YENİ NESİL KORKU HİKAYESİ FENOMENİ : CREEPYPASTA

GZone Dergi yaşam yazarlarından Deniz Su Tiffany, yeni nesil bir korku hikayesi “Creepypasta”yı bizlere tantıyor. işte bu ilginç yazı:

Korku, her daim ürkütücü, ancak hikayeleri ise bir o kadar çekici olmuştur. Her dönemin “korku modaları” değişmekte ve her dönem, bir öncekinden biraz daha korkutucu olmaktadır. Gzone ekibi olarak bu ay sizlere korkuda yeni nesil titremeye sebep “Creepypasta” ile sizleri tanıştırmaya karar verdik.

Öncelikle şu konuda anlaşmalıyız ki “creepy” aromalı bir pastadan bahsetmiyoruz. Creepypasta, korkusu detaylarında saklı, gerçek olup olmadığı ile ilgili akıllarda güçlü soru işaretleri bırakan ve internet çağının bir icadı olarak karşımıza çıkan korku hikayeleridir. Creepypasta hikayelerinde amaç hem ilgiyi çekmek, hem de ne kadar olağanüstü durumlardan bahsedilse bile sanki yaşanmış gibi yansıtabilmektir. Bazı hikayelerin şansının gerçekten yaşanmış olmasına bağlı olduğu da söylenmektedir. Yani creepypasta hem gerçek, hem de sahte… (İnternet çağınını bir icadı demişken; https://www.creepypasta.com/ adresi bu türün ortaya çıktığı ilk kaynak olarak bilinmektedir.)

Creepypasta hikayelerini en korkunç yapan özelliği ise belirsizlikler ve hikaye detayındaki tuhaflıklarıdır. Belirsizlikler, hikayenin anlatış tarzına bağlı olarak “acaba gerçek midir?” sorusunu sorduran ve bir türlü cevap buldurmayan ögelerle, tuhaflıklar ise benzer bir olayda yaşanması doğal olaylardan birinin başka şekilde sirayet etmesi, beklenen olay örgüsünün veya zincirinin kırılması ile sağlanmaktadır. Aslında creepypasta sadece korku faktörünü çekici kılan “heyecan” duygusuna yeni bir soluk getirmektedir.

Slender Man, Jeff the Killer, BEN Drowned gibi klasiklerle bilinse de en ilgi çekeni şüphesiz “Lost Episode” olanlarıdır. Yani, bir rivayete göre(!) televizyon dizileri veya çizgi filmlerin sadece bir kere, olağandışı bir saatte, olağanından biraz farklı akışta gerçekleşen ve bir kez yayınlanıp (belki de bir yarıda kesilmiş ya da televizyonu bile kapattırmayacak şekilde paranormal olaylar yaşatan) bölüm listelerinde bile bulunmayan ama gerçek olabilen “kayıp bölümler” dir. (Bir başka rivayete göre de lost episode’lar deepweb’te bulunabilmektedir ancak buna değer mi bilinmez!) Bu kategoride de en çok bilinenlere “SpongeBob SquarePants’te Squidward karakterinin akıl almaz olaylar neticesinde intiharı” ile “The Amazing World of Gumball ailesinin bir bölümde başına gelen The Grieving (kederlenme) bölümü” örnek gösterilebilir.

Şimdiye dek öğrendiklerimizle birlikte kendi creepypasta hikayemizi yazacağız, yazarken de kendimizi analiz edeceğiz;

POWERPUFF GIRLS: BUBBLES NEREDE?

Çocukluğumdan beri Cartoon Network hayranıydım. Büyümeme rağmen hala deliler gibi izliyordum. (Hem giriş yapmak, hem de bunu en hızlı yapmak, okuyucunun odaklanmasını artıracağı şöyle bir durup mantıklı düşünmesini engelleyecektir) Sanırım yalnız değilim ki “10. Yıl özel bölümü” yapmaya karar vermişler. (Gerçeklerden esinlenmek hikayenin gerçeklik payını artırır) Yani yayına başladıkları ilk günün yayın akışını izleyebilecektim. Tam bir zaman makinesi etkisi, değil mi? (Tam bir duygu patlaması. Korku da bir duygudur, değil mi?)

Haftasonuna denk gelmesi çok iyi olmuştu. Boş günümü istediğim gibi değerlendirebiliyordum. (Hayatıyla ilgili “üstü kapalı” “detay verme”) Baştan sona 24 saat izleyebilmeliydim. Kolamı cipsimi aldım saatin 00.00 olmasını bekliyordum. Zaman da bir türlü geçmek bilmiyordu. Sanki biri zamanı durdurmuş gibiydi.

Tam saat 00.00 olmuştu ki hala son çizgi film bitmemişti. Şunların hala bir standardı yok muydu? Yarıda kesseler ne olacaktı sanki? Neyse ki 00.05 gibi bitti ve (gerçek gerilimi yaratan detaylara başlıyoruz. Buradaki sabırsızlığı ve heyecanı da okuyucuya aktarabilmek önemli) ilk çizgi film başladı. Gerçekten bu kadar şanslı olamazdım, 10. Yıl özel kuşağı eski powerpuff girls bölümü ile başlamıştı. “Baharat ve iyi olan her şey, fakat Profesör Utonium yanlışlıkla bir malzeme daha kattı, kimyasal X” sanırım o beş dakika arasında tuvalette biraz fazla kalmış olmalıydım diye düşünürken ekranda sadece Blossom ve Buttercup’u görmek beni şaşırtmıştı. Halbuki herkes bilir üç kız vardır, Blossom Buttercup ve BUBBLES! Sahi, bubbles neredeydi? Tatile falan mı çıkmıştı? (akılların karışmaya başladığı kısımlar)

Jeneriğin kalan kısmını da göstermeden bölümün adını yazıp hikayeye başlamışlardı. Bölümün adı “Bubbles’ın çığlığı” idi. Ve bölümün adı yazarken gerçekten tiz bir kız çocuğunun çığlık attığına yemin edebilirim. Gerçi Bubbles’ın ortada olmayışı kadar sıradışı bir durum olmasa da ilginç durumlar vardı. Gözlerimi sonuna kadar açtım ve izliyordum. (normalde olan ama bu hikayeye özel değişmiş kısımlar, bakalım sonrası nasıl gelecek) Profesör Utonium, Buttercup ve Blossom laboratuvarda ağlıyorlardı. Beş dakika boyunca aynı pozisyonda ve her saniye daha da krize girercesineydi. Ama ben hiçbir şekilde bu bölümü hatırlamıyordum? Hem izlememiş olsam da yasaklansaydı hatırlardım. (olaylar ilginçleşmeye devam ediyor) Daha sonra Buttercup Blossom’a döndü, kolundan tuttu ve evin bahçesine çıkardı. Sanki anlaşmışlar, birbirleriyle telepatik olarak bağ kurmuşlar gibi birbirlerine ne yapacaklarını biliyorlardı ve bu duruma hazırlardı. Birbirleriyle hiç konuşmadan savaşmaya başladılar. Blossom buz üfleyip Buttercup’un vücut ısısını düşürüp onu öldürmeyi amaçlıyor gibiydi. Buttercup ise tam da Blossom’un yüzünü haşlamak istercesine göz ışınlarıyla saldırıyordu. Daha sonra yakın temas dövüşe başladılar, olay burada daha ilginç hal almaya başladı. Birbirlerine her vurduklarında etrafa kan sıçramaya başlıyor ve tiz kız çocuğu sesi tekrar tekrar yankılanıyordu. Utonium bahçedeki kavganın sesini duyup kızları ayırmak için dışarı çıkacağı animasyonu da gösterdikten sonra ekranda bir maymun yüzü belirdi(çılgın şeyler oluyor). Bu yüz Mojo Jojo’ya benziyordu fakat sanki o karakterin esin kaynağı bir maymunmuş gibi, gerçek bir surat vardı. Ekranda en az beş kez yanıp söndükten sonra anlayamadığım bir dilde ve yine anlayamadığım bir altyazı ile birşeyler söyledi. Maymun lafını bitirdikten sonra televizyonun hoparlörlerini patlatacak şekilde yine tiz kız çocuğu sesi duyuldu.(Bilinçaltı teknikleriyle korku ve işkence bir arada uygulanmış gibi birşeyden bahsetmek, günümüz insanını en çok korkutan şeyler arasındadır) Tam bu çığlıktan sonra “Cartoon Network bir süre için yayınına ara vermiştir. Teknik arızadan dolayı hepinizden özür dileriz” yazılı bir ekranda donarak kaldı. Donarak kalma benim gibiydi, bu şoktan ancak 9 saat sonra, yani etraf tamamen gündüze geçtiğinde ilk etkisinden kurtulabilmiştim. İşte o gün bu gündür bir daha çizgi film izlemem(korku seansı şimdilik sona erdi, fakat bunu nasıl unutacaksınız? Acaba gerçek mi?)

Artık yeni nesil korku hikayelerine bağışıklık kazandığınıza göre bundan sonra kimse kolay kolay ödünüzü patlatamaz.

GZone Dergi Şubat sayısının tüm içeriklerine aşağıdaki kapak görselini tıklayarak ulaşabilirsiniz.