RECEP ÖZDAŞ YAZDI: KARAKOLDA AYNA, KOLONYA’DA RIZA VAR

GZone yaşam yazarı Recep Özdaş, gittiği karakolda hakarete uğrayan sosyal medya fenomeni Murat Övüç üzerinden LGBTİ+'yı dışlayan zihniyeti kaleme aldı.

Ayna yabancılaşmanın da sembolü olabilir, yansıtmanın da. Aynada kendine bakar –ya ben neyim, her şey ne biçim? dersin. Bu yabancılık kendiliğe götürür. Ya da aynayı başkası yüzüne tutar, onun gözünden kendini görürsün.

Murat Övüç ve kolonyası bize ikincisini hatırlattı.

Bilincimiz karakola, meclise, camiye, diyanete hapistir.  Ama bu hapislik pekâlâ firara da dönüşebilir.  Övüç’ün polisin kapısına koyduğu, bizimse eve gelen hocaya imama tuttuğumuz o kolonya alev de alsa mesela? 

Ne var ki çoğumuz ilkini seçtik hep. Öyle ya da böyle, kabul görmek için birilerinin eline kolonya doktuk, onlar iyi koksun diye. Tonla hikâye uydurduk birileri iyi olsun diye.  Yalandan evlendik, askere gittik, eve para yolladık, daha çok ders çalıştık vs.

Hep aynayı bize tutanı tatmin ettik.

Ne oldu işte? Adama çirkin dediler. Özür dilediler, arkasından eminim 2 posta güldüler. Hayır yani zaten çirkin diyorlar, doğduğun günden beri pis çirkin diyorlar, şimdi sadece ayna tuttular. Sen de o aynayı 2 milyon takipçine tutsan mesela. Altın olmayan altın varaklı yatak başı değil her şey, ilk defa hüznün derindi, gözyaşın gerçekti, senin story-indi sanki ilk kez anlatılan, başkasına ait değildi, reklam yoktu sanki. Ne kapına gelen polisi tanıtmak ne de arkandan söven esnafın kolonyasını satmak değildi olay.

Senin polisi geleneksel yollarla, hem de kolonyayla dezenfekte etme çaban seni onun gözünde aklamıyor, temizlemiyor. Çirkin ördek yavrusuna bile dönüşmüyor bu hikâye. Yapıştır o kolonyayı seni sevmeyenin gözüne.

Diyanet-polis devletinin kurumsal nefreti seni ortadan kaldırmak istiyor. Bu ezelden böyle, 1 şişe kolonyada boğar seni elinden gelse. 

Murat, Selin, Kerimcan vs.

Biri onu askere almayan askeri diğeri onu karakola sokmayan ahlak polisini locadan selamlıyor yine de. Hepsi de birilerinin rızasını alıp, sövülüp-dövülmek istiyor. Sonra gönülleri alınsın istiyorlar. Gönül almak çocuk kandırmaktır arkadaşlar. Siz naifsiniz de naifliğin bi ucu duru saflıktır, diğer ucu aptallık. Burada da ilkini seçip, sizi koşulsuz destekleyenle rızasız-minnetsiz dayanışmak güzeldir.

Eskiden işler (bugünkü kadar ikiyüzlü olsa da) bi tik daha mı samimiydi?

Zeki Müren’in Bülent Ersoy’un karakolla, askerle münasebeti donemin cumhuriyetçi-msi devlet geleneğinde sanata saygı getiriyordu. E tabi bu da hayata körlük gerektiriyordu.

Buğunun paracı muhafazakâr geleneğinde ise olmayan sanat yerine her an parçalanıp yeniden kurulan oyun var, instastory var. Muhafazakâr aklin çıkarcı oyununda da hukuk her daim askıda, ama gönül almak falan gırla.

Saygılı gibi görünmek için gönüller alınıyor. Çünkü oğlana, kız-oğlana pandik atılırken arka cepten paraları da araklanıyor. Kimse görmezden gelinmiyor ama. Parası çalınıp rızası ve gönlü alınan hep göz önünde olduğundan, iktidar da bizimkileri görüp, kabul edip cebinden çorladığını 1 tık artırıyor. Bize karşı da el arttırıyor. 

Bu çal ama oynat, sonra da gönlünü al ve pişkin pişkin önüne kat hikayesi. Story-lerimize ekleyelim, hatta öne çıkaralım, iğneyle tutturalım.

Murat Ovuc bakanın özrünü öne çıkarılanlara ekledi. Ona tutulan aynada elinde kolonya, çirkin kalmayı kabul etti. Edebilir, hakkı var.  Devlet midesizdir her şeyi yer yutar. Ama Murat’a yazıktır diyecek geniş gönüllerimiz her zaman onunla ve buradalar.

Velhasıl karakolda ayna var.

Hem karakolun içini hem sokağı gösteren boy aynası. Bize hep içeriyi gösterdi yıllarca. İçeri tıkılıp işkenceye, tecavüze uğrayan transları. Şimdi sokağa tutuluyor ayna. Influencerlara, milyon takipçilere. Kerimcanların, Selinlerin eski davalarını da katalım bu davaya. Her biri diğerine emsal, ama kazanan hep karakol.

Ama ayna tutulmayan davalar var, evden atılan transın, zulme uğrayan mültecinin davası. Hiçbiri göz önünde değil ama kolonya davasından önemsiz de değil.

Girişte bahsini ettiğim aşırı yabancılaşma mesela, ani bi farkındalık getirir mi acaba? Evlere tıkılıp, ayna önünde daha çok dokunsak kukumuza? Dışarıyı daha çok arzu etmez miyiz acaba?

Allah etsin bu son dediğim olsun, yani bu aziz ramazan gününde en azından dua etmeye hakkımız var.

Recep Özdaş