YAZAR CAN AYDOĞMUŞ: RUH EŞİNİZİ BULMAK İÇİN ÖNCE KENDİ CİNSEL KİMLİĞİNİZLE BARIŞIN

"Ruh Eşin Nerede?" kitabında herkesin bir ruh eşi olduğunu savunan yazar Can Aydoğmuş GZone'un sorularını cevapladı.

Geleceğe dair tahminleriyle şaşırtan, kendisini insanları sevgiye ve mutluluğa yönlendirmek adına paylaşımlar yapan bir yazar, blogger, vlogger ve influencer olarak tanımlayan, 300bin takipçili @canyaziyor hesabının sahibi Can Aydoğmuş, yeni yayınladığı Ruh Eşin Nerede? kitabında herkesin bir ruh eşi olduğunu savunuyor. Bu kitap vesilesiyle bir araya gelip aklımızdaki sorularımızı sorduk.

CAN AYDOĞMUŞ KİMDİR?

Can Aydoğmuş İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokulu İstanbul Prestij Koleji’nde tamamladıktan sonra eğitimine İngiltere’de Egerton Rothesay School’da devam etti. Çocukluğunda yaşadığı bazı deneyimler sonucunda içsel yolculuklara çıkan yazar, 11 yaşında kişisel gelişim yöntemlerine ilgi duymaya başladı.

25 yıllık kişisel gelişim sürecinde İngiltere, İtalya, Almanya, Amerika ve Türkiye’de organizasyonel konstelasyon, kurumsal farkındalık, regresyon, hipnoterapi, NLP, lucid rüya, düşünce gücü, Vedik Astroloji ve bilinçaltı gibi konularda eğitimler aldı. Hürriyet.com.tr ve Cnn Türk bünyesinde köşe yazarlığı yapan Aydoğmuş, bugünlerde motivasyonel konuşmacı olarak davet edildiği kurumsal şirketlere seminerler veriyor.

Bu kitabı yazmaya nasıl karar verdin? Seni hangi yolculuk bu aşamaya getirdi?

11 yaşımda kişisel gelişim dünyasının içine İngiltere de bizim eve çok yakın bir kişisel gelişim ve spiritüel merkeze gitmeye başlamam ile girdim.Sonrasında zaten 14 yaşımda annemin kaybolması, babamın vefatı, ailemin beni sokağa atması ve ablamın ölümü derken devamlı bilincim ve enerjim üstünde çalışmaya devam ettim.

Bugün 36 yaşındayım ve hala bu alanda eğitimler alıyorum.24 yaşımdan itibaren dünyanın en ünlü hocalarının Türkiye’ye gelmesine aracılık ettim ve hepsinden birebir eğitim aldım.

Bu süreçte çevremde bu kişisel gelişim ve enerjisel konuları kullanarak belli teknikler ile hayatına ruh eşlerini çeken yada ilişki hayatlarında çok mutlu olan insanları inceledim ve eğitimler alıp kendi hayatımda deneyimlemem ile 10 yıllık bir sindirme sürecinin arkasından kitabı yazdım.

-Ruh eşimizi bulmak sence neden bu kadar önemli ve herkesin bir ruh eşi var mıdır?

Heteroseksüel, aseksüel, gay, lezbiyen, transseksüel fark etmez, herkesin ruh eşi vardır.

Ruh Eşi ile buluşmak bütün kaos, anne ve baba kopyalama tekrar etme durumları ve tüm dramayı bırakıp ilişki hayatında mutlu olacağın insan ile beraber olman demek!Ruh eşin ile beraber olduğun zaman tam anlamı ile kendini bir ve bütün hissederek karşılıklı birbirinizin hayatını kolaylaştırır ve çok olumlu etkilersiniz. Ruh eşiniz ile buluştuğunuz an her şey çok kolay akar ve 7 ay ile maksimum 1 sene içinde kendinizi aynı evde bulursunuz. Hiç ayrılamazsınız…

-Ruh eşimizi aramaya önce kendimizi iyi tanıyarak başlamamız gerektiğine inanıyor musun? Kendimizi tanımadan “bir başkası beni mutlaka tamamlayacaktır” yaklaşımı sence ne kadar doğru?

Kitabın içinde aslında insanın kendini, yaşamı, ailesini, köklerini, sistemini, tüm ilişkilerin işleyiş mekanizmasını ve en önemlisi kendisinin tam olarak ne istediğini anlayıp netleştirmesine yönlendirerek çeşitli çalışmalar yaptırıyorum.

Zaten net bir şekilde kararlı olarak vazgeçmeden istediğiniz zaman ruh eşiniz geliyor.Bunun için birkaç adımda farkındalık ve doğru isteme biçimleri var. Bunların hepsini kitapta bulabilirler.


-Ruh eşini bulmak için aslında yaşamımızda yaptığımız değişiklikler, aldığımız kararlar ve isteklerimizi “çağırmamız” önemli ve her şey bu sürecin bir parçası diyorsun? Biraz konuyu detaylandırabilir misin?

Evimizde kullandığımız ağlayan kadın yada adam fotosu ya da resmi, başkalarına anlatırken kendi ilişki hayatın ve ilişkide olmak istediğin kadın veya erkekler ile ilgili yargı ve inançların, anne ve babana karşı duyduğun sevgiden onların gerginliğini, kavga veya yalnızlığını kendi evinde yaşatman, sınırlayıcı düşüncelerin ve çevrendeki insanların senin ilişki hayatına olumsuz etkileri gibi sayısız detay var…

-Kitapta “erkekler ana rahminde ilk evrede kadındır” demişsin. Bu dikkat çekici bir konu, biraz açıklar mısın?

Anne karnında insanlar ilk önce kadın oluyor sonra erkeğe dönüşüyor. Bunun bilimsel ve uzun bir açıklaması var. O yüzden aslında her erkek kadından erkeğe dönmedir.

-Özellikle eşcinsel ve trans bireylerin toplumda ilişkilerini gizlemek durumunda kalması yüzünden zaman zaman bu ilişkilere özgü problemler olabiliyor. Bizlere ruh eşimizi bulma konusunda ne gibi tavsiyeler verebilirsin?

İlk önce kendi cinsel kimliğiniz ile barışın. Bu barış hem dini, hem ilahi, hem psikolojik, biyolojik, genetik ve tüm yönlerden bir barış olmalı. Dini inançlarınız da kendi cinsel kimliğinizi kabul edecek bir inanç sistemi olursa ve bilimsel, ilin, genetik vb tüm açılardan aslında son derece doğal yöneliminizi kabul eder ve barışırsanız zaten çevreniz ve tüm dünya sizinle barışır.

Lakin siz ‘Ben bunu yapıyorum ama sonunda cehenneme gideceğimi biliyorum!’ derseniz asla mutlu bir ilişki sahibi olamaz ve bu hayatınızda cehennemi yaşarsınız.

Ben bütün din, spiritüel öğretiler ve her şeyi inceledim araştırdım ve eşcinsellik dünyanın doğal bir parçasıdır. Zaten genetik uzmanları ve bilim insanları dünya sağlık örgütü, tüm büyük kurumlar bunu kabul etti. Eski çağlarda insanlar bilmiyor, anlamıyor ve korktuklarından tüm din ve öğretileride o şekilde yorumlamışlar. Gerçekte tek gerçek vardır o da Allah koşulsuz hepimizi seviyor ve kabul ediyor, buna karşı çıkanlara bu hayatlarında gerekli dersleri veriyordur. Bundan birkaç yıl sonra zaten dünya bambaşka bir noktaya ulaşacak ve şu an bu konuştuklarımız gelecek insanlar için dehşet verici bilgiler olacak!

-Özellikle ülkemizin ve dünyanın içinden geçtiği bu kötü dönemde geleceğe dair manzarayı görebilmek ve tahmin yapmak seni korkutuyor mu? Karanlık bir gelecek görüyor musun?

Aslında kötü değil. Astrolojik olarak yaşam her zaman bizim sonsuz iyiliğimiz için çalışır. Şu an olan her şey dünyanın bilincinin yükselmesine odaklıdır. Türkiye’nin geleceği son derece aydınlık ve güzel! Bazı insanlar bilmekten korkarak kendi algı ve biliş seviyelerini düşürürler. Ben bilmekten korkmuyorum. Tam tersine bilmekten zevk alıyorum. O yüzden her an daha fazla farkındalığımın ve biliş seviyemin yükselmesine özen gösteriyorum.