YEŞER SARIYILDIZ YAZDI: DİJİTAL DETOKSA VAR MISINIZ?

GZone Dergi yaşam yazarlarından Yeşer Sarıyıldız, Ocak 2018 sayısı için yine ilginç bir konuya el attı ve dijital detoks konusunu ele aldı. İşte bu ilgi çekici yazı:

CHALLENGE ACCEPTED: DİJİTAL DETOKS 

Gün içinde ortalama 70 kez telefona bakıyoruz. %90’ınımız sabah kalktıktan sonraki ilk 30 dk içinde mutlaka telefonu eline alıyor. Whatsapp gıybet gruplarında birbirimize laf yetiştiriyor, Youtube’ta videolar izliyor, Twitter’dan haberleri alıyor, Instagram’a selfie çekip duruyoruz. Dışarıdayken sarjımız düşük olduğunda tedirgin, %100 olduğundaysa güvende hissediyoruz. Sanırım sadece duştayken yanımızdan ayırdığımız akıllı telefonlarımızın, muhtemelen en az telefon teknolojisini kullanıyoruz. İtiraf etmeye bile gerek olmayan bir gerçeklikte, hepimiz internete neredeyse damardan bağlıyız!

Bir şeye bu derece bağlı olunca, tüm uzmanlar onun detoksunu da yapmayı öneriyor tabii ve ara ara yapılan her türlü detoksun faydası da su götürmez bir gerçek. Son dönemlerde sürekli konuşulan ve önerilen dijital detoks da kulağa fena gelmiyor aslında. Peki nasıl yapacağız? Tamam telefon kullanmayalım, ama telefon kullanmadığımız bir günü nasıl geçireceğiz?

YA BİR ŞEY OLUR VE BANA ULAŞAMAZLARSA

Online ve her an ulaşılabilir olma haline çok alıştık. Telefonumuzu evde unutsak bile endişe yaşıyoruz. Bir kere, unutmayalım ki, dünya eskiden böyle bir yer değildi ve insanlar önemli konularda birbirlerine yine ulaşabiliyorlardı. Telefonsuz geçirdiğiniz tek bir günde yüksek ihtimalle acil bir şey olmayacak; ama olursa da size ulaşmanın bir yolu mutlaka bulunur. Hemen aklınıza bir felaket geliyor olması, aslında bağımlılığınızın size bahane bulma çabasından başka bir şey değil.

Yine de içiniz rahat olsun. Ne yapıp ne tarafta olacağınızı ailenize ve yakın çevrenize önceden bildirirsiniz. Ya da dilerseniz sadece telefon özelliği çalışan bir 3310 falan bulun, bir günlüğüne ona geçin. “Akıllı telefonun internetini kapatayım” falan derseniz, orada iradeniz devreye giriyor. Ben kendime güvenmiyorum, siz güveniyor musunuz?

GÜNAYDIN, NE YAPALIM?

Sabah kalkar kalkmaz ilk yaptığımız şey, genellikle whatsapp’ı ve sıradan mailleri, sosyal ağları kontrol etmek oluyor. Bugün bir değişiklik yapıp önce bir bardak su içip camdan dışarı şöyle bir bakalım. Sonra kallavi bir kahvaltı hazırlayalım ya da dışarı çıkıp yapalım. Bugün farklı olarak fotoğrafını çekip paylaşmıyoruz, o yüzden yumurta da sucuk da soğumadan, tabir-i caizse direk dalabiliyoruz.

Üzerine mis gibi kahve, hayal gibi hayal be. Ekranda sürekli akan whatsapp mesajları da olmadığından muhabbetimiz de bölünmüyor.

YÜRÜYÜŞE GİDELİM Mİ?

Kahvaltıdan sonra açık havada yürüyüş yapıp pasajları gezelim mi? İstanbul’da turist gibi takılınca cidden çok zevkli oluyor. Bu yürüyüş Belgrad Ormanı, Maçka Parkı falan da olabilir tabii, o kısmı size kalmış. İlla ki fotoğraf çekeceksek, bugün DSLR kullanmaya ne dersiniz? Zaten DSLR’ı ele tekrar alınca, herhangi bir telefonun gerçek bir fotoğraf makinesinin yerini tutamayacağını anlıyorsunuz.

ÖĞLEDEN SONRA – ZAMAN MI GEÇMİYOR YOKSA?

Hiç ilginizi çekmediği halde, kendinizi kaptırıp yanlışlıkla 15 dakika boyunca instagram story’leri izlediğiniz oldu, değil mi? Bugün olmayacak ve bir anda zamanın aslında o kadar da hızlı geçmediğini fark edeceksiniz. Bir café’ye gidip cam kenarına oturmak gibi, günü güzelleştiren çok az şey var. Bazen etrafı gözlemleyip bazen de kitap okuyarak 1-2 saatimizi böyle geçirebiliriz. Kitabın sevdiğimiz cümlelerini tweet atmak yerine, sadece altını çizeceğimizden kolayca konsantre de olabileceğiz üstelik.

BİR TÜRLÜ ZAMAN BULUNAMAYAN İŞLER

Gardrobu ve çekmeceleri düzenlemek, çantaların içlerini temizlemek, evi toparlamak gibi toplamda 1-2 saat alan aktiviteler, günlük hayatın akışında bir türlü yapılamıyor. Bugün tahmininizden de çok vaktiniz olacak, biraz eve vakit ayırmak da size kendinizi çok iyi hissettirebilir.

YEMEK YAPMANIN DA DİNLENDİRİCİ BİR TARAFI VAR

İster çok iyi bildiğiniz bir yemeği yapın, isterseniz de eski zamanlardaki gibi yemek kitabından tarife bakın. Güzel bir yemek yapıp yakın birkaç arkadaşı davet etmek çok keyifli olacaktır. Yalnız telefonun onlara da yasak olduğunu mutlaka söyleyin. Girişte bir kutuya ya da çekmeyeceye telefonlarınızı saklayın. Başta belki tuhaf gelecek, ama bölünmeyen bir muhabbetin keyfini hatırlayacaksınız. Bir gün de selfie’niz olmayıversin, özel diyaloglarınız instastory’den kamuya açılmayıversin canım.

Bundan sonrası artık nasıl gelişirse öyle olsun, akışına kalsın. Belki güzel bir filme bağlarız, belki de hiçbir yerden paylaşılmayacağı için en rezil anılarımızı anlatıp itiraf gecesi yaparız. Kim bilir, belki de 90ları açıp evde dans adı altında tepiniriz.

Yatmadan önceki 30dk içinde %95’imiz telefona bakıyoruz. Bugün bakmayacağız. Tavana bakıp hayal kuracak, sevgilimize sarılacağız. Sabaha bizi bekleyen yüzlerce mesaj var nasıl olsa.

Ocak 2018 sayımızın tüm içeriklerini görüntülemek için aşağıdaki görsele tıklayın.