HAKAN EREN: MÜZİĞİN EFSANELERİNE YAŞARKEN HAK ETTİKLERİ DEĞERİ VERMELİYİZ, ÖLDÜKLERİNDE DEĞİL!

GZone Dergi’nin 90’lar Özel sayısı için, bu konunun, müzik alanında Türkiye’de en yetkin isimlerinden biri olan prodüktör, plak koleksiyoncusu ve Dj Hakan Eren’le görüştük. GZone’un ilk senesinde nostalji yazılarıyla dergimize renk katan Hakan Eren’le yaptığımız bu keyifli röportajı aşağıda okuyabilirsiniz. 

-Nasıl bir çocukluk ve gençlik geçirdin. Plaklarla ve kasetlerle iç içe miydin?

Benim çocukluğum Diyarbakır’da geçti. Sonrasında dokuz yaşında İstanbul’a geldim. Evimizde daima plaklar bulunurdu ve elime aldığım ilk plakların Kamuran Akkor ‘Reyhan’ ve Ajda Pekkan ‘Ben Bir Köylü Kızıyım’ olduğunu hatırlıyorum. İlk öğrendiğim şarkılardı bunlar. Bu tarihler de kasetlerin yavaş yavaş moda olmaya ve çok kullanılmaya başladığı tarihlerdi yani 70’lerin ortaları. Plakçıya listeler sunulurdu ve plaktan kasete doldurmalar o dönem yapılırdı. Evet plak ve kasetlerle iç içeydim ama en önemlisi o tarihlerde gerçek müzik dergileri vardı. HEY dergisi ile büyüdük. Bize müziği ve sanatçıyı sevdiren dergilerdi. Şimdi böyle etkin dergiler yok artık ve bu bence müziğimiz adına bu bir eksiklik.

-Elektrik mühendisliği geçmişinden sonra radyo programcılığı, dj’lik, yapımcılığa geçmeye nasıl karar verdin?

Yirmi sene elektrik mühendisliği yaptım ve mühendislikten emekli olunca bıraktım. Mesleğimin son dönemlerinde başlayan radyo ve müzik hayatım hızla ilerlemeye başladı. Yetişemez oldum mühendisliğe açıkçası. Ben bir plak koleksiyoneriyim sonuçta ve beni radyo programcısı yapmalarının kaynağı arşiv sahibi olmam. Bu sene yirmi seneyi bitirdim radyoculuğumda. Başladığım günden beri Radyo D 104.00’yim ve aynı anda uzun süre TRT-Fm’de de radyo programları yaptım. Aslında ben karar vermedim tesadüfen başladım radyo programcılığına ve yayıncılığına. Türkiye’de hobisini mesleğe çevirmiş ender isimlerdenim diyebiliriz. Radyo programı ‘Bir Zamanlar’ ile başlayan müzik hayatım Dj’lik, sunuculuk, TV programcılığı, prodüktörlük, editörlük ve sahne menajerliğine kadar uzandı bugüne kadar.



-Sadece radyo programların ve DJ’liğin değil, yapım şirketinle de eski cevherlerin ortaya çıkmasını sağladın. Sana “Nostalji’yi dirilten adam” diyorlar. Buna katılıyor musun? 

Ossi Müzik’i kurduktan sonra nostaljiye daha çok hizmet ettiğim doğrudur. ‘Türk pop müziği arkeloğu’ diyorlar bana, ben de duydum. Hoş ve gurur verici bir durum aslında. Düşünsenize çocukluğunuzda ve gençliğinizde peşinde koştuğunuz efsanelerle çalışıyorsunuz. Ama hemen burada şunu söyleyeyim. Tamam çok çalışmalar yaptım nostaljiyi gündeme getirmek için ama ‘Issız Adam’ filmi işimin zirve noktasıydı. ‘Anlamazdın’ şarkısı ve Çağan Irmak sayesinde gençler nostaljiye yöneldiler ve plakları keşfettiler. Düşünsenize şimdi plak basıyoruz ve artık CD ‘den çok daha talep görüyor plaklar.

– Analog’tan Djital’e geçiş sırasında pek çok eserin korunmasını ve yeniden dağıtımını sağladın. Eski şarkıların yeniden değerlenmesi senin için neden bu kadar önemliydi?

Onlar benim için çok değerli bir müzikal hazine. O eserler benim ‘çocukluğum’ idi. Ben 70’lerin şarkıları ile büyüyüp müziğe aşık oldum. 70’lerin şarkılarında gerçek aşk, kaliteli müzik, müthiş sözler ve hümanistlik vardır. Şimdi bunlar olmadığını ve müziğimizin başka yöne kaydığını düşünürsek ve hatta artık gençlerin digital platformlardan müzik dinlediğini göz önüne alırsak. Bu efsane şarkıların digital platformlardan dinleyiciye ulaşması gerekiyordu ben de onu sağlamaya çalıştım sadece.

-70’ler 80’ler ve 90’larda parlayan, daha sonra ortada gözükmeyen özlediğimiz isimlerle sahne çalışmaları ve etkinlikler de yapıyorsun. Buna nasıl karar verdin ve ne gibi tepkiler alıyorsun?

Eski albümleri CD’lere aktarma çalışmaları sırasında Tünel Babylon’da yaptığım albüm tanıtım partileri benim hem Dj’liğe başlamama hem de bu tür sahne projelerine başlamama neden olmuştur. Çünkü oradaki organizasyonların akabinde nostaljik eğlenceler üzerine gelen tekliflerle sahne çalışmalarına ve projelere başladım. O kadar isimi sahne ve albüm çalışması yapmaya ve sektöre geri dönmesine olanak sağladım. Onları tekrar sahnede izlemek beni duygulandırıyor ve seyrederken gözyaşları döktüğüm doğrudur. Bakın bir efsane isimi kaybedince herkes sosyal medyada anıyor ve üzülüyor. Bu isimlere yaşarken o değeri verelim lütfen. Öldüklerinde değil.



-Özlediğimiz isimlerle yeni çalışmalar yapmaya gayret ediyorsun. Bu isimlerin yetmişler, seksenler ve doksanlar sonrasında şimdiki zamana ve müzik piyasası koşullarına ayak uydurmaları zor oluyor mu?

Doğruyu söylemek gerekirse zor oluyor. Hem onlar için hem benim için. Şartlar değişti, müzik anlayışı değişti ve sektörde çok şey değişti o günlerden bugüne. Çağa ayak uydurmak gerekiyor. Gençlerin dikkatini çekebilmek için onlara hitap edecek bir tarz ile yeni bir şey yapmalısın. Yoksa yapılan iş demode kalmış oluyor. O yüzden mümkünse bunu sağlamaya çalışıyorum efsanelerle bir şey yaparken. Ama hepsini ikna edebiliyor muyum? Tabii ki hayır.

-Yetmişleri, seksenleri ve Doksanları yaşamış biri olarak o dönemdeki ve şimdiki müzik piyasasındaki farklar sence neler? Üretim kalitesi, şarkıcının ilgi görmesi, yaygınlaşması gibi konularda özellikle?

Bana sorarsanız fark eden tek şey sektörde oluşan değişimlerdir. Yani müziğin tamamen digital platformlara kayması özellikle. Şarkılarda değişim var lafını pek kabul etmiyorum. Şöyle açıklayayım..

Şarkı sözleri yaşanmışlıkları anlatır öncelikle. Hepimizin hayatında olan ve olabilecek yaşanmışlıklar şarkı sözlerine dökülür. 70’lerde hayatı ve aşkları nasıl yaşıyorsak onlar dökülmüş söz olarak şarkılara. Şimdi hayatı ve aşkları nasıl yaşıyorsak onlar yansıyor şarkı sözlerine. Müziğe gelince, 70’lerde 80’lerde de en yeni soundlar en yeni akımlar yapılan şarkılara yansımış. En son teknoloji ne ise onlar var şimdi ki şarkılarda. Akustik müzik hakim 70’lerde çünkü teknoloji ona müsaitti. 90’larda yavaş yavaş elektronik müziğe geçiş vardı çünkü teknoloji gelişmişti. Şimdi ki şarkılarda da teknolojinin son yenilikleri yansıtılıyor şarkılara ve bu çok normal. Şunu diyebilir belki eski şarkılarda bir melodi vardı şimdi ki şarkılar ritm üzerine kuruluyor. Ama bu arada bu tarz özgün şeyler yapan yeni isimlerde aralardan sıyrılıyor ve ilgi görüyor.

-Kendin şarkı söylemeyi düşündün mü?

Müzik konusunda ben işin mutfak kısmında çalışmayı daha çok seviyorum.
Şunu söyleyeyim öncelikle bu konuda. Ben radyo programcısı ve sahne sunucu olmayı hayal bile etmedim hiç bir zaman. Bundan 21 yıl öncesinde bana sorsanız şimdiye kadar yaşadıklarım hayallerimde ve ideallerim arasında yoktu. Kendimi bu işlerin içinde buldum o ayrı. Hayatımda hiç şarkı söylemeyi düşünmedim çünkü öyle bir yeteneğim yok. Teklif gelmedi mi, çok geldi ama haddimi bilen bir insanım. Neşe Karaböcek ve diğer efsanelerin arkasında vokale eşlik ettiğim oluyor. Ama yanımda profesyonel bir vokalist varsa yaparım çünkü ben o işi hakkı ile yapamam. Vokalistlik zor bir iş aslında biliyor musunuz?
Şarkıcılığı hiç istemem ama oyunculuğu kaç kez denedim o daha keyifli geldi bana. En son Yeşim Salkım ile ‘Eğreti Gelin Ladik’ filminde rol aldım ve Yeşim ile birlikte rol aldığımız sahne çok konuşuldu.



-Önümüzdeki günlerdeki yeni projelerinle ilgili bize tüyolar verebilir misin? Ne gibi sürprizler bekliyor bizi?

Yılbaşına kadar yayınlayacağım çok proje var doğrusu. Nostalji albümleri eskisi kadar üretmesem bile şu anda Şenay ve Rüçhan Çamay albümleri üzerinde çalışıyorum. Vakit bulabilirsem ‘Bir Zamanlar-6’ yı yapmam lazım. Yeni isimlere fırsat verip yeni prodüksiyonlarda yapıyorum uzun zamandır. Alper Aksoy gibi yepyeni bir isimi sektöre kazandırmaya çalışıyorum. Altı aydır onun single çalışması ile uğraşıyorum. Demet Sağıorğlu, Jale, Yeşim Salkım & Ercüment Vural, Rıza Cumhur Demir, Semiha Yankı ve Işıl Yücesoy’un yeni single çalışmalarını yayınlayacağım. Çocuk Diskosu-2 projesini yapmak istiyorum, döneminde ilki ses getirmişti ve çocuk projemin devamını getirmek istiyorum. Bu arada Bir Zamanlar partilerine devam ederken Gazino Show gösterileri ile Şimdi 90’lar konserlerine de devam edeceğim önümüzdeki günlerde.

https://track.adform.net/C/?bn=47497305 1x1 pixel counter :