TRANS KRALİÇE: YANKI BAYRAMOĞLU

Röpörtaj: Murat Renay / Fotoğraflar:Seda Yeşilyurt

23 yaşındaki trans kadın YANKI BAYRAMOĞLU, geçtiğimiz Haziran ayında LGBTİ Onur Haftası kapsamında Türkiye’de ilk kez düzenlenen BUT TRANS güzellik yarışmasında birinci seçildi.

Aldığı tacı nefret cinayetlerine kurban giden trans arkadaşlarına adayan Yankı, Türkiye’yi temsil etmek üzere dünyanın en prestijli güzellik yarışmaları arasında sayılan ve tek trans güzellik yarışması olan “Miss International Queen”de yarışmak için Tayland’a gitti. 

Trans Kraliçe Yankı ile bir araya geldik ve GZONE DERGİ Kasım sayısı için Türkiye’deki “trans” algısından bu önemli yarışmaya ve gelecek planlarına kadar her şeyi konuştuk.

-Kendinden bize bahseder misin? Okuyor musun çalışıyor musun?

Ben aslında dansçıyım. Dans eğitimleri aldım. Halen de dans etmeye devam ediyorum. Birkaç dizide küçük rollerde de oynadım. Şu anda da resim eğitimi alıyorum.

-Peki nasıl bir çocuktun? Ailende neler yaşadın?

Mutlu bir çocukluk geçirdim. Ailemle ilgili herhangi bir sorun yaşamadım. Beni kabullenmeleri çok zor olmadı. Elbette ailem önce karşı çıktı. Psikiyatrlara gittik. Daha sonra Çapa Tıp Fakültesi’nde LGBTİ bireyler için bulunan bölümde ailemi konuyla ilgili doğru şekilde bilgilendirdiler.  Ben de onlara açıkça “Ya ben istediğim kişi olacağım ya da hayatınızda olmayacağım” dedim. Sonuçta bunu kabul ettiler.

-Senin ailen tarafından kabul edilmen çok sıkıntılı olmamış sanıyorum. Türkiye’de diğer transların yaşadığı diğer sorunları biliyorsun. Bunlarla ilgili düşüncelerin neler?

Devlet politikaları ve bazı medya kurumlarının transları yanlış yansıtmaları yüzünden pek çok zorluk yaşıyorlar. Daha çocukluktan başlayarak, okulda, hastanede ve kısacası hayatın her alanında translara türlü zorluklar yaşatılıyor. Hep bir mücadele içinde olmak zorundalar. Trans bireyler hep yırtıcı kavgacı insanlar olarak gösteriliyorlar. Oysa ki onlara yaşatılan çok büyük zorluklar var.

Türkiye’de ötekileştirme çok fazla. Sen özellikle trans bir kadınsan çok daha fazla bunu yaşıyorsun.

Neyse ki güzel şeyler de oluyor. Mesela Şişli belediyesi LGBTI bireylerin de düzgün sağlık hizmeti alabilmelerine olanak sağladı. Beni de hep desteklediler. Çok teşekkür ediyorum onlara.

-Peki sen bir trans kadın olarak, “trans olmasaydım şunu yapardım, bunu yapardım” diyor musun ? İçinde ukde kalan şeyler var mı?

Ben bir trans birey değil “kadın”ım aslında ve istedikten sonra yapabileceğim hiçbir şeyde bir engel görmüyorum. Değişken ruhlu bir insanım. Bugün bu mesleği yaparken yarın başka bir şey yapabilirim. Ancak elbette kendini istemediği bir bedene hapsolmuş hisseden pek çok arkadaşım var. Bunlar avukat, öğretmen ve benzeri mesleklerde insanlar. Aile ve toplum baskısı yüzünden kendi kimliklerini yaşayamıyorlar.

Aslında “kabul görmek” değil tanınmak istiyoruz. Çünkü “kabul görmek” birilerini bir şeye ikna etme anlamına geliyor. Bunu kabul etmiyorum. Biz kendi kimliklerimizle, olduğumuz gibi “tanınmak” istiyoruz.

 -Peki, birinci seçildiğin ve çok fazla Yankı uyandıran But Trans yarışmasından bahsedelim. Bu yarışmaya aktivistler arasından karşı çıkanlar oldu. Bu yarışmanın “heteroseksizm” kalıpları içinde yapıldığını söyleyenler oldu. Sen ne düşünüyorsun?

Ben oradaki jüri üyeleri ve oy verenlerin katılımıyla birinci oldum. Güzellik anlayışı insana göre değişir. Bence fizikten de bağımsız olarak bir bütündür. Bu da onun ödüllendirildiği bir yarışmaydı. Bu yarışmayla ilgili olumsuz fikirleri olanlara katılamıyorum. İlla bizleri toplumdan ayrıştırmak mı lazım? Yapılan bu yarışmayı normalleştirme olarak görüyorum. Görünür olmamıza fazlaca katkı sağladı. Bu yüzden elbette önemlidir.

Buna karşı gelenler istiyor ki hemen bir bina inşa edilsin. Oysa biz bazı şeylerin temellerini atıyoruz. Görünür olmak ve normalleşmek konusunda adımlar atıyoruz. Bu çok önemli. Buna saygı duyulması gerekiyor.

-Beni az önce bir “trans” değil “kadın” olduğunla ilgili düzelttiğin gibi, bundan yıllar sonra da, sen başka işler yapıp bir yerlere gelmiş olsan da muhtemelen toplum seni uzun zaman bir “transseksüel” olarak hatırlayacak, aynen Bülent Ersoy örneğinde olduğu gibi. Bunun üzerine bir etiket olarak yapışmasından korkar mısın? Bu konuda sürekli transların sözcülüğünü yapman gerekecektir muhtemelen?

Yaparım. Hiç sorun değil. Bir arkadaşımın başına bir iş gelse yardımına koşarım. Bundan 10 yıl sonra hakkımda transseksüel olmamla ilgili kötü şakalar vb de yapılabilir. Ben buyum ve bu şekilde var olacağım. Üzerime herhangi bir etiketin yapışmasından korkmam. Zaten konu afişe olmaksa yeteri kadar tanındım ve afişe oldum. Daha ne olabilir ki?

-Birinci seçildikten sonra kötü bir olay yaşadın mı veya herhangi birinden çirkin bir yaklaşım oldu mu?

Hayır olmadı. Komşum benim transseksüel olduğumu bile bu haberlerden sonra fark etti. O ilginç oldu.

 -7 Kasım’da Tayland’ta Türkiye’yi temsil edeceğin Dünya Trans Güzellik Yarışmasında’ydın. Bunun senin için ve ülkemiz için önemi nedir?

İlk defa bir Orta Doğu’ya yakın, Müslüman bir ülkeden bir aday katılıyor. Yabancı basında Türkiye’deki translarla ilgili hep olumsuz haberler var. Bizi yanlış ve kötü tanıttıklarını düşünüyorum. Biraz da bu imajı değiştirmek amacım.

Ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum. Bunun için kıyafetlerim de özel hazırlanıyor. Daha önce Barbaros Şansal bu kıyafetleri hazırlamaya söz vermişti ama zamanını ayarlamadığını belirtti. Şu anda modacı arkadaşım Deniz Onal ile çalışıyoruz.

-Bu trans yarışmasının normal güzellik yarışmalarından farkı var mı? Adayların seçilmesi ve kriterler açısından?

Hayır hiçbir farkı yok. Bütün diğer kadın güzellik yarışmaları gibi hazırlanmış. Daha çok uzak doğulu katılımcılar olduğu için biraz tek tip güzellik kriterleri olabilir. Önceki yarışmaları yine Tayland ve civarından adaylar kazanmış. Benim ne derece alacağım ise işte bu yüzden tam bir sürpriz. Ancak orada güzel ülkemi temsil ediyor olmak bile benim için bir gurur kaynağı.

-Trans kadın ya da erkeklere tavsiyelerin var mı?

Yanlış yönlendirildikleri çok oluyor. Özellikle hormon ilaçları konusunda kulaktan dolma bilgilerle hareket ediyorlar. Bunu yapmamaları gerekiyor. Mutlaka doktor kontrolünde hareket etmeliler.

Bunun haricinde, mutlaka mücadele etmelerini tavsiye ederim. Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar ulaşabilecekleri bir dernek, çalabilecekleri bir yardım kapısı mutlaka vardır. Bunları arayıp bulsunlar ve öncelikle kendileri daha sonra da aileleri için psikolojik destek almaya çalışsınlar. Evet bizim hayatımız diğer bireylerden daha fazla mücadele etmekle geçiyor ama yapacak bir şey yok.

 

 

GZONE DERGİ’Yİ MOBİL CİHAZINIZA İNDİRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARI KULLANABİLİRSİNİZ:

google play

appstore