REDD: LGBT’Yİ ARAMIZDA GÖRÜYORUZ

Türkiye’nin eşcinsel kültür ve yaşam dergisi  GZone, Mayıs 2016 sayısında sizi #BambaşkaBirYaz ‘a hazır olmaya davet ediyor.

GZone, bu ay Türkçe müziğin önemli rock gruplarından biri olan REDD ile görüştü.

Onlar Türkiye’nin cesur müzik gruplarından biri. Düşüncelerini, ideolojilerini dile getirmekten asla korkmadılar, her sene Onur Yürüyüşlerinde bizimle yürüdüler! Kendi içlerinde, fikir farklılıkları sebebiyle yaşadıkları ayrılıktan sonra, yeni albümleri ‘’Mükemmel Boşluk’’u yayınlayan Doğan Duru, Güneş Duru ve Berke Özgümüş; yani Redd ile hem müzikten, hem de günümüz Türkiye’sinden konuştuk…

Röportaj: Onur Özışık

Röportajın tamamı Mayıs 2016 sayımızda (Bu sayımıza röportajın sonundaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz) 

Albümlerinize bakacak olursak her albümde farklı bir  alt metinle karşılaşıyoruz. Her insanın farklı anlamlandırdığı bölümler var. Bu albümün herhangi bir alt metni var mı? Yoksa tamamen o bahsettiğim siyasi mesajlardan uzak mı kaldınız?

Daha çok insan ilişkilerinden oluşan, insanın içindeki hisleri, duyguları ortaya koyan, içinde aşk da seks de kızgınlık da olan, içe kapanma ve karamsarlık da bulunan bir albüm oldu. O mükemmel boşluğu daha çok duyguyla doldurmaya çalışıp draması güçlü bir albüm yarattık. Her şeyiyle sounduyla, sözel anlatımıyla, diliyle, bütünlüğüyle başka bir dünya yaratmaya çalıştık. İnsanlar zaten albüme vakit ayırıp tamamını birkaç kere dinleyince bunu anlıyorlar. Ama burada en önemli nokta, Türkiye’de zaten alternatif müzik halihazırda çok başka bir noktada duruyor. Topluma ve siyasete ılımlı duran bir yapısı var. Bizim soundumuz olarak yaptığımız bir devrim ve ılımsız yaklaşımımız biraz da politik bir duruş, eylem. Bunun dışında albümde çokça nitelenen şeylerden bir tanesi de aşkın bedensel, mekanik durumunu aynı zamanda da duygusal, travmatik hale getirmek oldu. Aslında bir yerden sonra anlıyoruz ki bedenimiz için de kalbe yüklediğimiz görev gerçek görevinden farklı. Aslında bu albüm, bizi bedenen mi iliştirip çekiştiren birtakım duygular var yoksa ruhen mi? sorusunun cevap arayışı.

Peki aşk, ruh, beden ilişkisine gelecek olursak dünya üzerindeki yaşamda LGBT’yi nasıl konumlandıyorsunuz?

LGBT’yi aramızda görüyoruz. Kişisel ya da cinsel tercihlerin/yönelimlerinden dolayı herhangi bir isim takılması bile bana garip geliyor açıkçası, ama muhafaza ve müdafaa etmek için bir isim takıldığı doğru. Böyle bir oluşum olmasının sebebi bu. Eğer bu kişiler insanlar tarafından eleştiriye, şiddete maruz kalmasaydı belki böyle bir oluşum olmayacaktı. Çünkü onlar da toplumda yaşayan bireyler ve bir farkları yok hiç kimseden.

Peki siz sanatınızda LGBT etkisini ne kadar görüyorsunuz ve hissediyorsunuz?

Biz Indian müzik yapıyoruz. Yani bizim müziğimizde maskülen bir yapı yok. Bizler erkek olabiliriz ama özellikle bu albümde müziğimizin maskülen olmasına izin vermedik. Özellikle Indian müzikte böyle bir ruh hali yok ve o tabi sound yapısını da etkiliyor. Yani içinde bütün cinsel kimlikleri bulundurması hem soundu hem de söz yapısını etkiliyor. Dolayısıyla bu albüme etkisi fikren fazladır. Sözlerimizi yazarken herhangi bir ölçüp biçme durumumuz yok ama unisex bir  yapı olmasına gayret gösterdik.

GZONE DERGİ’NİN “MAYIS 2016” SAYISINI

AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARDAN ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ…

 

Irem_Derici_Gzone_mayis_2016