RECEP ÖZDAŞ YAZDI: İÇİNDE LGBTİ+ KARAKTER BARINDIRMAYAN 5 QUEER YERLİ FİLM

Queer ile olan ilişkimizde “her şey queerdir” sığlığına ve boşluğuna düşmeden bir şeyleri koruyup kurtarmamız gerekiyor. Özellikle kendi konfor alanını korumak isteyenlerden. Ayrıcalıklarının farkında olmadan bu durumu meşrulaştıran kimselerden. Bi de queer konuşmayı tüketim bilip, sosyal kodlarına queeri aracı olarak iliştirenlerden. İşin özü gökkuşağı bayrağını tatlış bulup sofrasına meze eden herkesten. 

Sonuçta queer bir kurtuluş öngörüsüyse eğer, özgürleşmeyi ve direnişi herkes için öngörür. 

İşte bu yüzden Gzone’un 5. yıl şerefine; 15 yıla yayılan, içinde doğrudan lgbti+ karakterler barındırmayan ama en queer içerikli 5 filme bakalım. Hetero ally lerimize bi selam çakalım. Zevkleri (taste) üzerinden kümelenerek kurdukları kümelere asla ötekini almayan ana akım lgbt dostlarımıza da sıradaki filmi yollayalım. Belki da bir yerlerde kesişirler. Yoksa Güneşi Gördüm’ü queer sinema sanacakla. Aman aman!

5. 11 e 10 Kala (Kesişim: Yaş, Nesne, Tutku)

Bu film yaşlı bi adamın nesnelerle kurduğu tutkulu bir toplama hikâyesi. Öyle ki biriktirme arzusunu eski karısına yeğleyip ondan ayrılan Mithat Bey: ‘save as a draft’ deyip mailde ya da insta hikâyelerde sakladığımız, başkalarının hikâyelerini topladığımız bu çağda kendi hikâyesinin hem nesnesi hem öznesi olabiliyor. Bu adamın yaşıyla, eviyle, nesnelerle mahallesiyle, geçmişiyle ve ülkesiyle kurduğu ilişki her alışkanlığı patolojiklestirdigimiz bu çağda tüketmek yerine biriktirerek duygu üretmenin ne demek olduğunu anlatıyor. Queer sadece şimdiyle ilgilenir diyen carpe-diem ergenlere gelsin.

4. Vavien (Kesişim: Taşra, Mizah, Orta Yol)

Bu film taşra klişelerinden arınmış, oldukça mizaha bulanmış bi orta yol filmi.  Sen daha filme sormadan, o izleyenine sen ne ayaksın diyor. Soruyu anlattığı hikâyenin biricikliğiyle pekiştirdiği için de orta yolun anlamlarını bozuyor. Zeki Demirkubuz’un içerikçiliğiyle Nuri Bilge’nin biçimciliğini ortalayan ama bunu ANAP ya da DYP formülleriyle yapmayan bir film. Aksine merkez sağın tüm formüllerine kara mizahla bindirilmiş bir tur,  sağı da solu da tersten okuma. Dahası ne Binnur Kaya ona atanmış kadın rolüne uyuyor ne de Engin Günaydın bir erkek-koca gibi oynuyor. İkisi de senden benden daha queer. Yapı sökümü balenciaga zanneden biçimci geylere gelsin.

3. Sivas (Kesişim: Çocuk, Hayvan, Erkeklik)

Bu film bir çocuğun bir köpekle (ikisi de özne) kurduğu ilişkide ona öğretilen kuduz erkekliğe karşı köpeğiyle birlikte verdiği direnişin hikâyesi. Neresinden tutsan queer. Çocukluğun kendisi queer zaten. Her an bir formla savaşmak zorundasın. Çocuğun da savaştığı her şey köpeğiyle kurduğu ilişkide samimileşiyor. Çocuk ehlîleşse köpek azıyor, köpek susturuluşa oğlan bağırıyor. Paylaşarak direnmemin en güzel örneklerinden. Queeri Avrupa sanan Eurovision geylere gelsin. 

2. Toz Bezi (Kesişim: Sınıf, Kadın, Emek )

Bu film sınıfsal ve cinsiyete dayalı konumlarımızı emek üzerinden açık eden film. Emeğin, duygusal emeğin ve kadınlığın gündelikçilik üzerinde kristalleştiği bi film. Ama her nasılsa bi sarı bez sürsen o da geçecekmiş gibi. En çok unuttuğumuz şey olan yoksulluk, en çok konuşmamız gereken şey sınıfsal konumlarımız ve ayrıcalıklarımızken üflesen uçacak toz muamelesi yapığımız şey toplumsal astımımız değilmiş sanki. Toz Bezi bu durumları o kadar içten anlatıyor ki filmi hissedip astım olduğumuzu, her gün toz yutup hala tozpembe düşler kurduğumuzu bu muhteşem hikâyede anlıyoruz. H&M geyine göz deviren Zara geyine gelsin.

1. Kader (Kesişim: Aşk)

Kader aşkın filmi. Cidden aşk daha iyi nasıl anlatılırdı bilmiyorum. Türkiye sinemasının tepe noktası Kader, her izleyeni tepe taklak ediyor. Queerligi de burada filmin. En tepeden en dibe yuvarlanarak düşsen de bu düşüş ne güzel bi düşüş, düşüşü için bile âşık olmaya değermiş diyorsun. Ben filmi izlediğim günden beri her yıl mutlaka bi kez daha izleyip ya rabbim bana da böyle kirli bi aşk ver diyorum. Bana da arabamı kaptıracak, arazimi sattıracak, çocuğuma ilaç almayı unutturacak bi aşk ver! Filmde her şey o kadar aşka, hisse ve tutkuya bağlı değişip dönüşüyor ki diğer hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Bundan daha iyi direniş olur mu ya diyorsun. Ona hiç dokunmadan dönüşebilmek, her yenilgide yenilenmek (Gülşen şarkısı gibi) böyle bi şeyse eğer ‘ben niye her dakika hornet sayfamı yeniliyorum’ diyorsun. 

Bu film onu anlayana değil hissedene gelsin.