TÜRKİYE’DEN AVRUPA’YA GİDEN LGBTİ+’LARDAN MESAJ VAR (2.BÖLÜM)

GZone'un en sevilen konuk yazarlarından, Twitter fenomeni Aycell Gurel, yurtdışına yerleşen LGBTİ+ bireylerle konuşarak bu özel dosyayı hazırladı. İşte bu keyifli yazının ikinci bölümü:

ILGA-Europe’un araştırmasından yola çıkarak, Türkiye’den Avrupa ülkelerine giden, orada yaşamaya devam eden veya bir süre yaşamış olan LGBTİ+ bireylerin araştırma hakkında fikirlerini ve Türkiye ile o ülke arasında gördükleri farklılıkları anlattıkları yazımızın ilk kısmına buraya ya da aşağıdaki bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

🇬🇷 YUNANİSTAN | Tw: @tzoutzoukoss

Yunanistan ve Türkiye’yi kıyasladığımız zaman aslında çok derin farklılıklar görmek mümkün değil, düz bir çizgide. Yunan ve Türk toplumları geçmişte olan köklü tarihleri sebebiyle dini açıdan genel olarak muhafazakar ya da muhafazakar görünen toplumlar. Lakin Yunanistan’ın antik dönemden gelen tarihinde eşcinselliğin olmasından dolayı eşcinselliği kabul etmeleri zor değil. Türkiye’de LGBTİ  bireylerin durumu günden güne kötü bir noktaya giderken, Yunanistan’da bu olay tam tersi durumda değişmekte. Doğu Blok AB ülkelerini ele almadığımız zaman Yunanistan’ın 14. çıkması aslında AB ülkeleri içerisinde Yunanistan’ın bu konuda çok ileri bir durumda olmadığını gösteren bir resim. Zira Yunanistan’ın AB üyeliği 1981 yılında gerçekleşti. Bu noktayı ele alırsak göze çarpan net bir olay var; İnsanlar bireysel anlamda olay ve kişilere yaklaşmakta. Örneğin sokakta LGBTİ bir çiftin elele yürüyor olmasının, küçük yerlerde bile tepkilere sebep olduğunu görmedim lakin son 3 yılda gerçekleşen kötü olaylar da var. Son yıllarda Yunan meclisine girmeyi başaran Xrisi Avgi dediğimiz (Altın Şafak)  Yunan Nazileri’nin yapmış olduğu, nadiren görülen saldırılar da var. Yunan LGBTİ bireylerin ve göçmen / yasal olmayan şartlarla ülkeye giriş yapanların en korktuğu grup bunlar olmasının yanında sokakta çift olarak dolaşanlar görmek de çok olağan.

Özetle ülkenin AB içerisinde olması toplumu diğer AB üyelerine uymak zorunda bırakıyor ve LGBTİ haklarının zorunlu ve yavaş şekilde bir noktaya çıkarmayı başardığını söyleyebilirim. Televizyon program ve dizilerinde eşcinsel ilişkiler sansürsüz şekilde işlenebilirken, Onur Haftası etkinliklerinde herkese açık partiler yapılıp, yürüyüş esnasında dini sembollerin kullanılabildiği durumlarda toplumun diğer kısmından tehlikeli bir tepki almak pek mümkün değil. Her yıl çıplak olarak bisiklet yarışı yapılıp (bu yarışa genelde eşcinseller katılmakta) belirli park ve yerlerde sabaha kadar çıplak olarak dans edildiğine de şahit oldum. Bu olaylarda herhangi bir polis ya da toplum tepkisi görmedim.

Bir de işin yasal ayağına değinmek gerekirse, Yunanistan’da eşcinsellerin askerlik yapmasını gerektirecek bir durum söz konusu değil. Türkiye’de olduğu gibi askerlikten bu sebeple muaf olmak isteyenler yazılı beyan ile belirterek yapabilir. Bunun için eşcinsel olduğunuzu kanıtlamanız gerekmiyor.

Yunanistan’da eşcinsel evlilikler devlet ve Ortodoks Kilisesi tarafından onaylanmıyor. Toplum genel olarak kilisede evlendiği için Kilise bu noktada çok gelenekçi ve muhafazakar noktada red etmekte. Bu olay muhafazakar bir toplum olan Yunan halkının büyük çoğunluğu olarak da desteklenmemekte. Yunan halkı, evlilik ve evlat edinme konusunda, internet üzerinden araştırdığım bilgilere göre %44 ve %33 oranlarında “Hayır” demekte. Bunların yanında Yunan LGBTİ bireylerin resmi birliktelik yaparak miras ve yasal haklarını güvence altına aldığı sözleşme diyebileceğimiz, Yunanistan devleti tarafından resmi olarak tanınan bir sözleşme ile yasal olarak kendilerini güvence altına da alabiliyorlar.

Kağıt üzerinde incelediğimizde yapılan anketlerde olaylar derin bir şekilde negatif ve AB ortalaması altında gözükürken benim için olay bu ülkede uzun yıllar yaşamama rağmen bu denli olumsuz gözükmüyor. Tüm AB ülkeleri arasında yapılan Eurometer anketine göre Yunanların %77’si gay veya lezbiyen olmanın ülkelerinde dezavantaj olabileceğini düşünüyorlar. Bu oran diğer AB üyesi olan Bulgaristan ve Romanya haricinde uzun yıllardır AB üyesi olan bir ülke için vahim bir oran. %68 oranında Yunanlar, eşcinsel olmanın toplumun cinsel yönelim ayrımcılığınının ülkelerinde yaygın olduğunu belirtmekle birlikte ankete katılanların %84’ü hiç gay ya da lezbiyen arkadaşının olmadığını belirtmekte. Yunan devletinde sol ve sol kökenli partilerin eşcinsel hak ve özgürlüklerine daha olumlu yaklaştığının ve bu anlamda değişiklikler yaptığını da belirtmemde fayda var. Örneğin Syriza kökenli sol partinin yıllardır Onur Haftası günleri içerisinde Atina’nın sembolü olan Akropolis ve Yunan Meclisi’ni gökkuşağı renklerini yansıtması ve yasal değişiklikler için taban hazırlanması da sol partilerin bu noktada ülkenin diğer köklü milliyetçi ve muhafazakar partilerin ilerisinde olduğunu göstermekte. Ben çevre olarak gündelik yaşamımda üniversite öğrencileri ile iç içe olduğum için gençlerin eşcinselliğini saklamayanlarla arkadaşlık yaptığını da anket dışı şahit olduğumu belirtmek isterim. Okuduğum bölümüm hemşirelik olduğu için bölüm olarak Gay ve Lezbiyen bireylerle çok karşılaşmakla birlikte bu bireylerin bazılarının kendilerini açık olarak itiraf etmemelerine rağmen diğer heteroseksüeller ile de kolay iletişim kurabildiğini gözlemlemekteyim. Toplumu yeni kuşak ve eski kuşak olarak ayırdığımız zaman yeni neslin bu anlamda daha pozitif olduğunu net bir şekilde söyleyebilirim. Bunun yanında devlet dairelerinde çalışan bir trans kadın ya da erkek görmediğimi de belirtmek istiyorum. Türkiye ile Yunanistan’ı karşılaştırdığımızda Türkiye’yi dışarıdan gözlemleyen bir birey olarak Yunanistan ile bu anlamda kıyasladığımızda Yunanistan’ın gerisinde bir ülke olduğunu üzülerek belirtirken, Yunanistan’ın da diğer AB ülkeleri arasında bu anlamda geri kalmış bir AB üyesi ülke olduğunu söylemek isterim.

Not: Türkiye’de yaşamadığım için Türkiye ağırlıklı bir teke tek karşılaştırma yapmamın iyi olduğunu düşünmediğim için yazımda daha çok Yunanistan ağırlıklı konulara değindim.

🇩🇪 ALMANYA | Tw: @OnurCengiz

Öncelikle 34 yaşında biseksüel/panseksüel cis erkek olduğumu belirtmek istiyorum. Türkiye’deki son yılım olan 2017’de ilk açılım hamlelerini yapmaya başladım, kendi kendime açılımım ise 2012 yılında oldu. Bu geç açılımda internalized homophobia’nın etkisi büyük, bunun yanında sosyal ve profesyonel çevremde maruz kalacağım direkt ve indirekt yaptırımlara de hazır olmayışımın etkisi var. Almanya’ya taşındıktan sonra, queer kimliğimin beni sadece sosyal çevrem değil, sistemle de çatışma haline sokmayacak olması public bir şekilde açılım adımları atmamda büyük etken oldu. Almanya’nın en queer-friendly şehirlerinden birinde yaşıyor olmamın da etkisi var tabii ki.

Toplum içinde, sosyal hayatta homofobi Türkiye’deki kadar yoğun ve hırçın şekilde kendini hissettirmiyor olsa da bizzat konuşulan dilin kendisinde var olan ikili cinsiyetçilik kaçınılmaz olarak insanların düşünce yapısına da yansıyor. İş hayatında ise LGBTIQ+ hakları ve eşitliğine yönelik algının çoğunlukla “Amerika’dan ithal edilmiş suni hassasiyetler” seviyesinde olduğunu görüyorum. Türkiye’de sadece sosyal medyadan gördüğümüz alt-right hareketinin etkileri (özellikle redpill ve Jordan Peterson popülaritesi) net şekilde görülüyor.

Özetlemek gerekirse LGBTIQ+ bireyler için Almanya’daki koşullar Türkiye’den tartışmasız daha iyi, ve sadece kağıt üzerinde haklarınızın teorik olarak koruma altında olması değil, varoluşunuzun devlet tarafından aktif şekilde güvence altında olduğunu bilmek Türkiye’de hayal etmesi güç bir iç rahatlığı sağlıyor. Ancak toplum içindeki rahatlık, içselleştirilmiş gerçek bir anlayış değil eğitim sistemi ve “örf ve adetler” çerçevesinde kodlanmış olan bir “elalemden bana ne”cilikten besleniyor.

🇭🇷 HIRVATİSTAN

🇮🇪 İRLANDA | Tw: @wretchedmortal

LGBTİ topluluğunun hukuki ve politik açıdan insan hakları durumu İrlanda 15., Türkiye 48.

Öncelike bu sonuca hiç şaşırmadım, muhtemelen son sırada Rusya, Azerbaycan vb. yer alıyor bu listede. Yaklaşık 12 yıldır İstanbul`da yaşadım ve özellikle son yıllardaki LGBTİ haklarındaki gerilemeyi iliklerime kadar hissettim. Güzel ve özgür bir üniversitede okudum, güzel işlerde çalışıp güzel bir semtte oturdum, Şişli`de. Hem şanslı hem çalışkan azınlıkta olmama rağmen hayatımızın hızla kısıtlandığını görmemek imkansızdı. Onur Yürüyüş’lerinin akıl almaz yasaklanışıyla birlikte diğer şehirlerin Onur Yürüyüşlerine katılmaya başladım; Berlin, Londra, Tel Aviv, Madrid, Köln vb. Dublin ve İrlanda ile tanışmam da 2015 Nisan ayına denk geldi, çok net hatırlıyorum. Çünkü Mayıs 2015`te “Same Sex Marriage” referandumu vardı ve sokaklar afişlerle doluydu. İrlanda o referandumdan alnının akıyla geçti. Dünyada ilk defa halk oylaması ile eşcinsel evlilikler yasal hale geldi, ülkede bayram oldu. Sonrasında kürtaj da bu yolla yasallaşacaktı.

İrlanda`ya iş sebebi ile 2018`de tasindim ve zaten sevdiğim bu ülkeye bayıldım. İrlanda Başbakanı açık kimlikli bir gay, Cumhurbaşkanı’nın da gizli gay olduğu konuşuluyor 🙂 Onun dışında İrlanda, halkıyla, yasalarıyla Türkiye`den fersah fersah ileride. Burada kendinizi güvende hissediyorsunuz, size hakaret eden siyasiler, gazete başlıkları yok. Türkiye`de çalıştığım iş yerleri ve müdürlerim ne kadar açık fikirli olsalar da buradaki şirketlerin LGBTİ politikaları ile yarışamazlar bile. Tepeden tırnağa sizi insan olduğunuz için değerlendiren bir sistem var, çok ilginç, alışması zor… Ailem gay olduğumu bilmiyor ve İrlanda`yı neden bu kadar sevdiğimi de anlayamıyorlar.

İrlanda bu günlere tabi ki kolay gelmedi. Bir zamanların aşırı dinci Katolik ülkesi, hatta 20. yüzyilda Türkiye`den LGBTİ hakları konusunda geride olan İrlanda nasıl oldu da böyle yükseldi? Bunun en büyük sebebi İrlanda halkinin Avrupa ile bütünleşmesi ve seyahat etmesi. Buradaki Ryanair`i duymuşsunuzdur, dünyanın en ucuz havayollarından biri. Bütün İrlanda on yillardir ucuza bütün dünyaya vizesiz gidiyor. Bunun getirdiği dünya görüşü, kilisenin kendi icinde yaşadığı skandallarla etkisinin azalması ve diger ülkelerdeki (Hollanda, Belçika, Danimarka vb İskandinav ülkeleri evlilik yasalarında öncü ülkeler) gelişmeler İrlanda`ya da etki etti ve bir kırılma oldu. Bunu geçen aylarda date yaptıgım yakışıklı ve olgun bir siyasi söyledi ayol, valla 🙂 Ve İrlanda`da toplumsal figürler çıktı, olanak buldular; Panti gibi. (Bizdeki Zeki Müren, Bülent Ersoy gibi ama onların bir de aktivist olduklarını ve toplumu dönüştürmeye çalıştıklarını düşünün, homofobik olmadıklarını düşünün bir an mümkünse..) Panti; şu an Queen of Ireland diye de adlandırılan, kitabı, filmi, TedX konuşmalari ve Panti Bar diye çok ünlü bir barı olan trans kadın aktivist. Panti HIV+ ve bunu gururla söylüyor. Geçen yıl HIV Ireland’ın düzenlediği yardım gecesine katılmış ve Panti ile tanışmıştım 🙂 Onur konuğu idi.. İrlanda başbakanı yurt dışında olduğu için gelememiş ama video göndermiş ve geceyi kutlamıştı. Türkiye’de şu an düşünemeyeceğimiz olaylar.. Bu arada Panti kitabında çocukluğunun nasıl yobaz bir köyde geçtiğini ve Papa`nın İrlanda ziyaretini falan anlatıyor. Hatta şu konuşmasını çok öneririm;

Hem tarih hem politika ile ilgili biri olarak Türkiye`deki ve İrlanda`daki LGBTİ haklarındaki gelişmeleri fırsat buldukça takip ettim, ediyorum. Türkiye ile ilgili kısa vadede çok karamsar olmakla birlikte uzun vadede umutluyum. Tek sıkıntım bizim jenerasyonun bunu göremeden ölecek olması gerçeği.

🇮🇸 İZLANDA

🇭🇺 MACARİSTAN | Anonim

Macaristan Doğu Avrupa’daki diğer ülkeler gibi konservatif akımdan paydasını fazlasıyla almış durumda. Siyasi konjonktürü de muhafazakar ve milliyetçi parti egemenliğinde, 10 milyona yakın bir nüfusu var ve Budapeşte dışında metropol bir kenti yok. Ülkedeki LGBTİ bireylerin koşullarını Budapeşte açısından değerlendirirsek görünürlüklerinin Türkiye’de İstanbul’dakinden daha açık ve rahat olduğunu görmedim. Yaşlı halk daha da tutucu olmakla beraber halkın genelinde negatif düşünce hakim. Mekanlar açısından düşününce Budapeşte’de kendi zevklerine uygun daha çok mekan olduğunu düşünüyorum, daha özgür ve güvenli. Eğlence açısından da daha iyi.

🇸🇮 SLOVENYA

🇪🇪 ESTONYA

🇦🇱 ARNAVUTLUK

🇧🇦 BOSNA HERSEK

🇨🇭 İSVİÇRE

🇬🇪 GÜRCİSTAN

🇸🇰 SLOVAKYA

🇽🇰 KOSOVA

🇦🇩 ANDORA

🇷🇸 SIRBİSTAN

🇨🇿 ÇEK CUMHURİYETİ

🇱🇹 LİTVANYA

🇨🇾 KIBRIS RUM KESİMİ

🇮🇹 İTALYA | Anonim

Şöyle söyleyebilirim ki İtalya, Türkiye’ye oranla bir tık daha iyi bu konuda. Ama şunu da belirtmeliyim ki ben İtalya’nın güneyindeydim. Güneyden kuzeye değişiklik gösterebiliyor toplumun bakışı. Mesela Güney İtalya’da LGBTİ bireyler, eğer ülke dışından insanlarsa dışlamıyorlardı; fakat kendi aralarında fazlaca seksist şakalar yapıyorlardı. Mesela erkeklerin kendi aralarında “A sen gey misin yoksa?” demelerini örnek verebilirim. Tabi ayrıca kadınların biseksüel ve lezbiyen olmalarına bakışları pozitifti çoğu zaman. Zaten Güney İtalya ve Türkiye kültürü birbirine bayağı yakın, bazı adetlerimiz ve ataerkil toplum yapımız birbirini andıracak nitelikte. Aslında Türkiye’den farklı olarak biseksüel bir birey olarak cinsel kimliğimi istediğim gibi dile getirdiğim söylenemez fakat eminim ki gay olsaydım her şey daha farklı olabilirdi olumsuz olarak. Ama tabiki de Avrupa’nın verdiği rahatlıkla Türkiye’ye kıyasla çok daha rahat bir yer. Mesela Onur Yürüyüşü’nde polisin hiçbir şekilde müdahalesi olmadı gruba ve bayağı da kalabalıktık. İstediğimiz gibi eğlendik, sloganlar attık. Özetlemem gerekirse çok büyük farklar olduğunu söyleyemem fakat tabiki de İtalya birçok açıdan çok daha rahattı.

🇺🇦 UKRAYNA | Anonim

Türkiye’de ve Ukrayna’da kimliğini gizli tutan, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de yaşayan biri olarak yazıyorum.

Gördüğüm benzerlikler:

– Heteroseksüellik haricindeki bir cinsel kimliğe sahip kişilerin duygusal ve cinsel birliktelik yaşaması suç değil. 

– Heteroseksüel çiftler dışındaki birlikteliklerin yasal statüsü yok, bu statüyü kazanmaları mümkün değil. 

– Toplum hala oldukça geleneksel, LGBTİ bireyleri kabullenme konusunda iyi durumda değil. – Toplum korkusundan dolayı heteroseksüel harici çiftler sokakta el ele gezmeye cesaret edemiyor. Bugüne kadar el ele gezen gay çift hiç görmedim, birkaç defa lezbiyen çift gördüm.

Gördüğüm farklılıklar:

– LGBTİ bireylere saldırı nadiren oluyor, en azından haberlerde nadiren görüyorum. Saldıranlar da genelde dazlak faşist grupların mensupları. LGBTİ bireylere yönelik şiddetin daha az olmasında, Ukrayna toplumunun genel olarak Türk toplumuna nazaran şiddete daha az meyilli, daha barışçıl ve daha saygılı olmasının büyük payı olduğunu düşünüyorum. Burada insanlar birbirlerine çok az müdahale ediyorlar. Farklılık bir müdahale nedeni değil. Ülkede çok sayıda farklı etnik ve dini grup var ve kimliklerinden dolayı sorun yaşadıklarına şahit olmadım. 

– İfade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü Türkiye’den açıkça daha iyi durumda. Bu nedenle LGBTİ dernekleri faaliyetlerinde devlet kaynaklı engellerle karşılaşmıyorlar, birden fazla şehirde onur yürüyüşleri düzenlenebiliyor. – Medyada LGBTİ karşıtı, ayrımcı dile rastlamadım. Siyasetçiler veya bürokratlar da LGBTİ karşıtı dil kullanmıyorlar. 

– Devlet eliyle belirli bir kimlik diğerlerine üstün kılınmıyor. 

– Çok önemli bir fark değil belki ama Ukrayna toplumunda baskın maço erkek karakteri yok. Bence bu da gay’lerin toplumsal alanda Türkiye’ye göre daha rahat olmasını sağlıyor. Bunların dışında, muhtemelen sizin istediğiniz unsurların dışında kalan ancak benim çok ilginç bulduğum iki şey daha var. Birincisi burada hiç travesti görmedim, ikincisi gay buluşma mobil uygulamalarında cross dresser profili hiç görmedim. İlla ki vardır ama edindiğim izlenim sayılarının Türkiye’ye göre bayağı az olduğu yönünde.

🇷🇴 ROMANYA

🇧🇬 BULGARİSTAN

🇵🇱 POLONYA

🇱🇻 LETONYA

🇲🇩 MOLDOVA

🇱🇮 LİHTENŞTAYN

🇧🇾 BELARUS

🇸🇲 SAN MARİNO

🇲🇨 MONAKO

🇲🇰 MAKEDONYA | Tw: @comezlubun

Öncelikle Makedonya’nın LGBTİ hakları konusunda Türkiye’nin önde oluşuna çok katılmıyorum. Eşcinsel yaşam tarzı bana göre Türkiye’de nispeten daha rahat. Türkiye’de eşcinsel uygulamaları üzerinden insanlarla tanışma imkanı var en basiti. Makedonya’da uygulamayı sahte gay hesaplarıyla kullanan homofobik sayısı o kadar fazla ki geçmişteki gibi darp edilmemek için kimse cesaret edemiyor kendi fotoğrafıyla uygulamaya giriş yapmaya. Hal böyle olunca geriye sosyal hayattan birileriyle tanışma şansı kalıyor sadece, o daha da vahim çünkü tanışma ortamına müsait gay friendly mekan veya event hiç yok. Bu biraz da ülkenin etnik yapısıyla ilgili sanırım. Çünkü Makedonya’da toplumun yarısı Hristiyan diğer yarısı da Müslüman. Ancak orada yaşayan Müslüman kesim Türkiye’den çok farklı. Daha muhafazakar, daha kapalı görüşlüler. Hristiyanlar nispeten daha ılımlı eşcinsellik konusuna ki benim tanıştığım eşcinsellerin hepsi Hristiyandı. (Bu tanışmalar çoğunlukla dışarıda iki tarafın birbirini anlamasıyla zar zor olan tanışmalar.) Türkiye’de eşcinsel sanatçıların, sosyal medya fenomenlerinin oluşu toplum tarafından kabullenildi bence veya nispeten eski zamanlara göre daha çok alışıldı, ancak Makedonya’da cinsel kimliğini böyle ön planda tutabilen hiçbir sanatçı veya ünlü yok. Çünkü bu yaşam tarzlarını göz önünde yaşamaları demek işini yapamaması hatta can güvenliğinin olmaması demek. Ben yabancı konumunda olduğum için çok yargılanmadım Makedonya’da, ancak ben bile dışarıdaki hareketlerime, konuşmalarıma devamlı dikkat etme mecburiyeti hissettim. Umarım yakın zamanda hem Türkiye’de hem tüm dünyada eşcinsellik kabullenilir ve bu olumsuzluklar artık son bulur…

🇷🇺 RUSYA | Tw: @sloboodin

Eşcinsel olduğunu Rusya’da yaşadığı dönemde keşfeden biri olarak hem Rusya’daki hem Türkiye’deki LGBTİ+ bireylerin genel hatlarıyla aynı durumda olduklarını düşünüyorum. Rusya da Türkiye gibi, vatandaşlarının çoğunluğunun ve mevcut devlet yönetiminin son derece homofobik olduğu, LGBTİ+ bireylerin toplumda var olmaması gereken bir kitle olarak değerlendirildiği bir ülke. Hatta kimi zaman LGBTİ+ hareketinin Rusya’ya ve onun gelişmesine zarar vermek isteyen ülkelerin aşılaması/operasyonu olduğunu söyleyenler de mevcut.

Her iki ülkenin halkının çoğunluğu homofobik olsa da Rusya halkı LGBTİ+ bireylerine karşı tutumda Türkiye’den bir noktadan ayrılıyor. Türkiye’deki homofobik zevat genel olarak, sanıyorum yetiştirilme tarzlarından dolayı, LGBTİ+ gerçeğini konuşmayarak, gözardı ederek yokmuş gibi hissetmeye çalışıyor. Bunun aksine Rusya’da, sırf LGBTİ+ bireylere zarar vermek amacıyla, tanışma uygulamalarında profil açan homofobik kişiler, buluşma bahanesiyle kandırdıkları insanlara kimi zaman işkenceye kadar varan fiziksel şiddet uyguluyorlar. Onur yürüyüşlerinde polisten önce bu aşırı homofobik kişiler müdahale edip yürüyüşe katılanlara şiddet uyguluyorlar.

Hukuksal olarak her iki ülkede de LGBTİ+ bireyleri koruyan yasalar yahut nefret suçlarını engellemeye yönelik herhangi bir çalışma mevcut değil. Bunun sonucunda sırf farklı cinsel yönelime sahip olduğu için şiddete maruz kalan insanlar kimi zaman mağdur olarak değerlendirilmiyor ve nefret suçunu işleyenler herhangi bir ceza almadan serbest bırakılıyorlar. Hukuk sisteminin gittikçe yozlaşması, polislerin hem rüşvetle çalışması hem de suçlulardan farklı düşünmemeleri, çoğu zaman bu suçlular hakkında herhangi bir işlem yapılmadan serbest bırakılmalarına neden oluyor.

Putin yönetimine karşı olan ve üniversite eğitimi almış ya da almakta olan gençler arasında, LGBTİ+ konusunda duyarlı olanlar çoğunlukta. Bu grup arasında her üç kişiden ikisi LGBTİ+ bireyleri desteklediklerini belirtiyorlar. Fakat bu kesim bile maalesef Rusya nüfusunun az bir kısmını oluşturuyor. En özgürlükçü siyasi partinin dahi oy kaygısıyla konuşmamayı tercih etmesi, bu konunun çözümünün maalesef yakın zamanda olmayacağı hissini uyandırıyor bende.

Eşcinsel evliliğin yasal olduğu bir ülkede de yaşamış biri olarak, Rusya’yla karşılaştırdığımda Türkiye’de daha rahat hissettiğimi düşünüyorum. Her iki ülkedeki LGBTİ+ bireylerin haklarını ve özgürlüklerini en kısa zamanda elde etmelerini umuyorum.

🇦🇲 ERMENİSTAN |Anonim

Bence Ermenistan’daki ve Türkiye’deki LGBTİ+ bireylerin koşulları birbirine çok benziyor. Ancak bence Türkiye’dekiler biraz daha görünür. Ünlü trans insanlar ve geniş bir çevre tarafından biliniyor. Türkiye’de şehirden şehire değistikçe görünürlük de değişiyor. Mesela İzmir veya İstanbul’daki LGBTİ+ bireyler daha rahat davranabilirken daha tutucu diğer çevrelerde sorunla karşılaşılabilir. Ancak Ermenistan’da bu alan hiç yok denecek kadar dar. Ermenistan’da hiçbir bölgede hiç bir şehirde LGBTİ+ bireyler rahat davranamaz. Başkent Erivan’da bile bu aşırı tehlikeli. Ancak şöyle de bir gerçek var ki, Türkiye’de belli bir kesim LGBTİ+ bireyleri tehdit ve problem olarak tanımlayıp konuşma yapabilir, Eurovision’a katılmama nedenimiz gibi. Ancak Ermenistan’da anti LGBTİ+ protesto veya propagandalara çok maruz kalmadım, ve Eurovision’a da LGBTİ+ yarışmacılara rağmen katılmaya devam ediyorlar.

🇹🇷 TÜRKİYE

🇦🇿 AZERBAYCAN | Tw: @marcomedici66

Azerbaycan’da 1,5 yıl yaşadım ve konuyla alakalı naçizane görüşlerim şöyle; LGBTİ bireylerin koşulları Türkiye’ye göre daha sıkıntılı. Bakü ve çevre şehirlerde yaşayan bireyler toplum baskısından dolayı sindirilmiş durumda. İnsanlar paranoyaklaşmış ve bilinmekten/tanınmaktan çok korkuyorlar. Özellikle aile ve yakın çevrelerinden çekiniyorlar. O yüzden ikinci bir gizli hayat yaşamaktalar. Bulunduğum süre içinde online tanışma platformlarında, polis sahte hesaplar kullanarak, eşcinsel bireylere haksız şekilde gözaltı işlemlerinde bulunmuştu. Polisin kurduğu bu tuzaklardan sonra bireylerin çekincelerine daha çok hak verdim. İnsanlar bu baskılardan dolayı umutsuz ve temelli yurtdışında yaşamak için yollar aramaktalar. Türkiye’de de toplum baskısı sürekli olarak devam etmekte. Zaten her iki ülke de aynı dili konuşan ve benzer kültüre sahip oldukları için LGBTİ bireylere karşı genel olarak büyük bir önyargıya ve nefrete sahipler.

Aycell Gurel