tarzından çok da uzakta kalmayan yeni bir isim ORKN’a dikkat çekmek istiyorum. Pop’un funky ve bluesy kanadından bir ses kendisi ve dört şarkılık EP’si “Alt Üst” çokça romantik ve hüzünlü bir dinleti vaat ediyor. Bu dört şarkı da kusursuz çalınmış (“Gidersen”de müthiş trompet icracısı İmer Demirer de ekibe katılıyor) ve abartısız yorumlanmış. Benim kulağım en çok “Seni Bulsam”ı ve modun biraz daha hafiflediği “Belki De”yi sevdi.

Şarkı yayınlama konusunda asla hız kesmeyen Gökhan Türkmen hakkında yazmadığım bir yazı olmuyor sanırım. Yeni şarkısı “Aşk”, tüm kederi ve içine sürükleyiverdiği vals ritmiyle Türkmen’in son yılların en romantik albümünü yapmış olduğu hissini kuvvetlendiriyor –bu da zaten ondan bekleyebileceğimiz bir şey.

Sezen Aksu ise biraz keyiflenelim istediği için 2009 yılında Petek Dinçöz’e verdiği “Ne Yapayım Şimdi Ben?”in demosunu sunuverdi. Şarkı sözlerinin bile tamamlanmadığı sırada “didiridiri”lerle kaydedilen bu versiyon her dinlemede (ki günde bir defa oluyor bu) benim yüzümü gülümsetiyor (zaten “Ben De Yoluma Giderim”in kalbime ütü basışının ardından buna ihtiyacım vardı, yalan değil).

Aksu’nun desteği ile 7 yıllık bir aranın ardından müziğe dönen Çağrı’nın Ozan Bayraşa tarafından aranje edilen şarkısı “Dip” ise hiç fena değil. Ancak Bayraşa’nın bayıldığımız efektlerinin Çağrı’nın sesini bir parça yuttuğunu düşünüyorum burada. Güzel bir yemek biraz fazla pişmiş gibi olmuş sanki.

Kariyerinin albümsüz döneminde hiç usanmadan şarkı çıkarmaya devam eden ve bu şarkısıyla olduğu gibi zaman zaman hedefi vurmayı başaran Yalın’in “Ya Sabır”ı tatlı bir şarkı olmuş bence. Nihayet aranjör Sabi Saltıel ile doğru bir noktada buluşmuş Yalın ve ikili, şarkının minimal sözlü nakaratını vokaller ve enstrümanlarla pek şahane yeşillendirmiş.

Karantina sürecinde daha önce ilgimi çekmeyen isimlerin şarkılarına da düştüm arkadaşlar. Gitarlı çocuklara pek aldırış etmeyen ben; Tuğkan’ın yeni şarkısı “Git” ile ortaokul tatillerindeki yazlık gecelerime ışınlandım. Emir Can İğrek’in sürekli açık “a”larla söylediği “Meydan” isimli yeni şarkısı da kanunlarıyla ve synthleriyle gönül telimi titretti. Bu iki isim de Spotify’da müthiş dinlenme sayılarına ulaşmışlar bu arada, benim tellerime kesinlikle ihtiyaçları yok tabii.

Yepyeni ve vasvasat şarkıları ile içimi bayan İrem Derici, Hande Yener, Nil Karaibrahimgil, Edis, Ziynet Sali ve Hande Ünsal’ın da sizin gönül tellerinize ihtiyaçları yok, benden söylemesi.

Bu isimler yerine; süper cool bir synth-pop şarkısı olan “Kapatın Işıkları” ile Albin Hasani’yi; süper cool bir dans pop şarkısı daha yapan (“İyi Geliyor”) Fikri Karayel’i ve kariyerinin her yeni safhasında beni uçurmayı başaran Kenan Doğulu’yu dinleyebilirsiniz. Doğulu’nun Bora Uzer ve Erkan Oğur destekli yenisi “Bizimdir” basit ama etkili ve her tarafından kalite saçan bir şarkı olmuş.

*YABANCI POP GÜNCELLEME: Troye Sivan bir harikulade şarkı daha yaptı. “Take Yourself Home” içindeki hafif akdeniz dokunuşları ve mideye inen bas partisi ile “Güllerim Soldu” ve “Yine Yeni Yeniden”ı anımsatıyor. Sivan, Sezen Aksu – Onno Tunç kanalına nasıl girdi, bunu bilmiyorum ama her dinlemede titriyorum vallahi.

Kelly Rowland’ın 2.5 dakika bile sürmeden hafızama tutunmayı beceren seks(l)i dönüş şarkısı “COFFEE”ye bayıldım. Rowland’ın özlediğim sesi de bana ilaç gibi geldi. Selena Gomez’in “Rare” albümünün deluxe versiyonu içine koyduğu 3 yeni şarkı da gayet iyiler, bilhassa azgın “Boyfriend” Gomez’in albümündeki hit eksikliğini karşılayabilecek potansiyele sahip.

Gülmeyin, Lindsay Lohan’ın dönüş şarkısı “Back To Me”yi de gayet derli toplu ve eğlenceli buldum. Bir şans vermenizi öneririm. Sam Smith ve Demi Lovato’nun birlikte söylediği ve iki alakasız şarkının bir araya getirilmesi ile oluşmuş hissi veren “I’m Ready” ise fena değil ama ikisi de bağırıyorlar, bilginize.

Bağırtı içermeyen, kulaklarınızı ferahlatması garantili ve tüy gibi hafif bir alternatif r&b albümü “It Was Divine” ile Alina Baraz’a ve hüzünlü bir caz-funk füzyonu olan kusursuz “It Is What It Is”i yaratan Thundercat’e mutlaka kulak veriniz. Dans etmek isteyenleri ise Empress Of’un macera ve bilgelik dolu son albümü “I’m Your Empress Of”a doğru alalım lütfen.

Queer pop’ta başka şahane şeyler de oluyor. İngiltere çıkışlı Rina Sawayama’nın ilk albümü “SAWAYAMA” yılın en sağlam çıkış albümlerinden biri kesinlikle. Şarkıcı albüm boyunca türden türe sıçrarken bir parça ’duyan gelmiş’ hissi yaratıyor, doğru. Çünkü Sawayama, açılışı yapan ilk 3 şarkıda nu-metal öğelerini 2000’ler başı Christina Aguilera/’N SYNC soundu ile birleştirebilirken bir yandan stadium rock sularına da yüzüyor (“Who’s Gonna Save You Now?”) ya da “Comme Des Garçons”daki gibi podyuma/piste hazır queer anthemlar da yaratabiliyor ve bunların hiçbiri üzerinde sırıtmıyor. Sawayama’yı bu kadar cazip kılan yönlerinden en önemlisi Londra’da büyüyen Japon bir LGBTQ birey olarak deneyimlerini yazdığı sözlere çok hissedilir şekilde yansıtabilmesi bence. Bu anlamda “Akasaka Sad”, “Bad Friend”, “Chosen Family” ve “Paradisin’”in sözlerini dikkatli dinlemenizi öneririm.

Havalar ısınıyorken ve dışarı çıkıp şortlarla salınma hayalleri kurarken dinlemesi çok keyifli olabilecek iki şarkı paslayarak yazıyı bitiriyorum. Bronze Avery’nin oğlanları oğlanlara çektiren “Boys!”u ve FHAT’in yüzünüze serin serin esecek “Waves”i. Tüm bu şarkıları düzenli olarak güncellediğim GZone Hot50 listesinden de dinleyebilirsiniz.