ONUROLLSTYLE: KADIN MODA BLOGGERLARININ ÇOĞU VASAT

Moda Blogger’ı denince önce bir durur hale geldik. Önüne gelenin moda blogger’ı olduğu günümüzde, bu kalabalığın içinde öyle bir isim var ki, hem bu işe verdiği emeğiyle hem de uluslararası platformda bizi temsil etmesiyle rakiplerine fark atıyor. GZONE DERGİ Aralık sayısına konuk olup, bizi kırmayarak özel bir fotoğraf çekimi de gerçekleştiren, Onurollstyle isimli blogu ile Onur Erol.

Röportaj: Murat Renay
Fotoğraflar: İlkay Kaya

-Onur Erol Kimdir, klişe olacak ama bize biraz kendinden bahseder misin?

Rize’de doğdum, doğum tarihimi söyleyerek yaşımı deşifre etmek istemiyorum:) Şaka şaka 30 mayıs 1978 tarihinde doğdum. İstanbul’a 96 yılında geldim ve geliş amacımda modellikti. Aynı yılda bir yarışmaya fotoğrafımı gönderdim, burada yüzüm beğenildi, ve model olarak bir şekilde bu piyasaya girdim.Dürüst olmak gerekirse o dönemde modellik tam bir kara bulut içersindeydi ve kendimi geri çekmem gerekti ve bir şekilde yeme içme sektörüne adım attım. Papermoon’da aşcılık yaptım, oldum. Muftakta kariyerim fazla uzun sürmedi. Kabına sığmayan bir adamdım o zamanlar. Saçlarım platindi herkese farklı geliyordum ki farklıydım da zaten. Bu durum ister istemez mutfaktaki insanlarla aramda uçurum oluşmasına sebep oluyordu. Olaylar rahatsız edici boyutlara gelince mutfağı bıraktım ve ilk olarak müşteri olarak gittiğim Aşşk Kahve’de işe başladım, 13 senedir de buradayım. Kısaca hikayem budur. Bunun dışında şiir yazmak ve resim yapmak hayatımın ayrılmaz bir parçasıdır.

-Moda bloggerı kavramı tam olarak ne demektir? Bir moda bloggerı neyi takip eder, neye önem verir ve kullanıcılarına yansıtır?

Valla bende çok duyuyorum nedir bu moda bloggerı? Kime sorsam “ben bloggerım” diyor. Anlamış değilim. 

Öncelikle moda bloğu değil de blog nedir diye başlayayım. Eskiden popüler olan günlüğün modern şeklidir de diyebiliriz ya da sanal ortamda tutulan günlükler diyelim.  Kişiler herhangi bir konudaki düşüncelerini tıpkı günlük tutuyormuş gibi yazarlar. En son izlenen film, en sevilen yemeğin yapılışı, denemeler, şiirler, herhangi bir kitap hakkında inceleme vs. bloglarda yazılabilecek konulardan birkaçıdır. Bu saymış olduğum konulardan bir diğeri de moda… Moda hakkında tutulan günlükler diyebiliriz. 

Moda bloggerları her şeyi takip edip her şeye önem verebilir, fakat moda hakkında neleri takip eder diyorsanız hemen hemen bütün markaları analiz edebileceğini söyleyebilirim. Çünkü işin en önemli noktası o açıkcası ben yerli yada yabancı ne olduğunun önemi yok modaya dair herşeyi takip ediyorum. Çünkü bir konu hakkında ahkam kesmek istiyorsanız önce onu iyi bilmeniz gerekiyor. Ve bu şekilde kendi tarzınla harmanlayıp ( gerek yazı gerekse görsel ) seni takip edenlerle paylaşırsın.

-Bir zamanlar hobi olarak başladığın bu iş şimdi hayatının merkezinde yer alıyor. Peki sen moda bloggerı olmaya nasıl karar verdin? 

Çocukluğumdan itibaren yakamı bırakmayan bir ilgi buydu. Üniversiteye girmeme ramak kala kendimi model olarak buldum ve doğal olarak moda ile aramda bir bağ oluşmaya başladı. Fakat  ilk açtığım blog modadan çok farklı olarak bir şiir bloguydu. Şiirler toplanıp kitaplaşınca bomboş kalan bir blogda yapabileceğim eksik olan ve tamamlanması gereken erkek modasını ele almaktı sadece. Açıkcası kadınlar üzerinden devam eden bir trend beni rahatsız ediyordu ve bir çok arkadaşımın da desteğiyle bu alana yöneldim.

-Kaç kişilik bir ekibin var ve görevleri neler?

Benimle çalışan birebir çalışan asistanım ( elim ayağım gibi diyebilirim  ) ve bir  fotoğrafçım var. Bunun dışında birçok fotoğrafçı ile çalışıyorum fakat ekip olarak şu an için 3 kişiyiz.

-Türkiye’de ve dünyada takip ettiğin moda bloggerları kimler? 

Türkiyede takip ettiğim bir çok moda bloggerı var fakat sadece takip ediyorum. Hem takip edip hem de ilham aldığım bloggerların hepsi yurtdışından.

-Palayo Diaz

-Mariano Di Vaio

-Adam Gallagner

-Mass Luciano

-Robero De Rosa

 Takip ettiğim bloggerlardan ilk 5’i

-Türkiye’de moda bloggerlığının hakkıyla yapıldığına inanıyor musun? İsim vermeden ya da istersen vererek, bu alanda neleri eksik görüyorsun vizyon olarak? Özellikle yanlış yapılan uygulamalar neler?

Bu soruyu benim dışımda herhangi birine de sorsanız yanlış yapılmadığını iddia edecek fakat gerçek anlamda bakılınca Türkiye, bloggerlığı yeni yeni kavrıyor ve anlamaya çalışıyor. Tabii ki doğal olarak yanlış yapanlar var. Benim blogger olarak görmek istemediğim tek şey aynı hafta içinde herkeste aynı kombin! Bu bana çok saçma geliyor. Mesela özellikle kadın bloggerların çoğu tam bir vasat. Stil sahibi olmak, farklı bir şeyi kendine yakıştırmak ayrı kombinlemek ayrı bir iş bunların hepsini başarabileni tam olarak görmüş değilim. 

-Beğenmediğin bir marka veya ürünüyle ilgili post giriyor musun yoksa beğendiklerini duyurmayı mı tercih ediyorsun?

Doğal olarak beğenmediğim bir yemeyi sevmem. Bazen ister istemez projelerde özellikle beğenmediğim şeyleri giymeyi tercih etmiyorum fakat bu beğenmediğimiz şeyin de reklamını yapmayacağız anlamına gelmiyor.

Bu yüzden genelde kendim seçiyorum giyeceğim kıyafetleri.

-Tarz veya trend olan bir şeyi yakışmasa da giyer misin?

Valla şu aşamaya gelene kadar giymediğim bir şey kalmadı desem yeridir. Fakat günlük yaşamda son derece rahat giyinmeyi seviyorum. Ama Yakışmayacak bir şey yoktur diyelim çünkü mutlaka yanlış kombinlenmiştir desek yeridir.

-“Şık” tam anlamıyla ne demek?Tanımı nedir?

Hoş, güzel, zarif, elegant geliyor benim aklıma, sizin?

-Dünyanın en önemli moda blogger’ı platformlarından wannabemag’le yolun nasıl kesişti bize anlatır mısın?

Aslında ne olduysa Milano Haftası sonrası oldu. Belki Türkiye’de fazla hissettiremedik ama biz Duygu ( Duygu Şenyürek) ile Milano moda haftasına bir şekilde ismimizi kazıyıp geldik. Yurt dışında moda haftaları çok önemli ve sokak modası daha da önemli. Bu durumda biz acayip bir şekilde ilgi gördük ve boy boy fotoğraflarımız yer aldı her yerde.

Döndüğümde mailimde WannaBeMag’ten gelen e-posta ile karşılaştım ve Türkiye’den benimle çalışmak istediklerini, tarzımın ve stilimin tüm dünyaya duyulması gerektiğini anlatan uzunca bir mail sonrası başladı her şey.

Bu arada yukarda bahsettiğim sokak modası ve moda hakkındaki düşüncemi burada açmak istiyorum.

İstanbul’da yapılan moda haftasına biz aylar öncesinden hazırlanıyoruz. Giyeceğimiz kıyafetlerin hepsi özenle seçiliyor. Ama gelin görün ki basının moda ile alakası yok hatta moda dergilerinin de öyle onların amacı ünlü kim gelmiş onu çekmek… Neyse burada size artık güzel bir iş düşüyor, lütfen İstanbul moda haftasında orada durun ve görün acayip güzel sokak stillerini,inanın ki buna ihtiyacımız var.

-Aşçılık, şiir ve moda? Senin hayatında üçü de var. Kesiştiği yerler neler?

Dünyada yaşıyorum, burada nefes alıyorum. Kendimi seviyorum, birilerini seviyorum, aşık oluyorum, acıkıyorum, acı çekiyorum.

-Türkiye’de ve dünyada moda sektörünü eşcinseller yönetiyor. Moda sektörünü özellikle eşcinsel erkek modacıların domine ettiğini söyleyebiliriz. Bunun sebebi ne olabilir? Bu konu hakkındaki fikirlerin neler?

Umuda inanıyor olmak, zoru başarabileceğini bilmek!

Tek bir çerçeveden bakmamak, bazen gözün göremediğini görebilmek yada hayal edebilmek..

GZONE DERGİ’Yİ MOBİL CİHAZINIZA İNDİRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARI KULLANABİLİRSİNİZ:

google play

appstore