RECEP ÖZDAŞ “BARTU BEN”İ ELEŞTİRDİ: ABARTI BEN

GZone Dergi yaşam yazarlarından Recep Özdaş, Blu TV'de yayınlanan "Bartu Ben" dizisini eleştiren bir yazı kaleme aldı. 

Bu yazıyı detaylara boğulmuş sanıp, bu yüzden biraz zorlama bulabilirsiniz, ama öyle değil. Çünkü hetero ahlak ayrıntıda gizlidir. Ve dünya dijitalleştikçe iktidar biçimleri de buharlaşabilir.

Bartu Küçükçağlayan’ın dijital dünyaya yaptığı Bartu Ben’in ısrarlı politik doğruculuğunda da bahsini ettiğim buharlaşmış erkeklikler var.  Bartu bize kendi hayatının ayrıntılı dökümünü (güya) samimiymişçesine anlatmak istiyor. Ama tüm orta sınıf, eğitimli, şehirli erkekleri Bartu’nun merkezine, yani ‘ben’ dediği o şey neyse işte, onun merkezine alarak sunuyor. Bu merkezde daha başka neler mi vardı? Sırayla; önce ıssız-adamlaşan erkekler, ilkin kendilerini Bukowski sanan, şimdilerde ise hepsi ya bir Ferdi Tayfur ya Cemal Süreya ya da Turgut Uyar’a evrilen, yeni gibi görünen eski tip erkeklikler. Hepsi de bitmeyen bir ergenlik içindeler. Sinemasında epik müziklerle erkekliği estetize eden (Bartu Ben’in yönetmeni) Tolga Karaçelik başta olmak üzere. Bu ergen erkeklerin en yanlış anladığı şeyse her birinin kendisini nihilizmin askeri sanması. Zira nihilist oldukları için değil nihilizm için kendilerini öldürüyorlar. Ki olayı anlamamışlar.

Dediğim gibi her ilişki zamanla biraz daha buharlaştığından, heteronormatif ahlakı soğurmak için daha başka taktiklere ihtiyacımız var. Sanırım ilk ve en önemli taktik hangi tip erkekliklerin zararlı olabileceğini bazı örneklerle deneyimleyip, film ya da dizi üretirken bu yanlışlara düşmemek. Birkaç yanlışı sıralayalım:

Gülse Birsel komedisinden farklı olacağım derken Gülse hastalığına yakalanan Bartu’nun dizi boyunca sarı çoraplarını bir dikkat merkezi (olumlu) olarak gözümüze soktuğu ama ananas desenli çorapları gayliğin (o da neyse) biçimi gibi sunduğu ayrıntıyla başlayalım: Gay olmak bir biçim değil Bartu! Ama hipsterlık biçimin göbek adıdır, sarı çorap gibi.

Bi kapıcının çatalını gösterip espiriye dokunduğunu sanan, diğer kapıcının ise (gay olan) arzularını kısmen aşağılayarak (ben öyle anladım) sunan bir internet dizisi ana akım dizilerden çok da ayrı değil, bu iki. Kapıcı, taksici ve gay konseptlerini zıtlık gibi ele alıp, gay olmayı araçsallaştırmak ise hiç ama hiç komik değil!

Dizide bir yerlerde ‘heteroseksüelliğin zorluklarından’ bahsedicem gibi bir şaka yaparken bile heteroseksüel ayrıcalığını silaha dönüştürmeye çalışmak mesela, bu da üç. G.tü kollamak bir heteronun değil, queer birilerinin kullanması gereken bir deyim. Tecavüz edilen, şiddete uğrayan hetero-orta sınıf-beyaz erkek değil Bartu.

Ve en önemlisi gayler gözlem nesnesi değil. Dizideki Bartu’ya oyunculuk için ilham vermesi beklenen gay karakter Mercimek’le bir süre yaşamanın iyi yanlarından biri Bartu’ya ilham vermekse eğer, Bartu’nun politik doğrucu gay arkadaşlığı hiç gerçek değil. Gay arkadaş Mercimek’in evindeki abartulu tek tipleştirmeye hiç girmiyorum.

Yine birçok sahnede Gizmo ve Bartu arasında geçen hastalık, virüs, herpes, hepatit vs. esprileri bir dizide ısrarla göze sokulacak espriler hiç değil. İnternetin sağladığı özgür ortam bu değil. Bu stigma tehlikesidir biraz. Bu arada aids testi diye bişey yok Bartu, hiv testi var.

Tüm bu ayrıntılara eklenen daha büyük anlatı ise şu: Başarı, kariyer, para değersizdir mesajı vermek isteyen Bartu ben-in merkezinden yeni değerler oluşturuyor. Carpe diem kafalarını eleştirmek isterken, o kafaya düşüyor. Seksle ilgili büyük bir açlığı dizinin bütününe yaydığı seks bağlamıyla, ama bu durumun gerçek hayattaki karşılığını eleştirmeden, yeniden üretiyor. Buralar bu tiplerle dolu dediği ‘Cihangir tayfa’ Bartu’nun kendisiyle dolup taşıyor. Yalnızlık mı aile mi seçimini ise Moda’da bir apartmanın terasından, konformizmin sıfır çizgisinden seyirciye sunuluyor.

Dizi boyunca etrafındaki karakterleri konuşturan Bartu, zaten bu karakterler onun için konuşsun istiyor. Ve Bartu’nun ısrarla parmak basmaya çalıştığı o zehirli sektör kadar sinsi başka bir şey de; bu çok gizli, her an buharlaşan romantik, varoluşçu ve nihilist erkeklikler. Bu erkeklikler virüs gibi, biri bitmeden yenisi türüyor. Ama dizi bunu bilmemizi istemiyor.  Bu yüzden gey karakter Mercimek’in soğuk kafa Bartu’yu eziklemesinden daha başka güzel bir şey yok dizide!

Not: Filmde en komik karakter dayı. Keşke onun hikâyesini izleseydik.

Not: Menfez, merkezi sistem, kombi rahatlıktır, Güner Ümit, Sunay Akın esprilerinin vadesi çoktan doldu.

Not: Ali Atay, Leyla ile Mecnun oyunculuğu, Onur Ünlü kafası denilen şeyler yeniden üretildikçe itici olmaya başladı.

Son: Jenerikte tüm isimlerin sonuna Ben koymak o kadar itici bir fikir ki!