ÖZEL RÖPORTAJ: GÖRKEM SENGEL

Çıkardığı teklilerde dikkat çeken, Türkçe Pop'ta yeni bir soluk olan Görkem Sengel, GZone Dergi'den Mert Bell'in konuğu oldu. İşte bu röportaj:

*Nasıl bir çocuktun ile başlayalım… Bugün şarkılar yazıp söyleyeceğin o günlerden belli miydi?

Bu soruyu duyduğumda gözümün önüne gelen bir sahne oldu. 5-6 yaşlarındayken bizim apartmanın çatı katında sarı gömleğimle verdiğim bir playback show 🙂 çok küçük yaştan itibaren ilgiliydim müzikle, peşimi bırakmayacağı belliydi 🙂 

*Kimleri dinleyerek büyüdün? İdollerin var mıydı? Ya da şarkıcı olmanda etkisi olan isimler…

90lar çocuğuyum ben, en güzel şarkıların bize nasip olduğunu düşünüyorum. Hatta sen beni bazı konuşmalarımızda o döneme fazla takıntılı bulduğunu söylersin. Haklısın belki de. Sezen Aksu’yu ve onun elinin dokunduğu tüm işleri her zaman çok dinledim. Hala da öyle. Şarkıcıdan çok şarkı yazarlarını takip ettim hep. En çok Mete Özgencil’i sevdim. 

*Profesyonel anlamda müzikle uğraşacağına hangi noktada karar verdin? Başka isteklerinden, hayallerinden vazgeçtin mi?

Çok erken karar verip sürekli kendi yoluma engeller koyup başka alanlara gittim. 2011 senesinde Hamburg’tan İstanbul’a taşınıp, Demet Akalın’a sahnede vokal yapmıştım. Sonra yine geri gittim ve 2016 da yeter artık kendimi daha ne kadar saklayacağım deyip ilk teklim “Matem” i yayınlamaya karar verdim. Vazgeçtiğim şeyler oldu, hala oluyor ama hepsine değer… 

*Almanya’da büyüdün, hala orada bağların var ama İstanbul’un göbeğinde yaşıyorsun artık. Nereyi evin gibi hissediyorsun? İki ülke ve yaşadığın şehirler sana neler hissettiriyor?

Hayatımın sorusu 🙂 Neyse ki son zamanlarda bir karar vermem gerekmediğine, her iki ülkeye de eşit derecede ait olduğuma ikna edebildim kendimi. Orada ruhum dinleniyor. Burada ise “hadi!” diyor bir şey sürekli, “dahası da var, yapmalısın” diyor. Yaşam kutuplarla dolu. Bu anlamda benim de bu iki kutba ihtiyacım var. Kendimi zengin hissettiriyor bu çeşitlilik bana. 

*2016’daki ilk şarkın “Matem”den bugüne kadar hep tekli şarkılar yayınladın. Bu özellikle tercih ettiğin bir yöntem miydi? 

Adım adım ilerlemek çok bana göre bi kere. Yola çıktıktan sonra aslında ne yapmak istediğini keşfediyorsun. Her şarkıdan başka bir ders çıkardım. İlk şarkımdaki prozodi hataları, o kötü okuma… hepsi çok kıymetli. O gün bir albüm yapsaydım, facia olurdu kesin. Ama artık hazırım 🙂 

*5 şarkını ayrı ayrı nasıl değerlendiriyorsun? Bugün baktığında bu şarkıların bir albümün parçaları olabileceğini düşünüyor musun?

Gizli Yara ve Affet’i ayrı bir yere koyuyorum şarkılarım arasında. Onları alabilirim albüme. Diğerleri çok kafa karışıklığımın eserleri. O gün için en doğru onlardı lakin. İyi ki yapmışım 🙂 

*Son şarkın “Affet”e gelelim… Bu kez aranjör Daniel Taşel ile çalıştın. Nasıl bir araya geldiniz? Şarkıyı yazmandan son haline gelişi ne kadar maceralı oldu?

Köpeğim Rocco sayesinde bir araya geldik. 🙂 Rocco’nun eğitmeni Tuğba’nın sevgilisi Daniel. Bizi o biraraya getirdi. Çok kıymetli biri oldu tanıştıktan sonra Daniel benim için. İşinde çok titiz, çalışması çok kolay bir insan. Şarkıyı koltuğumun bir ucunda uzanırken yazdığım anı çok iyi hatırlıyorum. Aslında uzun bir süre single yapmayacaktım, fakat “Affet” beni çok heyecanlandırdı. Daha fazla dayanamadım, Daniel ile de biraraya gelince de, bir baktım bir kaç hafta içerisinde bütün proje bitmişti. 

*Tüm görsellerinde sade ve şık bir stil hakim. Fotoğrafların ve videoların için kimlerle çalışıyorsun? Yaptığın müzikle stilini nasıl ilişkilendiriyorsun?

Görsellerim konusunda çok şanslıyım çünkü Türkiye’nin en iyi fotoğrafçılarından biri olan Emre Ünal benim çok yakınım, dostum. Aynı zamanda kreatif alandaki düşüncelerine her zaman çok güvendiğim Sezer Arıcı da çok yakın arkadaşım. Bu isimler en başından beri beni bu konuda çok iyi yönlendirdiler. Görsellerimdeki sadeliği gitgide müziğimde de yakalayacağıma inanıyorum. Son videomda Melih Kun’la çalıştık. Ondan önce Ali Ata Akel, Can Fakıoğlu ve alman yönetmen Tim Küster ile çalışmıştım. Hepsi çok güzel deneyimlerdi. 

*Müzik dışındaki vakitlerde nelerle uğraşıyorsun? Bir gün içinde nelere yükseliyor, nelere düşüyorsun?

Yaşam koçuyum aynı zamanda. NIG®️ adında çok başarılı bir kısa zamanlı terapi metodunu Türkiye’de ilk uygulayan bir kaç insandan biriyim. Eğitimlerini Almanya’da ve İstanbul’da aldığım bu metod, aile dizimi, sanat terapisi ve NLP yi barındıran müthiş bir teknik. Özellikle sanatçılarla yaptığım çalışmalarda çok hızlı ve güzel sonuçlar alıyoruz. Müzikten kalan zamanlarda en çok NIG®️ vaktimi alıyor. 

*Pop müzik piyasasının bugünü seni mutlu ediyor mu (ya da herhangi bir dönemi)? 

Dönüp dönüp eski şarkıları dinliyorum. Bugün yapılan türkçe pop beni çok karşılamıyor. 90lar ve 2000 ler de bize bir ömür yetecek kadar iyi şarkılar yapıldı allahtan. 

*İstediğin platformda hayalindeki müziği gerçekleştiriyor gibi hissediyor musun?

Henüz değil. Ama bu benim kendi yolculuğumla da alakalı. Her gün biraz daha yaklaştığımı hissediyorum oraya. 

*Yakın gelecekte neler yapacaksın? Yeni şarkı, ilk albüm, sahne çalışmaları…?

Sahne çalışmaları devam ediyor. Onların artması ve daha fazla insanla şarkıları paylaşmak bu işin herhalde en güzel yanı. Yeni şarkı yok artık. Albüm zamanı geldi! 

* Türkiye’de LGBTI+ hareketinin gidişatı, kat ettiği yolla ilgili ne düşünüyorsun? Kendi sektöründeki homofobi ve cinsiyetçilikle ilgili özeleştiri yapabilir misin?

Bunca baskı ve kısıtlanmaya rağmen son yıllarda yine de çok yol alındığını düşünüyorum. Burada kanımca en önemli olan nokta, zaten azınlık olan ve dışlanan bir grubun kendi içerisinde daha fazla barış ve hoşgörü odaklı olabilmesidir. İçerideki barış, dışarıya da yansıyacaktır. Sektörümüz rengarenk. İyi ki.