YENİ SİNEMA YASASI’NDA LGBTİ’LERİ İLGİLENDİREN SANSÜR TEHLİKESİ NE?

FilmLoverss'tan Güvenç Atsüren, dün onaylanan yeni Sinema yasası'nda LGBTİ'leri ilgilendiren tehlikenin altını çizdi. 

FilmLoverss’tan Güvenç Atsüren, dün onaylanan yeni Sinema yasası’nda LGBTİ’leri ilgilendiren tehlikenin altını çizdi.

Yazıda şu satırlar yer alıyor:

“5224 sayılı Sinema Filmlerinin Desteklenmesi ve Sınıflandırılması isimli yasada yapılmak istenen değişikliklerin kabul edilmesiyle birlikte sosyal medyada ciddi bir tartışma ateşlendi. Öncesinde daha ziyade, ülkenin büyük yapımcıları ve Türkiye’deki salonlarının büyük bir çoğunluğunu elinde bulunduran CGV Mars Entertainment Group arasında süregelen “mısır tartışması“yla ilişkilendirilerek konuşulan bu yeni sinema yasası kabul edildi, kanunun sansürle ilişki boyutu da yeniden gün yüzüne çıktı”

“Yeni kanunda şöyle bir ifade yer alıyor: “Değerlendirmesi ve sınıflandırması yapılmamış olan sinema filmleri, festival, özel gösterim ve benzeri kültürel ve sanatsal etkinliklerde ancak 18+ işareti ile gösterilir.” Bu, kurulca yasaklama ihtimali olan filmlerin yapımcısı ya da dağıtımcılarının eseri tamamen yasaklanmaktansa, festivallerde -filmin içeriğinden bağımsız olarak- 18+ ibaresiyle göstermeyi tercih edebilecek olmaları anlamına geliyor. Burada da konu, “uygun bulunmayan” ifadesine takılıyor yeniden. Söz konusunun bir kanun metni olduğunu düşünürsek, bu minvaldeki muğlak ifadelerin iktidarın tercihleri doğrultusunda pratiğe dökülmesi son derece olası. Geçmişte çeşitli güvenlik ve yerel yönetim kurumlarınca LGBTI+ filmlerinin gösterimlerinin engellendiğini biliyoruz. Bu bağlamda şayet kurul, iktidarın idealleriyle çelişen -ya da bunu bir adım öteye götürürsek- iktidarın isteklerine hizmet etmeyen herhangi bir yapımı “uygun olmadığı” gerekçesiyle yasaklayabilir durumda artık. Ve eğer bir film bu damgayı yediyse, herhangi bir gösterimde sinemaseverlerle buluşamayabilir. Bu da yapımcıların, dağıtımcıların ve ithalatçıların önünde “ya festival, ya da riski göze alabiliyorsanız vizyon” gibi bir ayrım çıkıyor. Bu da bağımsız ya da sanatsal kaygılar güden filmlerin sinema sistemi tarafından iyiden iyiye ötekileştirmesi ve festival düzenlemeyen şehirlerde bu filmlerin yasal bir şekilde sinemaseverlerle buluşamayacağı anlamına gelecek bir bakıma. Bu risk özellikle iktidarın “genel ahlakla aykırı” olarak niteleyeceği ya da muhalif bir tutum sergileyen filmler için geçerli”

Yazının tamamı burada