REYHAN KARACA: ERKEK OLSAYDIM KESİN GEY OLURDUM

Reyhan Karaca, Türkiye’nin özellikle 90’lı yıllarda sevip, sevdalanan her gencin hayatına fon müziği oldu. Uzun süredir koruduğu sessizliğine 2015 yılında bir son verip, yeni jenerasyonu sobelemek için imajından müziğine kendini yenileyen sanatçı ile ilkbahardan kalma bir öğleden sonrasında  Nişantaşı’nda buluştuk. Sözü fazla uzatmadan sizi Reyhan Karaca ile müzikten eşcinselliğe, Jessie J’den George Michael’a kadar bir çok konuyu konuştuğumuz söyleşiyle baş başa bırakıyoruz.

Röportaj: Onur ÖZIŞIK
Bu Röportaj GZONE MAG Şubat 2015 Sayısında Yayınlanmıştır

Sözü yeni tekliniz ‘’Sobe’’ ile açmak istiyorum. Bize Sobe’nin doğuşunu, yenilenmenizi ve değişiminizi anlatır mısınız?

Süreç bir gün Amerika ve Avrupa’da müzik yapımcısı ve prodüktörü olan arkadaşım Isaac Angel’ın beni aramasıyla başladı. Yanında ortak projeler yaptığı arkadaşları vardı ve Orta Doğu için bir proje hazırlama fikirleri vardı, Isaac beni dinletmiş ve sesimi çok beğenmişler. Bana şarkı yapmak istediklerini ve Orta Doğu müziğini daha iyi tanımak adına benden kendimi yakın hissettiğim şarkıcı arkadaşlarımın beğendiğim şarkılarını göndermemi istedi. Ben de kendisine türk pop müziğinden birçok örnek gönderdim. Bir süre sonra bana şu an Sobe olarak dinlediğiniz şarkının İngilizce versiyonunun demosunu gönderdiler ve bu şarkıya İngilizce bir tekli yapmayı teklif ettiler. Ben şarkıyı o kadar beğendim ki, Türkiye normlarına göre biraz sert ve sivri olmasına rağmen ben bu şarkıyı Türkçe söylemek istedim. Durum böyle olunca söz yazarı arkadaşım Murat Güneş’in kapısını çaldım. Murat’ın yazdığı Türkçe sözlerle hazırladığı demoyu dinlediğim zaman o kadar beğendim ki, sanki şarkı İngilizce değil de Türkçe olarak bu sözlerle yazılmıştı.

Isaac’in organizasyonuyla Amerika’da kayıtları aldık, mastering için şarkıyı İrlanda’da Kylie Minogue, Sia gibi isimlerin albümlerinde imzası olan bir ses mühendisine gönderdik ve ben yapım firmalarıyla görüşmek için Türkiye’ye döndüm. Burada Samsun Demir ile görüştüm, şarkıyı çok beğendi ve beni GNL’den Alp Çağrı Günal ile buluşturdu. GNL ve DMC ile de anlaştıktan sonra yönetmen arkadaşım Gökhan Özdemir ile New York’ta Isaac ve ekibiyle buluşup ‘’Sobe’’ nin görsellerini hazırlamaya koyulduk.

İmajına baktığımızda da artık dünyalı bir imaja sahipsin. İddialı bir imajın var. Peki bu değişim seni korkutmadı mı Türk piyasası için?

İmajım için Isaac Angel’dan sürekli tavsiyeler alıyordum, başta bu sert değişim beni korkutuyordu, ancak özel diyet ve antremanla 14 kilo kaybedip fitleştikten sonra kendime güvenim de yerine geldi. Artık farklı bir şey yapmaya hazırdım ve saçlarım için Yıldırım Özdemir’e teslim oldum. Renginden kesimine kadar saçlarımın mimarı Yıldırım Özdemir oldu. Kostümlerimi ise moda tasarımcısı Çiğdem Sonkurt hazırladı. Amerika’da yapılan görsel çalışmaları sırasında da oradaki profesyonel ekip tarafından oluşturulan makyajım ile beraber imajım da ortaya çıktı. Bu kadar profesyonel bir ekiple çaltığım için hiç karışmadım ve korkmadım doğrusu. Şarkının kendisi fazlasıyla batıya dönük olduğu için riskti ama imajın aynı derecede bir risk olduğunu düşünmüyorum.

Sosyal medyada bir Jessie J. benzetmesi var. Kendini Türkiye’nin Jessie J.’i olarak görüyor musun?

Gerçekten  ben ‘’Sobe’’ ye kadar Jessie J’in farkında değildim. Makyajımı yapan Izzy Platero beni Salma Hayek ve Jessie J’e benzetmesiyle tanıdım Jessie J’i. Açıkçası Türkiye’de benzetilmem diye düşünüyordum ama Jessie J. hayranları beni sosyal medyada sobeledi.

Baktığımızda 90’ların en kült şarkılarından birinin sahibsin, şimdi yıl 2015 ve imajını yenileyip belki 90’ları bilmeyen bir kitleyi hedef alıyorsun. Bu senin kariyerine sıfırdan başlamak gibi bir şey mi? 

Kariyerime sıfırdan başlamak demeyelim ama kariyerimde bir mihenk taşı diyebiliriz. Tabi marş haline gelmiş şarkıların hiç biri unutulmaz. Onların yaş kitlesi 30 ile 50 arası. Ama şimdi 15-16 yaşında olan ve dünya müziğini yakından takip eden bir kitlenin şarkıyı beğenmesi benim için çok ciddi bir başarı.

Peki Reyhan Karaca bundan sonra bu elektronik sound’la mı devam edecek? 

Evet artık elektronik altyapılı dans müziği yapacağım, belki biraz daha Türkiye normlarını göz önünde bulundurarak ilerleyebilirim ama hedefim dünyalı bir müzik oturtmak.

ENTELEKTÜEL VE SANATSAL DEĞİŞİMİN EN BÜYÜK MİHENK TAŞI GEYLER.

90’lardan bugüne şöhreti sonuna kadar yaşamış birisin. Peki Türkiye’deki entelektüel ve sanatsal değişimi nasıl buluyorsun?

Entelektüel ve sanatsal değişimin en büyük mihenk taşı geyler. Sanatı da geyler yönetiyor, müziği de. Bence dünyadaki para piyasasını da aslında geyler yönetiyor. Aslında bir çok yerin tepesinde geyler var. Açılmış veya açılmamış, Türkiye’deki bir çok şeyin gelişmesindeki en önemli etkenlerdendir geyler ve gey ikonları. O yüzden Türkiye’de de belki bu işleri değiştiren bir sürü ‘gizli’ insanlar vardır. Birçoğunu bilmiyoruz.

Sana göre 90’lardan 2015’e kadar müzikte bir ilerleme mi yoksa gerileme mi var?

Gerileme var. Samimiyetin kalmadığını düşünüyorum. Sadece satmak ve sadece iş yapmak için iş yapılıyor o yüzden de müzik çok çabuk tüketiliyor, kalıcı işler çıkmıyor.

İstisnai çok kaliteli işler de var, satış rekorları kıran. Mesela Sıla gibi, Tarkan gibi ama dediğim gibi şu anda hızlı tüketim olan ve halkın dinlediği şarkıların ömrü 3 ay. Bundan herkes sorumlu.

‘Sevdik Sevdalandık’ ile ‘Sobe’ yi ve kendi kariyerinin o günüyle şimdiki halini kıyaslaman gerekirse…

Kıyaslayamazsın, 1997 ile 2015’in standartları çok farklı. İkisi de çok farklı çizgilerde şarkılar. Şunu diyebilirim, 2000’li yıllar müzik adına 90’larda çıkış yapan biri adına çok daha zor, daha fazla şarkıcı var ve hepsi genç. Benim jenerasyonumdan 2000’li yıllarda hala 20’li yaşları hedefleyen müziği yapmak büyük cesaret gerektirir. Bu kadar cesur insan çok az.

70’lerden bugüne şöhret olarak devam eden bir Ajda Pekkan örneği var ve hala genç hedef kitleye müzik yapıyor. Kendini senin jenerasyonunun Ajda Pekkan’ı olarak görüyor musun?

Onu çok takdir ediyorum, ismiyle bir marka. Bir gün onun gibi olursam bu beni çok mutlu eder.

Sosyal medyayı baz alırsan yeni imajın ve tarzın özellikle eşcinsellerin ilgisini çekiyor. Senin için yeni bir “gey ikonu” diyebilir miyiz?

Keşke beni öyle kabul etseler, gerçekten çok isterim.

Peki bu durum seni korkutuyor mu?

Hayır, aksine bu beni çok mutlu ediyor. Bu projenin ilk hazırlık aşamasından itibaren hep eşcinsel arkadaşlarıma danıştım çünkü eşcinsellerin popüler kültür içerisinde öncü olduklarını ve havayı çok iyi kokladıklarını düşünüyorum.

Zamanında “eşcinsel ikonuyum” diyerek çıkan ve elektronik müzik yapan bir çok kişi yıllargeçtikten sonra kariyerlerinin önceki döneminde yaptıklarından sosyolojik olarak daha halka yatkın tabiri caizse bakkal şarkıları yapmaya başladılar. Sen buna sebepolarak ne görüyorsun?

Sosyoekonomik şartların buna neden olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de keskin işler yapmak çok zor. İnsanlar zor kabul ediyor. Çizgiyi çok iyi tutturmak lazım, ne çok elektronik ne de çok alaturka olmalı. Ama ben özellikle bu projenin birileriyle karşılaştırılmaması  gerektiğini düşünüyorum, Sobe Türkiye’de benzer tarzda yapılan projelerden farklı olarak bu tarzın doğduğu yerde, o kültürün bir parçası olan insanlar tarafından hazırlanan bir proje oldu.

BAŞARISIZ BİR GEY GÖREMEZSİN

Sence Türkiye’deki gey ikonları kim?

Sorduğum insanlardan duyduklarım: Yıldız Tilbe, Sıla, Ajda Pekkan, Demet Akalın. Ama tek bir isim söyleyeceksem kesinlikle Ajda Pekkan.

Türkiye ve dünyadaki gey ikonlarını kendine örnek alıyor musun?

Elbette alıyorum. Gey olup olmadıklarına göre ayırt da etmiyorum zaten. Çünkü hangi konuda çalışırsa çalışsın başarısız bir gey göremezsin.

George Michael hayranlığına gelmek istiyorum, Dünya’nın en büyük gey ikonlarından birine hayransın. Peki açıkça soruyorum, gey ruhu taşıdığını düşünüyor musun? 

Erkek olsaydım gey olur muydum? Belki erkek olsam gay olabilirdim. Çünkü erkekleri seviyorum yani ve geylerin çok kaliteli olduklarını düşünüyorum. Ruhsal olarak keşke gey ruhu taşısam, çünkü bakış açıları, anlayışları, kaliteleri çok dünyalı.

90’larda kadın erotizmi ön plandaydı, 2000’lerde erkek erotizmi ön plana çıktı ve 2010’larda ucubelik gibi bir noktaya gittik ve bunun da başını çeken isimlerden biri George Michael. Yeni imajında bu akımların hangilerinden esinlendin?

Her zaman çağa ayak uydurmaya çalışıyorum. Çünkü çağa ayak uydurmayan kişi silinir gider. Şu andaki akım bu, ileride farklı bir akım gelirse de takip edeceğim. Çünkü çalıştığım ekip çok genç, gay bir ekiple çalışıyorum. Bu çok önemli benim için, onlar benden daha önde yürüyorlar ben de onların izinden dünyayı takip ederek gidiyorum.

George Michael’ın LGBT hakları için yaptıklarını göz önünde bulundurursak, Reyhan Karaca Türkiye’deki LGBT hakları için ne yapacak?

Elimden gelen her şeyi yaparım. Çünkü artık insanların cinsel yönelimleriyle değil insan olarak değerlendirilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Eşcinsel evliliklerin kabul edilmesini istiyorum. Bunların bir ayrıcalık değil, olması gereken olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’deki LGBT hareketini nerede görüyorsun?

Şu an bebek bence, destek görmesi gereken. Desteklemek için eşcinsel olmaya da gerek yok, insan olarak bakıyorum ben duruma. Tüm sanat yapan insanların da LGBT yürüyüşünde en önde olması gerektiğini düşünüyorum.

Sen de bu yıl yürüyecek misin?

Yürüyeceğim, bayrakla yürüyeceğim hem de.

Türkiye’de LGBT hakları açısından geç kalındığını düşünüyor musun?

Hayır hiçbir şey için geç kalınmış değil, belki bunların da yaşanması gerekiyordu ama bundan sonra hızla iyileştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu iyileştirmenin sadece Türkiye’de değil, özgürlük adına tüm Dünya’da gerçekleşmesini de umuyorum. Eşcinsellere bakış açısı konusunda Türkiye yine de birçok ülkeye göre iyi durumda, bu toplumla alakalı bir durum. Eşcinsellerin bizden çok daha zor şartlarda kaldığı ülkeler de var, tüm dünya genelinde bir eşitlik hakkı olması gerektiğini düşünüyorum.

George Michael dünyada eşcinselliğini ilk açıklamış ünlülerden biri, Türkiye’ye baktığımızda eşcinselliğini açıklamamış ama bunu kapalı kapılar ardında yaşadığını bildiğimiz ya da dedikodusunu duyduğumuz çok isim var. Sence bunun sebebi Türkiye’nin bu açıklamalara henüz hazır olmayışı mı? 

Galiba biraz korkuluyor, özellikle kadın hayranlarını kaybetmekten, toplumun içinde reddedilmek ve fişlenmekten korkuyor erkekler. Ama dediğim gibi

insan olarak bunun eşitliğini sağlarsak, herkes hayatını özgürce yaşamaya başlayacaklar. Fobiler sebebiyle işlenen cinayetler, intiharlar arttıkça benim ruhum gerçekten çok yaralanıyor.

İleride bir çocuğun olursa ve eşcinsel olduğunu sana açıklarsa tepkin ne olurdu?

Bir tepkim olmazdı. Çünkü bilinçli insanlar, bunun bir tercih değil, bir yönelim olduğunu  bilirler. Çocuğum nasıl mutlu olacaksa öyle yaşamasını isterim, ona olan sevgim asla değişmez.

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Birbirimizi sevelim, önemli olan bu. Cinsel ayrımcılıktan vazgeçelim artık. Çağ başka bir çağ, sevgiyle yürüyebiliriz. Sevginin olmadığı yerde ne cinsel yönelimlerin önemli, ne kadın ne de erkek olmak. Sevgiyle yürüyelim.

GZONE MAG HER AY YEPYENİ KONULARLA MOBİL CİHAZINIZDA VE www.gzone.com.tr ‘de

google

apstore