RECEP ÖZDAŞ GAZAPİZM’İN SON ALBÜMÜNÜ YAZDI: YOKSULUN MERHAMETİ GASP

GZone yazarı Recep Özdaş, Türkçe Rap müziğin başarılı ismi Gazapizm'in son albümü HİZA hakkındaki düşüncelerini yazdı.

Bu cümleyi bir yazının içinde eritip, cümlenin ruhunu gasp etmek istemedim. Klavye rıza verdi ama içim el vermedi. Bu yüzden onu kendi büyüklüğüyle başlığa tutturuyorum. Bir romana nasıl ki o ilk cümleyle başlanıyorsa, bu albüme de albümün tam ortasından, kalbinin orta yerinden bir cümleyle başlanabilir. İste bu yüzden Gazapizm’ in Hiza albümünü her dinleyişimde Hamza’nın kalbini, orta yerini yiyen Vahşi’yi anıyorum.

Yine Hiza’yı her dinleyişimde; Anarşi bekleyen home-office aklımı tokatlıyorum.

Onurlu Haziran ayını da mı aynı ayrıştırıcı dille bekliyoruz acaba ya? Diyorum. 1Mayıs’ta pencereden millete bağırıp, ‘girin içeri sizin yüzünüzden bizim nenemiz ölüyor ‘ diyerek nenesini kendi bedenine yem eden, başka her bedenle arasındaki 1,5 metreyi kendi bedenine kurban eden yalandan hallerimizi düşünüyorum.

Birkaç tüp idrar ve kan örneği, size neyi gösterir, hiçbir şey tabii diyor ya Gazapizm; pozitivizme olan güvensizliğimize eklenen çokça liberal, bolca konformist içi bos, dışı süs yalanları mı açık ediyor?

Hepimiz dünyayı dans pisti sanıyoruz zaten bu aralar. Buna da -e ama yani quir muir- bi şeyler diyoruz. Performans her neyse bir şeyleri hep eksik ve yanlış anlıyoruz. Girmişiz ormana baltamız kör, birbirimize bakıyoruz. Ayni güvenlikli sitenin 3 oda 1 salon ormanından birbirimizi gözle, tbt-yle Hiza’ ya sokuyoruz (Bugün dışarda değildim, o eski fotoğraf).

Gazapizm de bizi hizaya sokuyor. Ama öyle üstten bir dille değil.

Bizi hizadan çıkarırken kendi de Hizaya giriyor, biz hizaya girdikçe o çıkarmaya uğraşıyor. Her şeyi bir şey sandığımız o zeminsiz boşlukta, neyin nasıl olacağını reçete sunmadan, kendi ekseni etrafında dönerek, o hizaya girer gibi yapıp, ama oradan sekerek anlatıyor.

Çamurlu ayakkabılarıyla kırmızı halılarımıza basıyor. Basıcam tabii ki aşk olsun! diyerek pisliğimizin üstüne sözüyle imza atıyor.

Sadece bizden oluşan kulislerimize başka bi sahneden giriyor.

En ters köşeden, en biçim gerektirmeyen, en olması gereken kuir yerden, içeriğin dibinden. Sözün, şiirin içinden bir albümle, başucu albümü olma tribine girmeden, usulca koynumuza giriyor.

Basının bende özgür olacağı tuttu! diyerek herkesin tuttuğu basın kendine kalsın diyor. Bundan öte fail mi olur?

Bu fail astronot, albüm kapağındaki kalbi kadar beyaz tulumdan, uzaydan bildiriyor; Uzay da parça başı istir belki, orda da tulum giyilir diyor. Hele dünya bir parçaysa, astronota dünyayı anlamak en büyük iştir. Hiza işi gücü bırakmış dünyaya oradan bakıyor.

Dünyayı uzaktan görmek insan gözünün çapını değiştirir ya; Aklın çapı da dinleyicide böyle böyle değişiyor.

Daveti kırmayıp uzaydan dünyaya, ortaya kusucaz, diyor.

Çöplükten çıkıp, dünyayı göz hizasına alarak sağı solu kesiyor.

Bu rüya benim mi diyor akıl? Tek başına akıl değil bu. Duygusal akıl… gel de duyguma takıl!

Üç Gram Akıl Var O Da Tabii Nakil diyebilen bi albüm. Manifesto gibi! Manifestolar albüm gibi yazılsaydı A yüzünde Hiza dan en az 2 şiir-şarkı olurdu.

Dediler bu ruhun egzamasıdır, diyebilecek kadar cesur olmayan bir cesarette, kim diyebilir ki Döneceğim Eve Kafamda Bere? Üstelik Martılar Ağlamıyor Çöplükte; Tabii ki Gazapizm.

Ahmet Kaya’ nın bıraktığı yerdeki romantik solculuğun çöplük algısı Gazapizm de başka bir şeye dönüşüyor. Burada hasret metan gazı derken üzerimize öksürüyor Gazapizm. Ben Sana Bu Çiçekleri Mezarlıktan Çaldım diyebilen, ölümü yasama çeviren solcu olmayan solculuk bu. Romantizme yok gerek, yeni bir realizm gerek.

Benim Varoş Hikayem, Adana’yı ütopyalaştıran internet dizileri ya da Çukur rüzgârıyla gelen gettoya dönüş-düşüş fikrinin en doğru temsili olabilir Gazapizm. Çünkü onun oradan çıktığını biliyoruz, bunu da şarkinin içindeki öksürükten anlıyoruz.

İnsan en iyi bildiği şeyi yapınca o iş zaten sanat oluyor ya zaten, daha iyi anlıyoruz.

Çoğumuzun aklında fikirler, “aa bunu proje mi yapsam!” çağındayız. Maillerde hayat biriktirdiğimiz projeci fon bulma cağı. Gazapizm iyi bildiğini yapmayı öneriyor. Yoksa kendimize ihanetimiz bahçemizde kalacak. Bahçemiz güzel belleğimiz, Tarlamızsa devletli tarihimiz.

Ama Ne Giden Var Ne Beklenen Yarınlardan Artık.

Punk no future diyerek geleceği istedi ya; Gazapizmin in rap-i geleceği kendi bahçemize ektik diyor. Onu bugün biçmeden yarına asla zıplamayız diyor. Senin Yandığından Daha Fazla Yananı Duymuyorsan Eğer Nasıl Olcaz Arkadaş… diyerek, Şubattan bu yana bize o unuttuğumuzu öğretiyor. Nasıl olcaz?

Ceza Üsküdar’dan şehrin rap-ini yapıyordu, Sagopa Fatih’ te şiirin rapini. Ezel ‘ inki mesela çok gerçek ama daha rastlıydı, varoluşsal bir sancıydı.

Peki Gazapizm? Bu hangi yolu olmayan mahallenin mübarek de olmayan Gazası? Evin yolu da yoksa aklın var, materyal olmayan yol ideal olanın yolunu acar. Gazapizm ‘ in kafasında da o yollara benzeyen tras izleri var.

Berbere para verilmediği için balkonda saçı 3’e vurulan 5 erkek kardeşin kafasında kalan makine izi. Hiza ‘ ya sokulmuş çocukların kafasından beyne dalan patika yollar bunlar.

Karantinada tek başıma, kendi saçımı keserken Gazapizm çalıyor.

Yoksulun merhameti gasp. Cümle öyle güçlü ki, heyecandan enseme makine izi atıyorum.

 *İtalik yazılan kelimeler, deyişler, cümleler albümden aklımda kalanlar.