863269c786
yasemin mori gzone

YASEMİN MORİ: BÖYLE BİR ÜLKEDE ÖZGÜR DÜŞÜNCELER ÜRETMEK ÇOK ZOR

Başarılı şarkıcı Yasemin Mori, yıllardır farklı tarzıyla müziğe taze bir soluk getiren isimlerin başında geliyor. Son albümü “Estrella”yı geçtiğimiz ay Sony Music etiketi ile yayınlayan Yasemin Mori, müziğe bakışını, son albümünü, Edis’le olan işbirliğini ve özgürlükleri GZone ekibinden Mert Bell’e anlattı. İşte bu özel röportaj:

Merhaba Yasemin Mori. Öncelikle uzun süredir ulaşamadığımız şahane ilk albümünüz “Hayvanlar”ın tüm dijital platformlara gelmiş olmasından dolayı ne kadar mutlu olduğumu belirtmem gerek…

Geçenlerde siz de o albümle ilgili instagramda bir paylaşımda bulundunuz ama merak ediyorum 10 yıl içinde böylesine kült bir “fan-favorite” albüm olacağını düşünmüş müydünüz? Şimdi geriye dönüp baktığınızda nasıl buluyorsunuz o şarkıları?

Evet “Hayvanlar” sonunda dijitalde, ben de çok mutluyum. Albümü yaparken ne yaptığımızın hiç farkında değildim açıkçası. Bir şeyleri tutkuyla istiyorduk Emre ile, kendimizi gerçekleştirmeyi tamamen bize ait olan bir dünya yaratmayı istiyorduk. Kendimi sürece, şarkılara, şiirlere bırakmıştım. Defterler dolusu yazı, resim, şiir ürettik. Hayata ilk dokunuşlar, aşk acıları, varoluşsal krizler derken her şeyi müziğe akıttık. En son yıllar önce dinledim, şimdi dinlesem oturur ağlarım herhalde.

Peki bu 10 yılda çıkardığınız 4 albüm sizle ilgili neleri temsil ediyor? Hepsi ortak bir hikayenin parçası mı, yoksa farklı dağların zirvesi mi bu albümler?

Arayışlarım, soluklanmalarım bu albümler. Şarkı yazmak benim için bir yaşayış, bir dönüşüm olduğunda daha kıymetli, dolayısıyla söylediğin her iki yol da bu albümler için geçerli bence. Albümler hem kendi içlerinde bambaşka yollar öneriyor hem de bu yollar birbirleriyle kesişen ve hikayeyi genişleten bütünleyen yeni çıkarımlar sunuyor.

Şüphesiz ki diğerlerinden en ayrıksı duran son albüm “Estrella”nın ortaya çıkış sürecinden bahsedelim biraz.

Neden ya? Bence o kadar da ayrıksı değil, bana göre ilk 3 albümün tadı daha damıtılmış bir halde içeri sızdı ama bir yanıyla da tamamen farklı ve yeni. Geçen yaz, Korhan Futacı ile Onur Ünlü’nün filmi Kırık Kalpler Bankası’nın müziklerini yaptık ve orada kullandığım şarkıları yeni bir sound arayışı ile Gürsel Çelik’e götürmemle süreç başladı.

“Dinleyicilerimin beni bu cesur yollara atılma cüretini gösterdiğim için anlamasını ve sevmesini isterim”

Anaakım Pop’a daha yakın duran ve bolca da alaturka sazlar barındıran bir albüm kulaklarımızda bu kez. Aranjör Gürsel Çelik ile de ilk kez çalıştınız. Bu sound Gürsel Çelik ile mi geldi yoksa siz bu değişim aklınızda mı ona gittiniz?

Bu değişimi bilerek ve isteyerek tercih ettim. Anaakım popa uzağım ve orada böyle bir müzik döndüğünü pek sanmıyorum. Karambol, Çıngıraklı Dilber, Tuzlu Su hatta Estirelim mi ve diğer tüm şarkılara bakınca, bu tip aranje ve muzikal yaklaşımları ben anaakımda hiç duymadım. İstediğim şey kendi müziğimin en pop noktasına gitmekti.

Bu tarz bir değişimden, bu riskten korkmadınız mı? Alternatif müzik dinleyicisi –ki çoğu size bayılıyor, böyle değişimlere burun kıvırır çünkü.

Açıkçası başka türlü bir müzik yapmaya heyecan ve heves duymaz olmuştum.  Ormanın içinde durmadan müzik çalınan bir ev, müzisyen arkadaşlar, hiç durmayan bir müzikal şölen düşünün, o kadar şanslıyım ki bu şekilde yaşadım 10 senedir, ama bir an geldi ve müziğin içinde kendimi kaybetmeye başladığımı hissettim, üretimime devam etmek için farklı yolculuklar yapmam gerekiyordu. Farklı enerjilerin bir araya gelmesi beni bir çok anlamda besledi ve büyüttü. Hayat böyle gerektirdi. Dinleyicilerimin de beni bu cesur yollara atılma cüretini gösterdiğim için anlamasını ve sevmesini isterim en çok da.

Albümün en ateşli şarkısı olan ”Estirelim mi?”nin çıkış için seçileceği en baştan belli miydi? Videosu da bir o kadar ateşli ve iddialı olmuş…

Hayır değildi. Başından beri güçlü ve heyecan verici bir şarkıydı benim için ama albüm sonlanana kadar hangi şarkıyla çıkış yapılacağı belli değildi. Klibini Bora Tarhan yönetmeliğinde çektik, Dansfabrika’nın dansçıları ile çalıştık, enerjileri çok yüksekti beni de yükselttiler.

“Edis’le çok farklı bir arkadaşlığımız var ve bunu üretken bir enerjiye dönüştürmemiz harika”

Albümün konukları Eypio ve Cem Yılmaz ile nasıl buluştunuz? Bilhassa “Konyak”ta çok eğlenceli bir 60’lar müzikal, deneyimi yaşattığınız Yılmaz ile olan maceranızı merak ediyorum.

Eypio bir akşam aklıma düştü, “Estirelim mi?”nin tavrına çok uyacağını düşündüm onun rapinin ,hemen aradım ve şarkıyı yolladım, o da bir iki gün içinde yazdığı müthiş şeylerle geri döndü. Cem’e gelecek olursak, sık sık görüşüyor, konuşuyorduk, yine bir gün düşünürken Konyak şarkısının “Nayır n’olamaz” bölümünün Cem’in sesinden çok iyi tınlayacağını düşündüm, bir arkadaş sohbetinde şarkıyı dinlettim ve çok sevdi, şarkıyı söyleme fikri en az benim kadar onu da heyecanlandırdı. Çok kıymetli bir adam, yaptığı her işe o güzel enerjisini bulaştırıyor, böyle kendi doğal sürecinde ilerleyen ortak çalışmaları da çok seviyorum.

Bir de sizin konuk olduğunuz Edis albümü ve süper seksi düetiniz “Sevişmemiz Olay” var. Bu şarkıda tam olarak Pop-R&B sularındasınız ve üstünüze cuk oturmuş. Yakın arkadaş olduğunuzu biliyorum ama bu düet fikri nereden çıktı?

Serhat Şensesli’nin bana gönderdiği enfes beat üzerine şarkıyı yazdım. İyi birşeyler çıktı ve enerjimiz çok yükseldi. Tam da Edis’e yakışacak tınılardaydı, ben de hemen kendisine yolladım ve sevinç çığlıklarıyla geri döndü. Sonrasında düet fikri ile geldiğinde biraz çekindim ama çok da seksi tınladı açıkçası. Edis’le çok farklı bir arkadaşlığımız var ve bunu üretken bir enerjiye dönüştürmemiz harika.

”Estrella” ile ilgili ileriki planlarınız neler? İkinci video için şarkı seçtiniz mi? Konserler olacak mı?

En öncelikli olarak ekibimle canlı kayıtlar yapmak istiyorum. Şarkılarımın kayıda yönelik canlı çalınması kadar beni mutlu eden bir şey yok. İlk hedefim güzel bir kayıt günü ve güzel kayıtlar almak sonrası bomba konserler.

Siz şarkılarınızda hep bir hikaye, bir serüven anlatıyorsunuz. Bilhassa favori albümüm “Finnari Kakaraska”nın şarkılarındaki tutkunuza hayran kalmışımdır. Hem yazarken hem de söylerken en çok nelerden etkileniyorsunuz?

Ormanlardan, doğadan, aşktan, denizlerden, yaşanmış hikayelerden, insanlığın türlü hal ve vaziyetlerinden, televizyondan, absürtlüklerden, bilimden, kuantum fiziğinden, yaradılış efsanelerinden, Kosmos’un müthiş ahenkinden etkileniyorum.

Şu sıralar kimleri okuyup dinliyorsunuz?

Bu ara Tash Sultana, Joseph Collier gibi müzisyenler ilgimi çekiyor. Kadim Hint metinlerini okuyorum, Upanişad’lar, Kama Sutra vs. bunun yanında Sabahattin Ali izlediğim tüm filmlerden daha büyük keyif veriyor.

Müzik dışında müzik kadar keyif aldığınız başka bir meşguliyetiniz var mıdır? Günlük hayatınızdan verilecek enteresan bir detay var mıdır?

Ata binmeyi, yüzmeyi, paten kaymayı ve yoga yapmayı seviyorum. Kışları fiziksel olarak çok aktif olamıyorum, baharla beraber içimdeki enerji uyanıyor.

“Hepimizin başındaki en büyük illet bu: “Erkeğin” ya da “kadının” nasıl olması gerektiğine karar veren çoğulcu kafa”

LGBT’ye yakın durduğunuzu biliyoruz. Önceki kliplerinizde drag queenlere de yer vermiştiniz. Sizce LGBT’nin özgürleşmesi tüm bireylerin özgürlüğü için neden bu kadar önemli?

Hegemonik erkeklik kavramı Türkiye’de giderek daha yoğun hissedilir oldu. Hepimizin başındaki en büyük illet bu. “Erkeğin” ya da “kadının” nasıl olması gerektiğine karar veren çoğulcu kafa. Çok farklı erkeklik ve kadınlık tipolojileri mümkünken erkek adam şöyledir böyledir, kadın dediğin şudur budur diyen ve o öyle olanın dışında kalanları sınırlayan, yaftalayan bir ezici çoğunluk mevcut. Bu bireysellik algısının bozulduğu ve hem kadının hem erkeğin nasıl olması gerektiğine kabaca karar veren çoğunluğun algısını yaşamaya başladığımız tehlikeli bir yer, bu algıyı kırıp genişletmek için yapabileceğimiz ne varsa yapmalıyız. Ece Ayhan ın da dediği gibi “Aşk Örgütlenmektir”

Türkiye’de sanatınızı icra ederken kendinizi özgür hissediyor musunuz? “Şunu yapsam yanlış anlaşılır veya bunu yapsam başım derde girer” deyip kendinize otosansür uyguladığınız oluyor mu?

Ülkede olağanüstü hal var, konuşamıyoruz. Bugün “Savaşa Hayır” diyen öğrencilerin terörist ilan edilip okullarından polisle gözaltına alındığı bir ülkede yaşıyoruz. Böyle bir ülkede gerçekten özgür düşünceler üretmek çok zor, ama sanat tek bir biçim değil her biçime girebilen müthiş bir mekanizma, akacak yolları her devirde bulmakta üzerine yok. Öyle ya da böyle bir bilgi her zaman yayılmaya müktedir yeter ki biz ona karşı uyanık olup onu kollamasını bilelim.

Nisan 2018 GZone Dergi içeriklerine aşağıdaki dergi kapağımızı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ayrınca Bakın

seyhan-arman-gzone

SEYHAN ARMAN “EN İYİ KADIN OYUNCU” ÖDÜLÜNE ADAY GÖSTERİLEREK BİR İLKE İMZA ATTI

“Yeni Tiyatro Dergisi 6. Emek ve Başarı Ödülleri” adayları açıklandı. Seyhan Arman, “Küründen Kabare” oyunu ile ...