863269c786
zeki-muren

ZEKİ MÜREN’İN BİLMEDİĞİNİZ LGBT DÜNYASI

Türkiye’nin en büyük eşcinsel kültür ve yaşam dergisi  GZone, Zeki Müren’e özel bir sayı hazırladı. Zeki Müren’in 70’li, 80’li yıllardaki LGBT dünyasına katkılarını ve kariyeri boyunca sergilediği duruşu inceleyen dergide onunla ilgili ilk kez gün ışığına çıkacak bilgiler yer alıyor…

Uzun yıllar Zeki Müren’le arkadaşlık eden, onun sohbetlerine katılan, 70’li 80’li yıllardaki LGBT camiasında yer alan isimlerden Tunç Kökkaya, GZone için sanat güneşinin o dönemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Zeki Müren’in LGBT camiasının en büyük destekçilerinden biri olduğunu, dönemin ünlü işletmecisi Ceylan Çaplı ile birlikte kuruluşuna önayak olduğu Twenty isimli gece kulübünden bahsederek açıklayan Kökkaya, sanatçının bilinmeyen dünyasını ilk kez GZone’a anlattı.

İllüstrasyon: Ümit Ilgın Yiğit

POLİS BASKIN YAPTIĞI MEKANDA ZEKİ MÜREN’İ GÖRÜNCE SAYGIYLA ORAYI TERK EDERDİ

        Zeki Müren, birçok şeyin yasaklı olduğu dönemlerde bizlere çok büyük imkânlar sağlamıştır. Gittiğimiz gey kulüpleri, eğlendiğimiz yerler polis tarafından basıldığı dönemlerde, “tü-kaka” ilan edildiğimiz zamanlarda Zeki Müren’in kurduğu kulübe de polisler baskın yapardı. Fakat Zeki Müren’i gördükten sonra “Özür dileriz paşam, rahatsız ettik” diyerek dışarı çıkarlardı. Ve bence onun bize sağladığı en büyük lükslerden biriydi polis baskılarından korunmak. Bu şekilde, kendimizi ifade ettiğimiz, sosyalleşebildiğimiz alanlar yarattı bizlere.

      Bunları yaparken de gençlere çok büyük bir saygısı vardı (O zamanlar ben de gençtim). Kendi yaşıtlarını da severdi ama gençlere daha fazla bir sevgisi ve saygısı vardı. Gençlerin yaş hiyerarşisiyle ezilmelerine asla müsaade etmezdi. Yeniliklere açık olduğu için hep gençleri dinler, onlardan da bir şeyler öğrenmeye çalışırdı. Karşılıklı olarak gençlere de bir şeyler öğretirdi illa ki. O zamanın kulüp ortamı da sadece “laylaylom” amaçlı kullanılan yerler değildi. Zeki Müren, belli saatlerde içkisini içerdi, sarhoş olurdu, müziği kapattırırdı ve derin konulu sohbetlere dalardı. Zaman zaman tam da bu şekilde gittiğimiz kulübün (14-fourteen) lokal haline dönüştüğü olurdu.

zeki-muren

EFSANE GECE KULÜBÜ TWENTY’NİN AÇILMASINA ÖNAYAK OLDU

  Zeki Müren genelde Fourteen’de alaturka ve Türkçe pop dinlediği için, kulübün sahibi Ceylan Çapa’ya “Gençler için eğlenebilecekleri, buradan sıkıldıkları zaman gidebilecekleri, onların ruhuna uygun bir eğlence yeri açalım, hatta ben de sana destek olayım” diyerek Twenty’nin açılmasına önayak oldu. Gençlerin “alaturkalık” içerisinde bunalmaması için Twenty’e maddi destek de vermiştir ve ağırlıkla yabancı müzik çalan Twenty’e bir kez, o da açılış gününe gitmiştir.

BİR ALBÜMÜ BAŞTAN SONA DİNLEMELİ!

Benim Zeki Müren ile tanışmam kulüp ortamının çok öncesinde 1978 senesinde. O zamanlar “Kahır Mektubu” adında bir plak çıkarmıştı; ben daha 14 yaşındaydım. Zeki Müren kimdir, neyin nesidir bilmezdim daha. O plağı bir çok genç gibi ben de satın aldım ve daha sonra onu dinlemeyi sevdim, onu sevdim. Onu dinlemek keyif veriyordu, çünkü alaturkalıktan bir adım daha öteye geçip çok sesli parçalar üretmişti. Adına pop denemez ama arabeske kaymayan, daha kaliteli işler yaptı. Yaptığı şeyler yeniydi ve gençlere daha çok hitap ediyordu. Şarkılarının hep bir hikâyesi vardı. “Ayrıldık işte” adında bir kaset çıkarmıştı Selami Şahin’in şirketinden. Tam da kaset furyasının başladığı dönemlerdi. Kasedini piyasaya sürmeden önce kulübe getirdi ve DJ’ine rica ederek orada bulunan herkese dinletti. Piyasaya yeni şarkılarını sürmeden önce bizlerin de görüşlerini merak ediyordu. Kaset ortasına kadar dinlenildiği için kulüpte sadece ikinci yarısı çalınmıştı. Zeki bey üzüntülü bir şekilde DJ’e kaseti çıkarmasını söyledi. Herkes Zeki bey’e duyduğu saygıdan ötürü ondan çekinirdi. Arada birkaç kişi “Paşam saygısızlık mı ettik?” diyebildi. Zeki bey de “Çocuklar, bu bir ayrılık hikâyesi! “Ayrıldık işte” diye başlayan bir şarkıyı ayrılığın nedenini, sonucunu ancak başından sonuna kadar dinlediğinizde anlayacaksınız. Siz bir kitabı aldığınızda önsözünden mi başlarsınız okumaya, yoksa orta sayfasından mı? O yüzden kimin olursa olsun aldığınız albümü ilk şarkısından dinlemeye başlayın ve tamamını dinleyin, daha sonra istediğiniz ve sevdiğiniz şarkıdan devam edebilirsiniz. Bu emeğe saygıdır” demişti. O gün söyledikleri benim hiç aklımdan gitmez. Hatta bugün bile bütün albümleri en başından en sonuna kadar dinlerim.

zekimuren

TAKINTILI ŞEKİLDE SEVDİĞİ ŞARKICILAR

            Takıntılı şekilde sevdiği sanatçılar vardı. “Kibariye” dinlerdi ve onun sesini çok beğenirdi. İlginçtir ki Türkçe dışındaki dillerde söylenmiş şarkıları asla dinlemezdi ama “Gypsy Kings” için adeta ölürdü. Yine Ajda Pekkan, Muazzez Abacı da severek dinlediği sanatçılardandı. Nükhet Duru da sonradan keşfettiği, keşfettikten sonra da çok sevdiği bir sanatçıydı. Çünkü Nükhet Duru’nun şarkıları hiç hata yapmadan okumasını, hiç harf yutmamasını, kelimelerin anlamları üzerinde baskılarda bulunmasını ve şarkının duygusunu dinleyicilere aktarabilmesini severdi. Bundan ötürü de son gazino programlarını senelerce çalıştığı Ajda Pekkan yerine Nükhet Duru ile yaptı.

Zeki Müren’in en büyük mirası sence ne? Bugünlere kültür anlamında iyi bir miras bıraktığını düşünüyor musun?

Zeki Müren’in üzerine konuşulacak çok şey var. Bir kere şuna inanıyorum ki, Türkiye’deki “öbür tarafa intikal etmiş” birçok şöhretin mirası yönetilemiyor. Fakat Zeki Müren’i konu dışı tutuyorum, çünkü yaşadığı müddetçe bugünler için büyük yatırımlar yaptı. Ölümünden yıllar geçmesine rağmen hala Zeki Müren ile ilgili paneller, etkinlikler, sergiler de bence bu yüzden yapılıyor. Tabii ki bizler de takip ediyoruz. Ben, Zeki Müren’in sanat mirasının sıkı bir takipçisi olduğumu söyleyebilirim. Bilinçli ya da bilinçsiz yaptığı yatırımlar günümüzde de yerini bulmuş. Özellikle LGBT bireylerin bugünkü yaşantısında çok büyük katkıları var.

zeki-muren

Bugünün LGBT Dünyasına bakacak olursak, sence Zeki Müren’in mirasını yaşatabiliyor muyuz?

Bence yaşatıyoruz fakat LGBT Dünyası biraz geriden geliyor. Bu konuda da şöyle bir üzüntüm var. Her sene onur yürüyüşleri yapılıyor, büyük organizasyonlar yapılıyor ve sadece İstiklal Caddesi’nde yapılıyor. Yapılabilecek en düzgün yer seçiliyor tabi ki ama neden Onur haftalarında birkaç otobüs kaldırıp Zeki Müren’in Bursa’da bulunan mezarını ziyarete gitmiyorlar? Neden kabri başında anılmıyor? Bu anma da bir saygı göstergesi olmaz mı Zeki Müren’e? Zeki Müren’i sevmek sadece uzaktan olmaz ki! Sonuçta Müslüman bir ülkeyiz, kabir ziyaretleri bizim dinimizde var ve saygımız olan insanları ziyaret ediyorsak, bizden birinin kabrini ziyaret etmenin de uygun olacağını düşünüyorum. Tabi ki Sivil Toplum Kuruluşları bizden biraz daha ilerideler ve saygılılar Zeki Müren’in mirasını yönetme konusunda, çünkü bu miras çok büyük bir renk. Bir daha Türkiye’ye böylesi renkli bir star gelir mi bilmiyoruz. Vefatından sonra onun yerine koyabileceğim kimseyi görmedim.

Onun dışında bir gerçek daha var; LGBT’lerin gittiği kulüplerde hiç Zeki Müren çalmıyor. Her kulübün bir DJ’i var. Alsınlar bir şarkısını, remikslesinler. Zeki bey öldükten sonra Fourteen(14)’de senelerce final şarkısı bir Zeki Müren şarkısı oldu. O şarkıdan sonra kulüp kapanırdı zaten. İşte bu bir saygıdır. Belki bu fikri beğenmeyenler olabilir, fakat bence Zeki Müren ile bir kapanış yapmak çok keyifli olacaktır. Çünkü gecenin sonunda zaten içkilidir insanlar, kafalar biraz daha dumanlıdır ve o saatte Zeki Müren o kafaya güzel bir ciladır.

      Zeki Müren için daha çok şey yapılabilir. Mesela LGBT’ler, Zeki Müren’in albümlerini koleksiyon (case) olarak toplayabilirler. Çeşitli yerlerde yayınlatabilirler. Tabi çok daha fazlası da yapılabilir fakat yapılabileceklerin çok azı yapılıyor. Fakat GZONE ekibine teşekkürlerimi sunarım, siz bu konuda hassas davranıyorsunuz.

Bize Zeki Müren’i en iyi kim anlatabilirdi sizce?

      Rahmetli Ferdi Özbeğen de burada olsaydı bize Zeki Müren’i çok iyi anlatabilirdi. Ben Ferdi Özbeğen’in de mirasının iyi yönetilemediğini düşünüyorum. Umarım bu miras da kaybolup gitmeden iyi yönetilmeye başlanır, çünkü kendisi Türkiye’nin “Elton John”udur. Benim bildiğim şey birbirlerini çok sevdikleriydi. Zeki bey dinlerdi Ferdi beyi. Hatta kulüp’e bir arada gittikleri zaman onun şarkılarının daha çok çalınmasını isterdi. Ferdi beyin şarkılarının onu dinlendirdiğini söylerdi.

Peki senin için Zeki Müren tam olarak ne ifade ediyor?

      Sanatçı olarak bir ikon, LGBT bireyi olarak bir idoldür. Onun nasihatları, insanlara yaklaşımları benzersizdi. Son zamanlarında aynı kulüpte sıkça bir araya gelirdik. Bir keresinde beni yanına çağırıp verdiği nasihatler hayatımda hep karşıma çıktı. Ama benim Zeki Müren’e bir kızgınlığım var. Her şeyden vazgeçmesi, hayata küsmesi ve aramızdan ayrılması çok erken oldu. Çünkü Zeki Müren’in bağışladığı mirası ve miktarını biliyoruz Türk toplumu için. Aslında Türk toplumundan kazandığı parayı yine Türk toplumuna bırakmış oldu. Fakat kendisi için hiçbir şey yapmadı, sadece çok küçük bir miktarıyla bile İsviçre’de bir kliniğe yatıp tedavi olabilirdi.

Zeki Müren

“Beni sadece Zeki olduğum için seven hiç kimse yok” demişti…

      Hayata da kırgındı Zeki Müren. Ben “Paşam niye böyle şeyler yapıyorsunuz?” dediğimde “Tunç’cuğum bunları yapmasam ne değişecek? Çünkü beni Zeki olduğum için seven hiç kimse yok Türkiye’de. Hep “Zeki Müren” diye sevildim ve bana yanaşan herkes ufak sohbetlerin sonrasında beklenti içersine girmeye başladı. Şöhret olduktan sonra beni ben olarak seven dostlarım olmadı. Kimse beni gerçekten sevemezken ben de sahtekârlık yapamazdım elbet. Onun için ipin ucunu bıraktım, ne olursa olsun.” demişti. Bu cevabı da beni çok gücendiriyordu.

      Aldığı kilolar, evine kapanması ve yardımcılarının yaptığı kötü şeyler onu ölüme sürükledi. Keşke bu kötü süreç hiç gerçekleşmeseydi ve keşke yardımlar alsaydı. Hayatının son demlerinde her şeyden vazgeçmişti. Bu vazgeçişlerin sonucunda da istemediği bir fiziksel yapıya ulaşmıştı. O halinden de hiç memnun değildi.

      Türkiye’de ilk Marka Yönetimi yapan kişilerden biri Zeki Müren’dir. Bu konuyu da sormak istiyoruz size?

      O zamanlar markalaşma diye bir şey yoktu ama ismini bir marka haline getirip onu da çok iyi yönetmiştir. Bugüne de bakarak bir şey söylemem gerekirse; şimdiki starlarımız bir reklam filminde oynuyorlar. Biz de bakıp “şu markanın reklamında oynamış” diyoruz. Yani çok ilgilenmiyoruz. Fakat Zeki Müren, ALO adında bir deterjan firmasının reklamında oynadığı zaman bizler reklamları seyrediyorduk Zeki Müren çıksın da görelim diye. O zamanlarda Zeki Müren’i de görmek öyle çok kolay değildi. Şimdiki gibi istediğin her an göremiyordun starları.

Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna makyaj ve broşla katılmasının getirdiği yankıları hatırlıyor musun?

      Fahri Korutürk diye bir cumhurbaşkanımız (1973-1980) vardı. Her sene sanatçılar için bir resepsiyon düzenlerdi. Bu resepsiyonlara da Zeki Bey, Ajda Pekkan ile giderdi. Haftasonu gazetesinde okuduğum haberde Zeki Müren’in fotoğrafını gördüm. Smokin giymişti, üzerindeki papyonun ortasına da incili küçük bir kelebek broşu takmış ve makyajlı haliyle gitmişti. Gazetede “Zeki Müren’e adab-ı muaşeret öğretelim” başlığıyla yayınlanmıştı. Haberin detayında ise Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna böyle gidilmeyeceğini, bu kadar marjinal detayların böyle bir davete yakışmadığını ve Zeki Müren’in saygısızca bir davranışta bulunduğunu yazmıştı. Seneler sonra bir araya geldiğimizde derin muhabbetlerimiz sırasında bu haberi sormuştum kendisine; “Paşam neden o zamanlar bu haberi tekzip etmediniz?” dedim.  Çünkü Zeki Bey için yazılmış kötü bir yazıydı ve ben de okurken çok üzülmüştüm. Aslında Fahri Bey de Zeki Bey’i hiçbir şekilde kapıdan geri çevirmemişti. Bana “Gazete, koyduğu fotoğraflarla zaten kendini tekzip etti. Davette Cumhurbaşkanımızın ilk önce elini sıktığım, daha sonra da muhabbetimizin fotoğrafları yer alıyor. Fahri Bey beni olduğum gibi kabul etmişti. Bir buçuk saatlik resepsiyonun kırk beş dakikasını bana ve Ajda hanıma ayırması aslında bu konuya bir cevaptır. Ben gazeteyi tekzip etsem ne olur, etmesem ne olur? Ben hayatım boyunca tekzip müessesesini tanımadım. Eğer tanımış olsaydım o zaman Zeki Müren olamayacaktım. Hakkımda yazılan hiçbir kötü yazıya da cevap vermedim ve vermeyeceğim.” demişti.

zeki muren

“Zeki Müren yaşasaydı Gezi’ye destek vermezdi, taraf olmazdı, ortada durur uzlaşı arardı…”

      Peki Zeki Müren günümüzde yaşasaydı gezi direnişine/eylemlerine destek verir miydi?

      Vermezdi. Kutuplaşmaların olduğu yerlerde orta tarafta durmayı severdi. Çünkü o dönemde orta tarafta durmak zorundaydı. Bundan tahminle Gezi’ye destek vermeyeceğini düşünüyorum. Gezi’ye destek vermese bile öyle bir söylem ile karşımıza çıkardı ki, çok barışçıl, uzlaşmacı, herkesin kendi tarafında aydınlanabileceği öğütler olurdu bu söylemler.

      Günümüz Türkiye’sindeki siyasi gidişat ve Türkiye’nin muhafazakârlaşması konusunda nasıl bir tavır sergilerdi?

      Bir taraf seçmezdi.

      LGBT Onur yürüyüşlerine katılır mıydı sence?

      Sanıyorum ki, onur yürüyüşlerine de katılmazdı. Türkiye’de hiçbir star onur yürüyüşünde, hele ki LGBT birey olarak yürümez. Eğer yürürse de bir star olarak yürür. Fakat LGBT olmak özellikle onun yaşadığı zamanlarda “tü-kaka” ilan edilmiş bir şey olmasaydı tabi ki de LGBT kimliğiyle starlar da katılırdı yürüyüşlere. Zeki Bey’de aynı şekilde, olumsuz tepki almak istemezdi. Zeki Bey, yaptığı her şeyi önce ufak dozlarda aşılamayı severdi. Yaptığı şeyleri ufak ufak, alıştıra alıştıra anlatırdı. İnsanlara karşı o kadar saygılıydı ki, kimsenin ona karşı terbiyesizce bir tavrı olamıyordu bile.

      Şöhreti sırasında birçok insanı incittiği veya kırdığı doğru, ama şöhret de böyle bir şey. Ama toplum düzeyinde asla en ufak bir saygısızlık göstermedi. Kırdığı kişiler de onun şöhretinden faydalanmak isteyen, çıkar peşinde koşan insanlardı. Zeki Bey, bu insanları sadece yok saymıştır. Özellikle kimseyi kırmak için fazladan bir çaba sarf etmemiştir.

“Selami Şahin’e küs olarak öldü…”

      Peki yalnız mıydı?

      Yalnızdı. Zaten şarkılarında da hep söylüyordu “yalnızların yalnızı” olduğunu. Stüdyo kayıtları olmadığı her gece kulübe gelirdi. Otururdu ve kulüpteki herkesle tek tek konuşur ve ilgilenirdi. Onunla ilgilenen birileri olduğunda onlara asla saygısızlık yapmazdı. Sevmediklerine karşı da birtakım paravanları vardı. Mesela oturduğu masanın önünde vazolar içerisinde çiçekleri olurdu ve sevmediği insanlar ne taraftaysa o vazoları oraya doğru çekerdi. Benimle konuşan Zeki Müren, çok iyi bir insandı.

      Küs ve kırgın olduğu insanlar vardı. Mesela Selami Şahin’e küs olarak öldü. Bütün albümlerini Selami Şahin’in müzik firmasından çıkarırdı. Zeki Bey rahmetli olmadan önce Selami Şahin kendisine gitmiş ve “Paşam, bir albüm yapalım ama yayınlamayalım. Siz öldükten sonra yayınlayalım” demiş. O konuşmadan sonra Zeki Bey’in hiçbir şekilde Selami Şahin’le ilişkisi kalmamış. Bu olayı da her zaman büyük bir vefasızlık örneği olarak bizlere anlattı. Yaşadığı zamanda kendisinden beklenen çıkarları biliyordu, ölüsünden de beklenen çıkarları duyunca zaman içerisinde kahrından öldü.

zeki-muren

      Onun ölümünden sonra neler yaşadın?

      Ben Zeki Bey öldüğünde, Bursa’da cenazesindeydim. O gün Ulu Cami’den mezarlığın olduğu yere kadar bir konvoy vardı. Zeki Müren’in cenazesi, Türkiye’de görülebilecek en büyük cenazeydi. İnsanlar Türkiye’nin her yanından otobüslerle akın akın gelmişlerdi. O gün camide olanlar mezarlığa, mezarlıkta olanlar da camiye gidemedi.

      O öldüğünden beri Bodrum’a gidiyorum, Penguen Pastanesi’ne oturuyorum ve Zeki Bey’in de her gün en çok severek yediği “rokoko adisebaba”  pastasından her sene bir tane yiyorum. O pastaların tadı onsuz çok kötü geliyor, çünkü Bodrum onunla çok keyifliydi. Onun zamanında Bodrum’da LGBT’ler için özel barlar vardı. Meryem Ana, Aralık Bar’a giderdi, biz de oralara giderdik. Hiç ötekileştirmeden, rahatça eğlenirdik. Zeki Müren, her gittiği yerdeki yaşayan LGBT’ler için onlara birer cennet yaratıyordu ki yaşamlarını rahatça sürdürebilsinler. E tabi o artık olmayınca bu cennetler de yok oldu.

BU AÇIKLAMALARIN TAMAMI GZONE DERGİ – ZEKİ MÜREN ÖZEL Sayısında

GZONE DERGİ’NİN “ZEKİ MÜREN ÖZEL-ARALIK 2015” SAYISINI

AŞAĞIDAKİ BAĞLANTILARDAN ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ…

(Aralık 2015 sayımız, Google Play ve IOS App Store Uygulamalarımız bakımda olduğundan, üstten “Read Now” a ya da alttaki kapak görselimize tıklanarak, ISSUU üzerinden her türlü mobil cihazdan kolayca okunabilir)

Aralik2015

gzone indir ikon

google

apstore(Aralık 2015 sayımız, Google Play ve IOS App Store Uygulamalarımız bakımda olduğundan, üstten “Read Now” a ya da dergi kapak görselimize tıklanarak, ISSUU üzerinden her türlü mobil cihazdan kolayca okunabilir)

 

Ayrınca Bakın

can-gox

CAN GOX: HOMOFOBİ DÜNYANIN EN BÜYÜK HASTALIĞI

GZone Dergi Kasım 2017 sayısında, kendi tarzını “Anadolu Blues” olarak tanımlayan Can Gox de var.  ...