ÖZEL RÖPORTAJ: GÜLİZ AYLA: KİMBİLİR BELKİ LGBT İÇİN BİR ŞARKI YAZARIM

Geçtiğimiz yıllarda adını “Olmazsan Olmaz” ve “İlk Öpücük Benden Olsun” gibi büyük hitlerle duyuran Güliz Ayla, şimdi “Parla” adını verdiği albümüyle yeniden dikkat çekiyor. 10 Ocak’taki GZone 5G Glitter partisinin de özel konuğu olacak Güliz Ayla’ya merak edilenleri sorduk. Mert Bell’in soruları ve ilgi çekici cevaplarıyla Güliz Ayla röportajını okumak için buraya buyrun.

İlk albümden bu yana neler değişti hayatında? Bu ara süreçte dinlenmeye fırsatın oldu mu? “Parla”nın ilk ayak seslerini ne zaman duymaya başladın?

En çok değişen şey artan sorumluluklarım oldu. Aileme, ilk günden beri yanımda olanlara, ekibime karşı sorumluluğum katlanarak arttı. Artık hepimizin başarısı bu çünkü.İlk albüm sonrası bugüne kadar oldukça yoğun iki yıl geçirdim aslında. İnişleri, çıkışları, hezeyanları, mutsuzlukları yoğundu. Bütün bunları değerlendirince zaten bakıyorum da “parla”nın ayak sesleri hep kulağımdaymış.

Başlangıçta çokça konuşulan bir Sıla etkisi vardı ama ikiniz de bu benzetmeleri umursamıyor gibiydiniz. Bunun sebebi neydi? Şu anda ilişkiniz ne durumda?

Sıla Türkiye’nin en önemli kadın müzisyenlerinden. Benim üzerimde de çok emeği vardır. neticede ilk albümün prodüktörlerinden biriydi. ilk albümü kimle yapsaydım ona benzetilecektim. İyi ki Sıla ile yapmışım ki ona benzetilmiş, bununla ancak gururlanırım! Şimdi kendi kanatlarımla uçuyorum artık. Şarkısını bile yazdım, “benim adım yalnızlık” 🙂

İlk albümünün misyonunu layıkıyla yerine getirdiğine inanıyor musun? Gerçekleştiremediğin, içinde kalan bir şey ya da öne çıkamadığı için üzüldüğün bir şarkı oldu mu?

Albümde her şarkıya klip çekmek günümüz müzik sektöründe çok mümkün olmayan bir iş. Kliplenmemiş şarkıyı da dinleyiciye duyurmak hayli zor oluyor. Tek üzüntüm bu olabilir tabi ki. Ama zaman ilerledikçe insanların geriye dönüp, eski albümleri kurcalayıp oralardan şarkı araklayacağına çok inanıyorum.

Bir de iki albüm arasında yaptığın “İlk Öpücük Benden Olsun” projesi var. Bir reklam yüzü, bir marka yüzü olmak nasıl bir deneyimdi?

İlk albümde beklemiyordum açıkcası böyle bir proje. Kendimi birden bire rüya gibi bir setin ortasında buldum. Hem de marka radikal bir değişiklik yapmıştı beni seçerek. Proje oldukça eğlenceliydi zaten, ben de proje için çalışırken bunu büyük keyifle yaptım. Bu arada bol bol dondurma yedim, daha ne olsun 🙂

“Parla”daki tüm söz ve bestelerin sana ait olması bilinçli bir karar mıydı? Bu 8 şarkıya neye göre karar verdin?

Sadece benim kararım değil tabi ki. Bir repertuar havuzu oluşturdum önce. Yaklaşık 20 tane demo şarkım vardı. Bu şarkıları yapım şirketi ve menajerimle birlikte dinledik, düşündük, notladık. Sonunda 8 i seçtik. Şarkı yazıyorum, yazdıkça tabi ki kendi şarkılarımı söyleyeceğim. Ama bu demek değil  ki başkasından asla şarkı almayacağım. Ben şarkıcıyım neticede, bana yakıştığını düşündüğüm her şarkıyı söylemek isterim!

Aranjör seçimin nasıl gerçekleşti? 8 şarkıda 3 farklı aranjörle çalışmışsın ama albüm gayet akıcı…

Gürsel Çelik ve İskender Paydaş  herzaman yaptıkları işleri çok beğendim, sound olarak kafamın uyuşacağını bildiğim iki usta zaten. İyi ki onlarla çalışmışım dedim albümü dinlediğimde. Görkem ise zaten eski arkadaşımdı, şarkının demosunu ilk beraber kaydettiğimizde bana “bu şarkıyı ben yapacağım” dedi, bende yap dedim. Çok da güzel oldu, renk oldu albümde.

Şarkılarının yaratım süreci bahsedelim… Nelerden ilham alıyorsun? Ne noktada “tamam, bu şarkı oldu” diyorsun?

İlham sorusundan korkuyorum, asla tanımlayamıyorum. Nasıl yazıyorum, nerden aklıma geliyor bilmiyorum. Bazen oyun gibi de geliyor, bazen öyle yoğun bi nokta yakalamış oluyorum ki akıp gidiyor herşey. Ama evim, bulutlu yağmurlu hava, melankoli beni hep gaza getirmiştir. Şarkının olup olmadığı konusunda bir fikrim yok aslında, belki de şarkılar yazıldığında değilde, dilden dile söylendiğinde tamamlıyor evrimini. Ben iki üç kere kaydettiğimi dinleyince mutluysam, “bitti” diyorum.

Bu albüm ve şarkılarla birlikte hem biraz daha rahatlamış görünüyorsun, hem de imajın daha seksi. “Olmazsan Olmaz” videosunda afacan kız çocuğu gibiydin, “Bilirkişi” ise farklı bir kadın var. Zaman içinde bir dönüşüm gerçekleşti, bu kimin eseri?

Herhangi bir kadın kadar değiştim aslında. Sabah kalkıp saçlarımı griye boyatacağım dedim. Kendime daha fazla zaman ayırıp spor yapacağım, daha iyi görüneceğim dedim. Aslında bu fiziksel bir evrim gibi görünse de ben bu evrimi “ beyinsel” olarak tanımlıyorum. Herşey kafada başlayıp, kafada bitiyor. O zaman daha küçüktüm, şimdi daha büyüğüm. O zaman daha toydum, şimdi daha bilinçliyim, daha “bilirkişi”yim 🙂

“Bilirkişi”nin klibinden bahsedelim biraz da. Nasıl bir hayal dünyası ile planlandınız bu videoyu?

Şarkı bana tatlı bir sokak serseriliğini çağrıştırıyor hep. Tatlı itişmeler, kakışmalar, maymunluklar. Haliyle klip dünyası da oldukça renkli oldu. Sokaklarda geçti, iki sevgilinin birbirine şımarma halleri konu edildi. Murad Küçük çekti videoyu, yaratıcılığına ve işlerine çok önem verdiğim önemli yönetmenlerden biri.


 

Bu yeni albümle ilgili bir promosyon, konser planın var mıdır? İstediğin kadar konser verebiliyor musun?

Minik bir lansman yaptık kendi aramızda geçenlerde.Lansman konseri yapmadım, düşünmüyorum da. Zaten hali hazırda radyo ve tv pr çalışmaları devam ediyor, onlar baya vakit alıyor. Verdiğim konser sayısı asla yeterli olmadı, olmayacakta. Çünkü bu işin en sevdiğim yanı sahnede olmak. Şarkılarımı sahnede söylemek için yazıyorum. Umarım bu albüm süresince daha çok konser veririm.

İkinci klip şarkısı ile ilgili kafanda bir şey belli olmaya başladı mı? Hangi şarkılara yükseliyor dinleyiciler?

Şu an ikinci klibi neye çekeceğimi biliyorum, hatta yönetmen görüşmelerine başladım! Ama size söylemeyeceğim, sürpriz olsun. Dinleyiciler her şarkıyı ayrı ayrı yazıyorlar, hepsine klip istiyorlar genelde. O kadar mutlu oluyorum ki ben de!

Sen şu sıralar en çok kimleri dinliyorsun, kimlere yükseliyorsun?

Tuhaf müzik zevklerim vardır benim. Dönem dönem bir şarkıya ya da şarkıcıya takılırım. Ezhel’e takıldım mesela bu ara, The Blaze’ e takıldım. Büyük Ev Abluka’da dinlemeye başladım. Gökhan Türkmen her zaman favorim. Anouk’u artık söylemiyorum bile 🙂

Türkiye’deki LGBTİ hareketi hakkında ne düşünüyorsun? Bireysel özgürlükler ve LGBTİ hareketi sence olması gerektiği yerde mi?

Hayır değil. Trans cinayetleri devam ediyor, homofobik söylemler hiç dinmiyor, demek ki olması gerektiği yerde değil hiçbir şey. Kimse çıkıp özgürce ifadesini bile dile getiremiyor. Korku hakim hep bize, hele bu konularda. Türkiye’nin bu konuda eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sanatçıların LGBTİ hareketine yeteri kadar destek verdiğini düşünüyor musun?

Kendi çevremde destekleyen çok insan görüyorum ve hoşuma gidiyor. Herkes aynı oranda çalışamıyor tabi bu konuyla alakalı, gün geçtikçe desteğin arttığını da göz ardı etmemeli bence. Daha iyi oluyoruz ya, daha iyi olacağız, daha özgür olacağız, daha AŞIK olacağız eminim…

Uluslararası piyasada Katy Perry veya Miley Cyrus gibi şarkıcılar lezbiyenlik veya biseksüellikle ilgili şarkılar yazıp söyleyebiliyorlar, sen de ileride böyle bir şey düşünür müsün?

Neden olmasın, Yaşanmış ya da bana anlatılan her şeyi kaleme almak, hikayeleştirmek aşırı hoşuma gidiyor. Kimbilir  belki LGBTİ için bile bir şarkı yazarım, destek olur birbirimize el elele yürürüz 🙂

 

Ocak 2018 sayımızın tüm içeriklerini görüntülemek için aşağıdaki görsele tıklayın.