ÖZEL RÖPORTAJ: BEKLEDİĞİNİZE DEĞDİ, İŞTE MERCAN’IN “DİLE KOLAY” DÖNÜŞÜ

15 Şubat akşamı yapılan GZone Turkish Disco partisinin misafirlerinin herkesten önce dinlediği yeni şarkısı “Dile Kolay”la şarkıcılığa olan büyük dönüşünü müjdeleyen Mercan, uzun bir aradan sonra ilk kez ve sadece GZone’a konuk oldu.

2010 yılında çıkardığı “Sana Değil Kardeşine” isimli şarkısı ve aynı isimli albümüyle müzik dünyasında olaylar yaratan Mercan, albümde seslendirdiği “Hepsi Gay” isimli şarkısıyla bizlere ne kadar önem verdiğini göstermişti.

Geçtiğimiz 8 yıl boyunca DJ’lik ve müzik prodüktörlüğü çalışmalarını sürdüren Mercan, Mart ortasında çıkaracağı, Mete Özgencil imzalı yeni şarkısı “Dile Kolay” ile şarkıcılığa geri dönüyor.

Yeni sayımız için Mercan’la görüştük. İşte GZone’a özel fotoğraflarıyla bu keyifli röportaj:

Röportaj: Mert Bell & Murat Renay – Fotoğraflar: Deniz Erol 

İlk albümü yaptığında zamanının ötesinde bir iş yaptığını düşünüyor muydun? Şimdi dönüp bakınca bariz öyle görülüyor…

Zamanın ötesinde değil ama farklı bir albüm oldugunu düşünüyorum. Şarkıların hikayeleri o dönemde de ondan önce de şimdi de yaşanan hikayeler. Sound olarak birbirinin kopyası şarkılardan olmadığı icin yeni gelmiş olabilir, Ancak kuş da kondurmadıydık. Ben “timeless” zamansız şarkıları seviyorum. Umarım benim ürettiklerim de öyle olur Uzun soluklu dinlenebilir olur. Şimdilik iyi gidiyor hala dinlenebiliyor keyifle. Hemen eskiyen sıkıcı şarkılar değiller. Biz bayağı eğlenerek oluşturduk icerigini. Diğer aşamaları bayağı zorlu geçti ve uzun sürdü.

Her şeye ve herkese rağmen özenli çalışan biriyim. Takıntılıyım, titizim prodüksiyonlarımda. İşte o tarihte şartlar dahilinde elimizden gelenin en iyisini yaptık. Acele etmedim. Kaygı bulaştırmamaya çalıştım. Seven, dinleyen, danseden herkese öpücükler.

“Müzik benim en iyi arkadaşım”

Hem kendi yazdığın hem de Alper Narman’ın yazdığı sözler çok dikkat çekiciydi. Geyler, bekaretler, sana değil kardeşine yürümeler…Dinleyici bu tavrı nasıl karşıladı sence?

Ahahah festival gibi. Samimiyet dolu. Birçok insanin eğlendiğini ve dile getirilmemiş hikayelerini bulduğunu düşünüyorum. Çok az küfür yedim. Geri dönüşler böyle.

Alper Narman? Alper, bu ülkede kendim yazmamışsam sarkisini söyleyebileceğim 3 insandan biri. Eglenceli humourlu bir dili var. Kendisi de öyledir.

Senden çok fazla haber alamadığımız bu ara dönemde neler yaptın? Djlik yaptığını biliyoruz örneğin, müzikle prodüktör olarak ilgilenmeye başladın…

Ya ben müziğe bayılıyorum. Müzikle alakalı ne varsa bodoslama dalıyorum. Evet prodüksiyon da öğrendim. Djing de yapıyorum.   Prodüksiyon yapmak, ses tasarlamak, hardware leri, müzik programlarını kullanmak müthiş bir şeymiş. Once ableton öğrendim. Sonra drum machine ler, analog synthler, uffff çok zevkli ve havalı ahaha. “Tek başıma müzik yapabiliyorum yaşasın!” dedim resmen. Nerden tetiklendim? Surdan tetiklendim tabii ilk: Birileriyle çalışmak, duymak istediğiniz soundu anlatmak  bi zor ya hani? Çile doldurmayayım istediğim çıktıyı alabileyim diye başladı. Sonra “woww burası bir harika dostum” dedim.  Aslında isimle alakalı bir çok şeyi öğreniyorum. İnatçıyım. Duymak istediğimi, görmek istediğimi duyana görene kadar uğraşıyorum.

Djliği de eğlendiğim ve yine tek başıma yapabildiğim icin seviyorum. Hep tek başıma diyorum bakın ahaha. Galiba müzik benim en iyi arkadaşım.


Gelelim yeni çıkacak olan şarkı “Dile Kolay”a… Bize biraz bilgi verir misin? Kim yazdı? Neden bunca zamandan sonra bu şarkı? Neden bu kadar bekledin?

Dile Kolay” Mete Özgencil’in şarkısı. Yaşamımın bir nevi özeti. Yine bir çok şarkısı gibi sade bir dille derin anlamlar içeren güçlü bir Mete Özgencil çıktısı. Birlikte o kadar çok zaman geçirdik ki kendim yazmış kadar yaşadığım bir şarkı bu. Aranjmanlarını Devrim Karaoğlu ve Kerim Karaoğlu kardeşler yaptı. Şarkının iki versiyonu var. Klipte de yönetmenliği Mr.Özgencil, sanat yönetmenliğini ise Ersöz Ata yaptı.

Neden bu kadar bekledim? Beklemedim. Hep ilk albümümden sonra rahat, anlayıp anlaşılabildiğim, saçma sapan beklentilere maruz kalmadığım birlikte hayallerimizi gercekleştirebildiğimiz, yarış atı muamelesi görmediğim, birbirimizden öğrenebildiğimiz, parazitsiz, egosuz, birbirimizi tamamlayabildiğimiz yol arkadaşlarıyla çalışmak istediğim icin şimdi gerçekleşti. Hedef hep şarkının iyiliği, klibin harikalığı olmalı, bunun için kim ne yapabiliyorsa yapsın olmalı. O yapmış, bu yapmış, şurası onun alanı, burası sunun işi gibi bir aralıktan çok iyi işler çıktığını düşünmüyorum. O egolar ve hiyerarşi bi kapının dışında kalsın. Olacaksa böyle olsun. Güvenle, güle oynaya, harikalıklar içinde derken. Kollarımızı bağlayıp koltukta kaykılıp müzik dinleyerek güneşi çok doğurduğum can arkadaşım var bi tane ismi Akın. Bir gün “kalk hadi yapalım neyi bekliyorsun dedi bu kadar şarkıyla, ben de tamam dedim. Her şey hazırdı. Mete’nin bu şarkısına ikimiz de deliriyorduk, bununla başladık.

Hem Türkçe hem de İngilizce şarkılarla geri dönüyorsun? Önümüzdeki aylarla ilgili bizi heyecanlandıracak planların nedir?

Tıkanıklık açıcaz. Rahatlayın 🙂

“Bu coğrafyanın kaderi de zikzak çizmek sanırım. Ümitsiz değilim”

Sen kimleri dinlemeyi ve çalmayı seviyorsun? Sana müziğin için neler ilham veriyor?

Oooo liste çok kabarık ahaha! Grace Jones’a aşığım kolumda dövmesi var hatta. La vien rose coverındaki fotosunu yaptırdım. Mmmm Nina Hagen, Nancy Nova, Natacha Atlas, Marianne Faithful, Peter Gabriel, tabii ki Freddie Mercury, elbette Prince, elbette Michael Jackson, elbette Stevie Wonder, Lou Reed, Ümmü Gülsüm, Chet Baker… Yakın tarihlere gelirsek Amy Winehouse,  Arctic Monkeys’in gitar riffleri, Battles, Holger Czukay, Fever Ray, Scissor Sisters, Pete Rock , Dj Koze… Liste uzar gider. Elektronik müzik dünyasında  Kraftwerk’ten girip Laurie Anderson’a uğrayıp Egyptian Lover‘dan çıkabilirim. Italian disco’yu da ateşli buluyorum. Genel olarak analogue, minimal, atonal, öğelerin bulunduğu müzikleri dinleyip çalmayı seviyorum.  Local motiflere de dozunda olduğu surece açığım.

Zamanında “Hepsi gay” isimli bir şarkı yapmış biri olarak ülkemizdeki LGBT hakları hakkında ne düşünüyorsun? Sen kendi adına şarkılarınla amaçladığını tahmin ettiğimiz hoşgörü veya kabule ulaştırabildiğini düşünüyor musun belli kitleleri?

Hoşgörünüze sığınarak hiçbir şey bilmiyorum. Genel olarak haklar ve hukuklar noktasında ciddi sorunlarımız var. Bunun farkındayım sadece.

İlk albümünün çıktığı 8 öncesinden bu yana sence özgürlükler konusunda nerelere gittik?

Özgürlüğün de bir çok meselede olduğu gibi dereceleri var. Ordan da baksak burdan da baksak? Başaşağı gittiğimiz aşikar. Bu coğrafyanın kaderi de zikzak çizmek sanırım. Ümitsiz değilim.

“Hesaplı hareket edip bunu çalmazlar bunu oynatmazlar diye müzik yapmak istemiyorum. Tüccar degilim”


İşinde kendini özgür hissediyor musun? Aklımda şunu yapmak var ama Türkiye’de bunu yapamam dediğin şeyler var mı kliplerin veya müziğin için?

Evet hissediyorum. Takmadığım için ama bu. Hoş, bu takmamamın sonuçları Hepsi gay’i hiçbir radyonun çalmaması ya da müzik kanallarında şarkının klibinin dönmemesi olarak geri dönse de her şeye rağmen hesaplı hareket edip bunu çalmazlar bunu oynatmazlar diye müzik yapmak istemiyorum. Tüccar degilim.

 

Son birkaç yıldır kendimizi içinde hissettiğimiz baskı ve belki en kötüsü de otosansür senin de üretimini etkiledi mi?

Elbette etkiledi. Daha çalışkan daha üretken bir insan oldum. 


LGBTİ özgürlük ve kabul mücadelesinde sence daha neler yapmalıyız? Ortamın dayatmasını göz önünde bulundurmalı mıyız yoksa bu direniş sence zamansız bir direniş mi? Yani duruma göre eğilip bükülebilir mi?

Eğilip bükülme değil de yeniden formülize edilmesi yanlısıyım. Zekamızın buna yetebildiğini düşünüyorum. Birileri ölmeden, birileri hapse girmeden. Çünkü bunlar ise yarayan şeyler degil.

GZone Dergi Şubat sayısının tüm içeriklerine aşağıdaki kapak görselini tıklayarak ulaşabilirsiniz.